KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2017/7048 E., 2018/8538 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Mart 2018
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Boşanmanın ve Dul Olarak Öldüğünün Tespiti
Karar Metni
429 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacının murisi ve teyzesi ...'nin, 02/01/1974 tarihinde eski eşi ...'dan boşanmış olarak öldüğü halde halen nüfusta evli olarak gözüktüğünü, ...'ın, ... ile evlendiği 11/04/1952 tarihinden sonra 21/12/1960 tarihinde ... ile evlendiğini, müvekkilinin murisi ...'nin dava dışı Hüseyin'den boşandıktan sonra başka bir evlilik yapmadan 02/01/1974 tarihinde dul olarak vefat ettiğini, nüfus kayıt sisteminde ... vatandaşlık numarasında ... ve... olarak iki nüfus kaydı çıktığını, bu kayıtlardan ... olan kaydın murisin boşandığı kocası Hüseyin'in soyadının ... olması nedeniyle silinmesi gerektiğini ileri sürerek,
...'nin ...'dan boşanmış olması nedeni ile boşanmış (dul) olarak öldüğünün tespitine ve nüfus kaydının (boşanmış) olarak düzeltilmesine, mükerrer olan ...'a ait nüfus kaydının silinmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, talep yönünde karar verildiği taktirde hukuki durumları ve mirasçılık sıfatları etkilenecek olan kişilerin tespiti ile davaya katılımlarının sağlanması için verilen sürede gereğinin yerine getirilmemesi nedeni ile dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davacının teyzesi ... (...) ...'ın 11.04.1952 tarihinde ... ile evlendiği, nüfus kayıtlarında boşanma tarihinin görünmediği, eşi ...'ın 21.12.1960 tarihinde ... ile ikinci evliliğini yaptığı,...'ın ise eşi Hüseyin hanesinde kayıtlı iken 02.01.1974 tarihinde öldüğü anlaşılmaktadır. Dava, boşanmış olduğunun tespiti istemine ilişkindir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Görevin Belirlenmesi ve Niteliği başlıklı 1. maddesinde, mahkemelerin görevinin ancak kanunla düzenleneceği ve göreve ilişkin kuralların kamu düzeninden olduğu belirlendiğinden bu husus mahkemelerce
yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gerekir.
Dava, Türk Medeni Kanunu'nun 161. ve devamı maddelerinde düzenlenen boşanma ile ilgili olup, 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 4. maddesinde 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun ikinci kitabından üçüncü kısım hariç olmak üzere (TMK m.118-395) kaynaklanan bütün davalarda aile mahkemesinin görevli olduğu hükme bağlandığı ve aile mahkemesi kurulmayan yerlerde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen asliye hukuk mahkemelerinde davanın aile mahkemesi sıfatı ile görülüp karara bağlanması gerektiği dikkate alındığında;
davaya aile mahkemesinde bakılmak üzere görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, davanın HMK nın 114/1-b ve 115/2 mad gereğince dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2017/7048, K. 2018/8538, 8 Mart 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama