KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2018/16245 E., 2019/11789 K.·İlk Derece
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Aralık 2019
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Dava türü
- Vakıf Yönetim Kurulu Kararının Geçersiz Olduğunun Tespiti İle Alacak
- Mahkemesi
- İstanbul Anadolu 15. Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
689 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İstanbul Anadolu 15. Asliye Hukuk Mahkemesi hükmüne karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması sonunda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş, bu kez davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını duruşma istemli olarak temyiz etmesi üzerine, davanın niteliği gereği duruşma isteminin reddine karar verilerek Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Dava ve ıslah dilekçelerinde, vakıftan ayrılan davacıya, davalı vakfın yönetim kurulu kararı ile bağlanan emekli aylığının emsallerinden düşük olduğu gerekçesi ile Vakıf Yönetim Kurulunun 12/09/2012 tarihinde yaptığı 7. toplantısında 'asgari emekli maaşı' uygulamasından vazgeçilmesi kararının davacı hakkında uygulanamayacağının tespiti ile eksik ödenen maaşının fer'ileri ile birlikte tahsilini istemiş; Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Davanın reddine dair ilk derece mahkemesince verilen karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi üzerine davacı vekili tarafından istinaf isteminin esastan red kararı temyiz edilmiştir.
04.06.1958 tarihli ve 15/6 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı gereğince, maddi olayları açıklamak taraflara ve ileri sürülen olayları hukuken nitelemek ve uygulanacak Kanun hükümlerini tesbit etmek ve uygulamak görevi hakime aittir. Nitekim 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 33. maddesinde hâkimin, Türk hukukunu resen uygulayacağı belirtilmiştir. Bu ilke gereği açılan davayı nitelemek ve açılmış bir dava hakkında doğru hukuk kurallarını bulup uygulamak hâkime düşen bir görevdir.
Dava, vakıf üyelik ilişkisinden kaynaklanan emekli maaşı miktarının belirlenmesine dair vakıf yönetim kurulu kararının davacı yönünden uygulanamayacağının tespiti ile eksik ödenen miktarın davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Vakıflarla ilgili açılan davalarda yetkili mahkeme belirlenirken 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda iki ayrı düzenlemenin dikkate alınması gerekmektedir.
Kesin yetki kuralının öngörüldüğü 14/2.maddede, özel hukuk tüzel kişilerinin, ortaklık veya üyelik ilişkileriyle sınırlı olmak kaydıyla, mevcut bir ortağına veya üyesine karşı veya bir ortağın yahut üyenin bu sıfatla diğerlerine karşı açacakları davalar için, ilgili tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkili olduğu bu özel ve sınırlı hal dışında kesin yetki kuralının mevcut olmadığı, maddede düzenlenen yetkinin, kesin nitelikte olup kamu düzenine ilişkin olduğundan Mahkemece yargılamanın her safhasında re'sen dikkate alınması gerekmektedir.
Kesin yetki kuralı dışındaki genel yetkili mahkeme ise, 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 9.maddesini karşılayan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6. maddesinde düzenlenmiş buna göre; yetkili mahkeme davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Ayrıca aynı Kanunun 19/4. maddesine göre de yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hale gelir. Hakim doğrudan (re'sen) yetkisizlik kararı veremez.
4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun 51. maddesinde; tüzel kişinin yerleşim yerinin, kuruluş belgesinde başka bir hüküm bulunmadıkça işlerinin yönetildiği yer olduğu hükme bağlanmıştır.
Dava konusu vakıf, 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun "tanımlar" başlıklı 3.maddesi gereği MÜLGA 743 Sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin yürürlük tarihinden sonra kurulmuş yeni vakıf"tır. TMK'nin 106. maddesi gereği vakıf senedinde vakfın yerleşim yerinin gösterilmesinin zorunlu olduğu, dosyada bulunan vakıf senedinin 3. maddesine göre vakfın merkezinin İstanbul (İstanbul Adliyesi yargı çevresinde) olduğu anlaşılmaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114. maddesi gereği yetkinin kesin olduğu hâllerde, mahkemenin yetkili bulunması dava şartı olup, dava şartlarının 115.madde gereği yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınması gerekir. Yine aynı Kanunun 19. maddesi gereği yetkinin kesin olduğu davalarda, mahkeme yetkili olup olmadığını, davanın sonuna kadar kendiliğinden araştırmak zorunda olduğu hükme bağlanmıştır. Bu durumda mahkemece, vakfın merkezi olan İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesinin vakıf üyeliğinden kaynaklanan davada kesin yetkili olması sebebi ile yetkisizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esasına girilip hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2018/16245, K. 2019/11789, 26 Aralık 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama