KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2018/10335 E., 2018/13145 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Mayıs 2018
- Mahkemesi
- İcra Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- İstihkak
Karar Metni
397 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı 3. kişiler vekili, 11/08/2014 tarihinde müvekkiline ait adreste haciz işlemi yapıldığını, haczedilen menkullerin borçlu ile bir ilgisinin olmadığını, borçlu ile müvekkili arasında organik bağ olmadığını, menkullerin müvekkillerine ait olduğunu iddia ederek davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, istihkak davalarının asıl icra takibinin yapıldığı yer mahkemesi ile davalının yerleşim yeri mahkemelerinde açılmasının mümkün olduğu, yapılan haczi ifa eden ... İcra Müdürlüğünün talimat icra dairesi olduğu gerekçesi ile mahkemenin yetkisizliğine ve dava dilekçesinin yetki yönünden reddine, ... İcra Mahkemesinin yetkili olduğunun tespitine karar verilmiş; hüküm, davacı 3.kişiler vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK'nın 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Dava, 6100 sayılı HMK yürürlüğe girdikten sonra açılmış olup bu Kanun’da 1086 sayılı HUMK’nın 512. maddesine paralel bir düzenleme getirilmemiştir. Bu durumda İİK’nın yetkiye ilişkin 4, 50. maddeleri ve 6100 sayılı HMK’nın 5, 6. maddeleri uyarınca genel yetki kuralının uygulanması gerekir. Buna göre istihkak davalarının asıl icra takibinin yapıldığı yer mahkemesi ile davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılması mümkündür. HMK’nın 7/1. maddesi gereğince davalının birden fazla olması halinde davanın, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılması mümkündür.
Basit yargılama usulüne uygun yürütülen taşınır mala ilişkin istihkak davalarında yasaca kesin yetki kuralı öngörülmediğinden yetki itirazının HMK'nın 19/2. maddesi gereğince cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Kesin yetki kuralı olmadığı durumlarda, hakim doğrudan (re'sen) yetkisizlik kararı veremez. HMK'nın 19/4. madde hükmüne göre de, yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hale gelir.
Somut olayda, davalı tarafından yetki ilk itirazında bulunulmadığı halde, Mahkemece, re'sen yetki hususu değerlendirilerek yetkisizlik kararı verilmesi hatalı olmuştur.
Bu durumda, işin esasına girilerek, taraf kanıtları toplandıktan sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yetkisizlik kararı verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2018/10335, K. 2018/13145, 24 Mayıs 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama