KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2018/6849 E., 2019/9800 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Kasım 2019
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Elatmanın Önlenmesi, Ecrimisil
Karar Metni
373 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, tarafların dava konusu taşınmazda müşterek malik olduklarını, ancak davalının taşınmazın ortasına 92 m2'lik bir bina inşa ettiğinden bahisle binaya yönelik olarak el atmanın önlenmesi ile ecrimisile ve birleşen dava ile de binanın kaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, taşınmazda imar sonucu paydaş olduklarından bahisle davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, 19.07.2016 tarihli 2 nolu celsede; davanın kabulüne, müdahalenin meni ile kal'ine şeklinde hüküm fıkrası kurulmuş; ancak gerekçeli kararda, kısa karardan farklı olarak 3.154 TL ecrimisile de hükmedilmiştir. Asıl dava; el atmanın önlenmesi ve ecrimisil; birleşen dava ise, kal istemine ilişkindir.
10.04.1992 tarihli ve 7/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, hakimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olmasını öngörmektedir. Kısa kararda hükmedilmeyen bir yükümlülüğün gerekçeli kararda hüküm altına alınmış olmasının çelişki teşkil etmediğini söylemek mümkün değildir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İBK'nın bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir.
Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm başka ise, bu durumun mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır. Öyle ki.
İBK ile bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde başka bir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir.
Açıklanan bu sebeple; hüküm, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 294/3. maddesine aykırılık teşkil ettiğinden 10.4.1992 tarihli ve 1991/7 Esas,1992/4 Karar Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı uyarınca, kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişkinin giderilmek ve önceki hüküm ile bağlı kalınmaksızın yeni bir hüküm kurulmak üzere kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2018/6849, K. 2019/9800, 4 Kasım 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama