KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2017/2517 E., 2017/11357 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Eylül 2017
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
294 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı dava dilekçesinde; davalı Rasiye Alakaz'ın eski eşi ... müşterek çocukları olarak göründüğü, ancak Rasiye'nin Durkadın ile kendi babası Halil'in gayrimeşru ilişkisinden doğan kız kardeşi olduğunu, davacı ile Rasiye arasındaki nesebin reddi ile kaydın iptaline karar verilmesini istemiş, mahkemece davanın TMK.nun 286. maddesine göre bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, soybağının reddi istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Görevin Belirlenmesi ve Niteliği başlıklı 1. maddesinde mahkemelerin görevinin ancak kanunla düzenleneceği ve göreve ilişkin kuralların kamu düzeninden olduğu belirlendiğinden bu husus mahkemelerce yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gerekir.
Davada, Türk Medeni Kanununun 286 ve devamı maddelerinde düzenlenen soybağına itiraz isteminde bulunulmuştur. 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 4. maddesinde 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun ikinci kitabından üçüncü kısım hariç olmak üzere (TMK m.118-395) kaynaklanan bütün davalarda aile mahkemesinin görevli olduğu hükme bağlandığı ve aile mahkemesi kurulmayan yerlerde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen asliye hukuk mahkemelerinde davanın aile mahkemesi sıfatı ile görülüp karara bağlanması gerekmektedir.
Bu nedenle, mahkemece göreve ilişkin bu kural re'sen gözetilip davaya aile mahkemesi sıfatıyla bakılıp sonuçlandırılması gerekirken, asliye hukuk mahkemesi olarak yargılamaya devamla davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2017/2517, K. 2017/11357, 21 Eylül 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama