Davacı üçüncü kişi şirket vekili, 26.02.2016 tarihli haciz esnasında müvekkili şirket tarafından imal edilen tekstil ürünlerinin haczedildiğini, müvekkili şirketin haciz adresini mülk sahibi ... ...'dan kiraladığını öne sürerek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, borçlu şirket ile üçüncü kişi şirket arasında alacaklılardan mal kaçırmak amacı ile muvazaalı işlemler yapıldığını, aynı takip dosyasında 18.05.2012 tarihinde haczedilen menkul mallar için davacı şirketin istihkak iddiasının kaldırılması talebi ile açtıkları davanın kabulüne karar verildiğini, anılan kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı borçlu şirket usulüne uygun tebligata rağmen yasal süresi içerisinde cevaplarını bildirmediği gibi duruşmalara da katılmamıştır.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; hükme esas alınan bilirkişi raporları uyarınca mahcuzların üçüncü kişi şirkete ait olduğunun anlaşıldığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, davalı alacaklı vekilince İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuştur.
... Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesinin 19.04.2017 tarihli ve 2017/581 Esas, 2017/851 Karar ... kararı ile; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi üzerine; istinaf kararı davalı alacaklı vekili tarafından bu kez temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK'nin 96 ve devamı maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre; davacı üçüncü kişi şirketin borcun doğum tarihinden sonra 09.01.2012 tarihinde haciz adresinde kurulduğu, borçlu şirket adına çıkarılan ödeme emrinin ise bu tarihten sonra 24.01.2012 tarihinde haciz adresinde tebliğ edildiği, dava konusu haciz esnasında borçlu şirket yetkilisi ...'ın gelip ödeme için süre istemesi üzerine haciz işleminin sonlandırıldığı, aynı takip dosyasında 18.05.2012 tarihinde yapılan hacze ilişkin olarak davalı alacaklı tarafça açılan davada ...
3. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2012/350 Esas 2012/688 ... kararı ile; haciz adresi fabrikada borçlu şirketin işçilerinin çalışmaya devam ettikleri, davalı borçluların borcun doğumundan sonra ve haklarında başlatılan icra takibinden 10 gün önce kendilerine ait olan fabrika binası ve arsasını üçüncü şahıslara satarak devrettikleri, istihkak iddia eden FYG Mağazacılık Ltd Ştinin 09.01.2012 tarihinde kurulduğu ve fabrika binasını kuruluşundan 1 gün sonra 10.01.2012 tarihinde kiraladığı, borçlu şirket hakkında bir çok icra takibi bulunduğu,
davalı FYG Mağazacılık Ltd Ştinin bu durumu bilmediğini ileri sürmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı, borçlu şirketin mali durumunun bilindiği, tekstil fabrikasının satışının ve kiralanması işleminin muvazaalı olduğu gerekçesi ile davanın kabul edildiği, kararın 17. Hukuk Dairesinin 2014/18132 Esas 2015/2420 Karar ... ilamı ile onandığı, bundan ayrı olarak Dairemizce aynı gün karar düzeltme incelemesi yapılan 2017/14035 Esas ... dosyası içeriğine göre; dava konusu haciz adresi borçlu şirkete ait iken, üçüncü kişi şirketin kuruluş tarihi olan 09.01.2012 tarihinde dava dışı ... ...'a satıldığı,
borçlu şirketin adres değişikliğinin ticaret sicil kayıtlarında tescil tarihinin de 09.01.2012 olduğu, üçüncü kişi şirketin ise kuruluşundan bir gün sonra haciz adresi işyerini dava dışı ... ...'dan Noterde aynı tarihte tasdik olan 10.01.2012 tarihli sözleşme ile 5 yıllığına kiraladığı, borçlu şirket ile üçüncü kişi şirket arasında 10.01.2012 tarihinde adi yazılı geçiçi iş ilişkisi sözleşmesi düzenlendiği, borçlu şirket işçilerinin, borçlu şirketin içine düştüğü ekonomik sıkıntıdan etkilenmemeleri için üçüncü kişi şirkete İş Kanunu 7. madde uyarınca ödünç olarak verilmesinin kararlaştırıldığı,
anılan sözleşmede ödünç veren borçlu şirketin işçilere ücret ödeme yükümlülüğünün devam ettiğinin ve üçüncü kişi şirketin borçlu şirket ile birlikte işçi ücretlerinden sorumlu olduğunun düzenlendiği, karar düzeltme incelemesine konu emsal dosyada Mahkeme gerekçesinde yer verilen 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/277 esas ... tasarrufun iptaline ilişkin dosyası kapsamında; her iki şirketin aynı kişilere ihracat yaptığı, üçüncü kişi şirketin borçlu şirketin yüklü miktarda borcunu üstlendiği, borçlu şirketin faaliyetini muvazaalı olarak sürdürdüğü,
gerçekte borçlunun ihracattan gelen paralarının alacaklılardan kaçırıldığı tespit edilerek tasarrufun iptali talebinin kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.
Bu kapsamda İİK 97/a maddesinde düzenlenen mülkiyet karinesi borçlu dolayısıyla alacaklı yararına olup, ispat yükü altında olan ve karinenin aksini her türlü delille kanıtlama olanağına sahip davacı üçüncü kişinin, karinenin aksini güçlü ve inandırıcı delillerle ispatlayamadığı anlaşılmakla, bu koşullarda, istihkak iddiasının, alacaklıdan mal kaçırmak amacıyla danışıklı olarak ileri sürüldüğünün ve muvazaalı işlemler yapıldığının kabulü gerekir. Bu nedenlerle Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önüne alınarak, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesi nedeniyle istinaf talebinin kabulü yerine esastan ret kararı verilmesi doğru görülmemiştir
SONUÇ; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 ... HMK'nin 373/1. maddeleri uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen nedenle BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.06.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.