KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2017/3054 E., 2017/6907 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Mayıs 2017
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Vakıf (Yönetim Kurulu Kararının İptali İstemli
Karar Metni
496 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili, katılma yolu ile duruşmasız olarak davacı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 09.05.2017 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalı vekili Avukat ... ve davacı vekili Avukat ... geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, bu kez 11.05.2017 tarihinde dosya üzerinde inceleme yapılmasına karar verilerek dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Dava dilekçesinde, davacının vakıf yönetim kurulu üyesi olarak sekreter-sayman görevine son verilmesine dair 11.03.2015 tarihli vakıf yönetim kurulu kararının yok hükmünde olduğu, ıslah dilekçesi ile de, vakıf yönetim kurulu üyeliğinin devam ettiğinin tespiti istenmiş, mahkemece, 11.03.2015 tarihli vakıf yönetim kurulu kararının yok hükmünde olduğunun tespitine diğer istemlerin reddine karar verilmiştir.
Dava, vakıf kurucu üyelerinden davacının, vakıf yönetim kurulundaki görevlerine son verilmesine dair yönetim kurulu kararının yok hükmünde olduğu ile yönetim kurulu üyeliğinin devam ettiğinin tespiti istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 6. maddesinde; genel yetkili mahkemenin, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğu, yerleşim yerinin, Türk Medenî Kanunu hükümlerine göre belirleneceği, 14/2. maddesindede, vakıf ile üyeler arasındaki davaların vakıf merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemede bakılacağı, 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun 51. maddesinde ise, tüzel kişinin yerleşim yerinin, kuruluş belgesinde başka bir hüküm bulunmadıkça işlerinin yönetildiği yer olduğu, 106.maddeye göre vakıf senedinde vakfın ikametgahının (yerleşim yerinin) gösterilmesi gerektiği hükme bağlandığından; dernek, şirket, kooperatif veya vakıfların ikametgahını (yerleşim yerini) tüzük, anasözleşme veya vakıf senedine göre kolayca tespit etmek mümkündür.
Somut olayda, davacının davalı vakfın yönetim kurulundaki görevlerine son verilmesine dair kararın yok hükmünde olduğunun tespiti için Bakırköy 10. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde dava açıldığı, davalı vakfın senedinde merkezinin Sarıyer/İstanbul (İstanbul Adliyesi yargı çevresinde) olarak belirtildiği anlaşılmaktadır.
Vakıflarla ilgili mevzuatta düzenlenen vakıf ile üyeler arasındaki davaların vakıf merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemede bakılacağına dair yetki kuralı kesin nitelikte olup kamu düzenine ilişkin olduğundan her zaman mahkemece re'sen gözönüne alınması gerekir.
Bu durumda mahkemece, kesin yetki kuralı gereği vakıf merkezinin bulunduğu İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesinin yetkili olduğu gözetilerek dava dilekçesinin yetkisizlik nedeniyle reddine karar verilmesi yerine, işin esasına girilerek davanın kısmen kabulü doğru görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2017/3054, K. 2017/6907, 11 Mayıs 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama