KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2017/9577 E., 2019/3062 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Mart 2019
- Mahkemesi
- İcra Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- İstihkak
Karar Metni
431 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın kabulüne dair kararın davalı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 26.10.2016 tarihli ve 2016/7863 Esas, 2016/14551 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmişti. Davalı üçüncü kişi vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı alacaklı vekili, 09.01.2015 tarihinde borçluya ait menkullerin haczedildiğini, borçlu ile üçüncü kişi şirket arasında organik bağ olduğunu, istihkak iddiasının alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak öne sürüldüğünü belirterek, davanın kabulü ile istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı üçüncü kişi vekili; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, borçlu ile üçüncü kişi şirket ortakları arasında birinci dereceden akrabalık ilişkisi olduğu, alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak hareket ettikleri, tüm bunların yanı sıra haciz adresi taşınmazın 1/3 hissesinin borçluya ait olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dairemizin 26.10.2016 tarihli ve 2016/7863 Esas, 2016/14551 Karar sayılı ilamı ile hükmün onanmasına karar verilmiş olup, onama kararına karşı davalı üçüncü kişi vekili, tarafından karar düzeltme talebinde bulunulması üzerine dosya yeniden incelenmiştir.
Dava, alacaklının İİK’nin 99. maddesine dayalı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
Bu tür davaların dinlenebilmesi için ön koşul, malın üçüncü kişi elinde haczedilmesi üzerine üçüncü kişi tarafından haczedilen mal üzerinde mülkiyet veya rehin hakkı gibi sınırlı bir ayni hakka vs. dayanarak istihkak iddiasında bulunulmasıdır. İstihkak iddiası, tüzel kişilerde tüzel kişiyi temsile yetkili organlarca, gerçek kişilerde ise ya kendisi tarafından ya da bu kişiyi temsile yetkili kişilerce ileri sürülebilir. Tüzel kişiyi veya gerçek kişiyi temsil yetkisi olmayan kişinin yaptığı iddia, geçerli bir istihkak iddiası sayılmaz.
Somut olayda, dava konusu 09.01.2015 tarihinde yapılan haciz sırasında üçüncü kişi şirket yararına istihkak iddiasında bulunan çalışanı ...’ın üçüncü kişinin ortağı ya da temsil yetkilisi olmadığı,anılan şahsın,üçüncü kişi yararına istihkak iddiasında bulunmaya yetkili olmadığı sabittir.Davalı üçüncü kişi tarafından hacizden itibaren İİK’nin 96/3. maddesinde belirtilen 7 günlük süre içerisinde yapılmış bir istihkak iddiası da bulunmamaktadır.
O halde davacı alacaklının İİK’nin 99.maddesi hükümlerine göre istihkak davası açmakta hukuki yararı olmadığından, 6100 sayılı HMK’nin 114/ h ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2017/9577, K. 2019/3062, 21 Mart 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama