KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2019/5752 E., 2020/1901 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Şubat 2020
- Mahkemesi
- İcra Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- İstihkak
Karar Metni
481 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davalı alacaklı vekili ile davacı üçüncü kişi tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı üçüncü kişi vekili, müvekkiline ait işyerinde haciz yapıldığını mahcuzları çeşitli firmalardan 12 adet fatura karşılığı satın aldığını, müvekkilinin borçla bir ilgisi olmadığını, borçlunun halen Bandırma'da kurulu "Banvit" firmasında sigortalı ve ücretli olarak çalıştığını belirterek; istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı alacaklı, usulüne uygun tebligata rağmen davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece yapılan ilk yargılamada faturalarda belirtilen adresin, haciz adresi olduğu, davacının işyerini takibe konu borcun doğduğu tarihten önce işlettiğinin anlaşıldığı, ödeme emrinin haciz adresinde tebliğ edilmesi dışında, borçlunun işyeri ile fiili bağının olmaması nedeniyle menkullerin davacıya ait olduğunun kabulü ile menkul mallar üzerindeki haczin kaldırılmasına karar verilmiş, davalı alacaklı vekili hükmü temyiz etmiştir.
Dairemizin 14.03.2016 tarihli ve 2014/13228 Esas, 2016/4612 Karar sayılı ilamıyla borçluya ödeme emri tebliğ edilen adreste haciz yapılması nedeniyle mülkiyet karinesinin borçlu lehine olduğu ve üçüncü kişinin sunduğu delillerin karinenin aksini ispata elverişli olmadığı, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğinden bahisle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı üçüncü kişi ve davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK'nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir. 1. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere,mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp,değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Davalı alacaklı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Davanın esasına yönelik karar verildiğine göre, karar tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hacizli malların değeri ile alacak miktarından hangisi az ise onun üzerinden hesaplanacak nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekir.
Somut olayda, hacizli malların değeri 7.000,00 TL olup, toplam alacak miktarından az olduğundan vekalet ücretinin bu miktar üzerinden hesap edilmesi gerekirken davalı alacaklı yararına vekalet ücretine hükmedilmemesi doğru görülmemiştir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir nitelikte görülmediğinden 6100 sayılı HMK’nin ek Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’un 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2019/5752, K. 2020/1901, 27 Şubat 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama