KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2019/914 E., 2021/4733 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Haziran 2021
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Muhdesatın Tespiti
Karar Metni
811 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davada; Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacılar vekili tarafından süresinde duruşma talepli olarak temyiz edilmiş, eksik masraf tamamlanmadığından duruşma talebi reddedilmiş olmakla; Dairece dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
KARAR
Davacılar vekili, müvekkillerinin 2405 ada 20 parsel sayılı, 108 metrekare alanlı, arsa vasıflı taşınmazın malikleri olduğunu, taşınmazın 46/108 arsa payının ise davalıya ait olup, taşınmaz üzerinde iskanı olmayan 1 bodrum kat daire, 1 zemin kat daire ve 4 normal kat daireden oluşan bir apartman bulunduğunu ileri sürerek, hali hazırda ve yıllardır müvekkilleri tarafından kullanılan dairelerin müvekkillerine ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, muhdesatın tespiti istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, 20 parsel sayılı, 108 metrekare alanlı, tarla nitelikli, fiilen üzerinde apartman bulunan taşınmazda tarafların paydaş olduğu, mahkemece, dava konusu dairelerin davacılar tarafından meydana getirilmediği, dairelerin hali hazır yapılı bir şekilde davacılar tarafından satın alındığı, taşınmazda ruhsata aykırılık nedeniyle kat mülkiyeti veya kat irtifakı tesis edilemediği, davalının arsa üzerinde payı bulunduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde davacıların davasının kabulüne imkan bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği sabittir.
Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK mad.684/1). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK mad.718).
22.12.1995 tarihli ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi eşya hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK mad.722, 724 ve 729), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez.
Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın mülkiyetinin arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.
Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK mad.106/2) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir.
Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re'sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK mad. 114/1-h, 115).
Öğretide ve Yargıtay'ın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir .
Somut olayda; mahkemece, davanın muhdesatın tespiti davalarında dava şartı niteliğinde bulunan hukuki yarar bulunmaması nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi, ayrıca davanın usulden reddi nedeniyle davalı yan lehine maktu vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken, nispi vekalet ücretine hükmedilmesi, maktu red harcı alınarak bakiye harcın iadesine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmasa da hüküm sonucu itibarıyla doğru olduğundan ve bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, temyiz edilen hükmün HUMK'un 438/son maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekmiştir .
NE/Karşılaştırıldı
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2019/914, K. 2021/4733, 3 Haziran 2021 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama