KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2020/1117 E., 2021/4867 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Haziran 2021
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Elatmanın Önlenmesi Ve Tazminat
Karar Metni
505 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı, kayden malik olduğu 1478 parsel sayılı taşınmazına davalı tarafça dolgu işlemi yapılmak, yol geçirilmek suretiyle tecavüz edildiğini, arazide bulunan zeytin ağaçlarının bu müdahale sebebi ile zarar gördüğünü, Kaymakamlık tarafından davalının tecavüzünün men’ine karar verildiğini, ayrıca tesbit davası açtığını belirterek, elatmanın önlenmesi , tazminat ve yapılan masrafların tahsili talebi ile eldeki davayı açmıştır. Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece verilen ilk kararda, elatmanın önlenmesine, tazminat ve tespit masraflarının tahsili taleplerinin kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 13.10.2014 tarihli ilamında belirtilen “.. davalı tecavüzün ortadan kaldırıldığı ve taşınmazın eski hale getirildiği savunmasında bulunmuştur.
Mahallinde yapılan keşif sonrası düzenlenen bilirkişi rapor ve krokisinde ise dava konusu alanlar tecavüzlü alanlar olarak belirtilmekte olup, tecavüzün sona erdiğine ilişkin bir açıklık bulunmamaktadır.
Bu durumda, davalı savunmasının değerlendirilmesi yönünden mahallinde yeniden keşif yapılarak davalı tarafça tecavüze son verilip verilmediği, dolgu sahasındaki dolgunun kaldırılıp kaldırılmadığının açıkça tespiti; eski hale getirilmiş ise dava açılmadan önce mi, sonra mı yapıldığının belirlenmesi, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Öte yandan, tazminata ilişkin bedelin yargılama sırasında ödenmiş bulunması karşısında, davalı tarafça dava açılmasına sebebiyet verildiği de gözetilerek yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesi doğrudur. Davalının bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının reddine.
Ancak, davacı 1000 TL tazminat talebinde bulunmuş, mahkemece 875 TL zararın bulunduğu belirlenerek bu miktar üzerinden hüküm kurulmuş ise de, reddedilen 125 TL üzerinden HMK 326.maddesi gözetilerek davalının yargılama giderlerinden sorumlu tutulması gerekirken, tazminat isteminin tamamına karar verilmiş gibi fazla yargılama giderine hükmedilmesi doğru değildir.” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda 23.12.2015 tarihli kararla, elatmanın önlenmesine ve tespit masraflarının tahsili talebinin kabulüne, tazminat isteminin ise kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve tazminat taleplerine ilişkindir. 1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilamında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Mahkemece eldeki davada kendisini vekil ile temsil ettirmeyen davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. Ne var ki, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden bozma sebebi yapılmamış, hükmün aşağıda belirtilen kısmının HUMK'un 438/7. (HMK mad. 370) maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2020/1117, K. 2021/4867, 8 Haziran 2021 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama