KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2019/630 E., 2019/10733 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Kasım 2019
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Yargılamanın İadesi Talebi
Karar Metni
637 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine duruşma istemi değerden reddedilmiş olmakla, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Yargılamanın iadesini talep eden davalı vekili, tapu kütüğünde vekil edeni adına kayıtlı taşınmazların; harici satışa konu edilerek, hileli yollarla kısa sürede hükmen 3. kişiler adına tescilinin sağlandığını, olayla ilgili olarak Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunduğunu, yine dava konusu 261 ada 24 parsel sayılı taşınmaz hakkında davacılar tarafından daha önce açılan davalardan feragat edildiğini açıklayarak,
vekil edeni adına kayıtlı 261 ada 24 parsel sayılı taşınmazdaki hissenin iptali ile davacılar adına tesciline ilişkin Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 15.02.2011 tarihli ve 2011/28 Esas, 2011/22 Karar sayılı, 15.02.2011 tarihinde kesinleşen hükmünün, 6100 sayılı HMK'nin 375/1-(h) ve (ı) bentlerinde yazılı nedenlerle yargılamanın yenilenmesi yoluyla ortadan kaldırılmasını istemiştir.
Davacılar vekili, yargılamanın iadesi talebinde bulunan davalının iddialarının asılsız olduğunu açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Somut olayda, yargılamanın iadesi talep edilen Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 15.02.2011 tarihli ve 2011/28 Esas, 2011/22 Karar sayılı kararıyla davacıların tapu iptali ve tescil talebi, davayı kabul yetkisi bulunan davalı vekilince kabul edilmiş ve karar 15.02.2011 tarihinde kesinleşmiştir.
Bilahare davalı vekilince yargılamanın iadesi talebinde bulunulmuş ve yerel mahkemece yargılamanın iadesi talebi reddedilmiş olup, ilgili red kararına karşı yargılamanın iadesi talep eden davalı vekilince temyiz başvurusunda bulunulmuş, temyiz talebi Dairemizce kabul edilerek bozma yapılmış, Dairemiz bozmasına karşı davacılar vekilince yapılan karar düzeltme talebi reddedilmiş olup, yerel mahkemece yapılan yargılama neticesinde: “ … yargılamanın iadesine konu mahkememizin 2011/28 Esas 2011/22 Karar sayılı 15/02/2011 tarihli kararından daha önce konusu,
sebebi ve tarafları aynı olan Beykoz 2.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin kararları ile feragat doğrultusunda kararlar verildiği … ” gerekçesiyle yargılamanın iadesine yönelik talebin kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı, davacılar vekilince temyiz talebinde bulunulmuştur.
Yargılamanın iadesine konu yerel mahkeme kararında davanın kabulü, davalı vekilinin kabulü ile iddia edilen hakkın kabulü üzerine verilmiştir.
Bilindiği üzere, 6100 sayılı HMK’nin “Feragat ve kabulün şekli” başlıklı 309. maddesi hükmüne göre feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir.
HMK’nin 308. maddesi uyarınca davayı kabul, davalının mahkemeye yönelik olarak yapacağı tek taraflı bir irade beyanı ile davacının talep sonucuna muvafakat etmesidir ve dava konusu uyuşmazlık esastan sona ermektedir.
Öte yandan, usul hukuku anlamında kabul, kesin hükmün sonuçlarını doğurur ve ancak irade bozukluğu hallerinde kabulün iptali istenebilir (HMK mad. 311). Diğer bir anlatımla davalı irade fesadı halleri dışında kabulden dönemez.
Bilindiği üzere kabul, davaya son veren taraf işlemlerinden olup, 6100 sayılı HMK’nin 308/2.maddesinde kabul, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri davalarda hüküm ifade eder.
Kesin hüküm ve hak düşürücü süre gibi benzeri durumlar ile kabul söz konusu olduğunda; kabul, bu gibi hukuki sebeplerden önce gelir. Öncelik kabule tanınır.
Mahkemece, aleyhine yargılamanın iadesi talep edilen davacılar vekilince başka bir mahkemede aynı konuyla ilgili dava açılmış olması ve bu davalardan feragat edilmesi nedeniyle davalının kabulü üzerine sonuçlandırılan davada yargılamanın iadesinin kabulüne karar verilmiş olması isabetli değildir. Şöyle ki, eldeki tapu iptali ve tescil talepli davadan önce aynı konuda dava açılmış olması ve feragat edilmesi nedeniyle kesin hüküm oluşmuş olması sonuca etkili olmayıp, davanın kabulüyle davalı yan talep edilen hakkın özünü kabul etmiş olmaktadır ve kesin hüküm olması davanın kabulüne engel değildir .
Hal böyle olunca, davalı yanca davanın kabulüyle hakkın özünün kabul edilmiş olması karşısında kabule değer verilmesi gerekirken, mahkemece, kesin hüküm olduğundan bahisle yargılamanın iadesi talebinin kabulü doğru değildir .
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2019/630, K. 2019/10733, 28 Kasım 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama