KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2018/8955 E., 2018/14721 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Temmuz 2018
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Elatmanın Önlenmesi ve Ecrimisil
Karar Metni
454 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K... ARAR
Davacı vekili, müvekkilinin 89 parsel sayılı taşınmaza müşterek mülkiyet esaslarına göre kayden malik olduğunu, paydaşların bir araya gelerek 13.09.2010 tarihinde rızai taksim sözleşmesi yaptıklarını, davalının kendisine düşen kısma 2007 yılından bu yana tecavüzde bulunduğunu, 14.11.2011 tarihinde...Noterliğinde düzenlenen icar sözleşmesi ile Ataman ... isimli şahsa taşınmazı icara vermesine engel olduğunu,sözleşmenin feshine neden olduğunu, 2007 yılında biber, 2008 yılında buğday, 2009 yılında arpa, 2010 yılında domates, 2011 yılında buğday, 2012 yılında biber ekerek haksız kazanç sağladığını ileri sürerek elatmanın önlenmesine,
fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 3.000 TL ecrimisilin dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davaya konu taşınmazın paydaşlarından olduğunu, sunulan taksim sözleşmesinin sahte olduğunu, sözleşmeye hissedarların çoğunun imza atmadıklarını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kabulü ile 2012 yılına ait 3.876,46 TL. İcar bedeli, 2011 yılına ait 3.359,60 TL., 2010 yılına ait 3.101,17 TL., 2009 yılına ait 2.584,31 TL., 2008 yılına ait 2.067,44 TL., 2007 yılına ait 1.550,58 TL'den oluşan toplam 16.539,56 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir. Dava, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir.
1- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. HMK’nın 297. ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir.
Bu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına duyulan güven sarsılmış olacaktır.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 sayılı Kararı'nda da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiştir. Somut olaya gelindiğinde, Mahkemece gerekçeli kararda, sehven müdahalenin men’ine karar verilmesinin kısa kararda yazılmadığı belirtilmesine karşın yine gerekçeli kararda da sadece ecrimisil konusunda karar verilmiştir.
Bu şekilde kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişkiye yol açılması doğru olmadığından, kararın bu yönden bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre de, davalr vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2018/8955, K. 2018/14721, 2 Temmuz 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama