İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /8. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 8. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2020/4006 K.2021/1160

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada bozma sonrası yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği…

Esas2020/4006Karar2021/1160Tarih11 Şubat 2021Okuma8 dk · 1.580 kelime

KÜNYE

8. Hukuk Dairesi 2020/4006 E., 2021/1160 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
11 Şubat 2021
Mahkemesi
Aile Mahkemesi
Dava türü
Katkı Payı Ve Katılma Alacağı
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.580 kelime·8 dk okuma·1 bölüm

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada bozma sonrası yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı ... vekili, evlilik birliği içerisinde satın alınan ... plakalı araç, ... Köyündeki arsa ve ... Caddesi ... Sokakta bulunan marketin açılışında ve binaların yapımı sırasında ziynet eşyalarını vererek katkıda bulunduğunu, ayrıca evden ayrılırken müşterek hanede kalan bir kısım ev eşyalarının verilmediğini açıklayarak; öncelikle bu eşyaların aynen teslimine, bu mümkün olmadığı takdirde fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere şimdilik 1.000 TL'nin tahsiline; araç, daireler, market ve market işletmesi için fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000 TL'nin davalıdan tahsiline, dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verilmesini istemiş, harcını tamamladığı 01.12.2010 tarihli dilekçesi ile talebini 54.300 TL olarak ıslah etmiştir.

Davalı ... vekili, davacının herhangi bir katkısı olmadığını açıklayarak, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemenin davanın kısmen kabulüne kısmen reddine dair 14.02.2011 tarihli ilk kararı, davalı vekilinin temyizi üzerine Daire'nin 15.03.2012 tarihli ve 2011/2685 Esas, 2012/1787 Karar sayılı ilamıyla kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki bulunduğundan bahisle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, mahkemenin davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin 13.06.2012 tarihli ikinci kararı, davalı vekilinin temyizi üzerine Dairenin 07.05.2013 tarihli ve 2012/10431 Esas, 2013/6657 Karar sayılı ilamıyla, bozulan karar aynen tekrar edilerek hüküm kurulduğu,

dolayısıyla kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişkinin giderilmediğinden bahisle bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, davacının davalıdan dava konusu 38 parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak 42.000 TL ve ... plakalı araca ilişkin olarak 12.300 TL olmak üzere toplam 54.300 TL katılma alacağı bulunduğu anlaşıldığından,

bu miktar alacağın 10.000 TL'lik kısmının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, 44.300 TL'lik kısmının 01.12.2010 ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, dava konusu 31741 ada 6 parseldeki 6 ve 10 nolu bağımsız bölümler, market işletmesi ve ev eşyaları yönünden davanın reddine dair verdiği 02.10.2013 tarihli üçüncü kararı, davalı vekilinin temyizi üzerine Daire'nin 15.04.2015 tarihli ve 2013/22981 Esas, 2015/8490 Karar sayılı ilamıyla davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, dava konusu 38 parsel sayılı taşınmaz yönünden bozulmuştur.

Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, mahkemenin 02.10.2013 tarihli ve 2013/910 Esas, 2013/1291 Karar sayılı kararında, dava konusu yapılan ... plakalı araca ilişkin verilen kararın 12.300 TL katılma alacağı yönünden, ... İlçesi, ... Mah., 31741 ada 6 parselde bulunan 6 ve 10 nolu bağımsız bölümler ve ... Mah. .... Sk.

No:7/A .../... adresindeki market işletmesine ilişkin talebin reddine, ev eşyalarına yönelik talebin de vaki feragat nedeniyle reddine dair karar verildiği hususlarının Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2013/22981 Esas, 2015/8490 Karar sayılı ve 15.04.2015 tarihli bozma ilamı kapsamı dışında kaldığı,

yapılan karar düzeltme talebi üzerine de Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 17.01.2017 tarihli ve 2015/17662 Esas, 2017/363 Karar sayılı ilamıyla karar düzeltme talebinin reddine karar verildiği görülmekle, bu hususlarda yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, dava konusu 38 parsel sayılı taşınmazla ilgili talebin reddine dair 18.04.2017 tarihli dördüncü kararı, davacı vekilinin temyizi üzerine Daire'nin 13.03.2019 tarihli ve 2017/13780 Esas,

2019/2612 Karar sayılı ilamı ile davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar verilerek HMK'nin 287/2. maddesi gereğince tüm talepler yönünden tereddüte hasıl olmayacak şekilde yeniden hüküm kurulması gerektiği yönünden bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, son olarak 24.12.2019 tarihli kararla, dava konusu yapılan ... plakalı araca ilişkin 12.300 TL katılma alacağının tahsiline, ... İlçesi, ...

Mah., 31741 ada 6 parselde bulunan 6 ve 10 nolu bağımsız bölümler ve ... Mah. .... Sk. No:7/A .../... adresindeki market işletmesine ilişkin talebin reddine, ev eşyalarına yönelik talebin de vaki feragat nedeniyle reddine, 38 parsel sayılı taşınmaza ilişkin talebin reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1. Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Mahkemece, delilleri yazılması, ilgili kanun maddelerinin yazılması, önceki mahkeme kararlarının ve Yargıtay'ın bozma ilamlarının yazılarak hükmün gerekçe bölümünün oluşturulması, gerekçe olarak kabul edilemez. Mahkemece, gerekçede yazılı delillerin hangisine neden üstünlük tanındığı anlaşılamamakta yani delillerin tartışılmadığı ve değerlendirilmediği görülmektedir.

Hemen belirtmek gerekir ki. T.C. Anayasası'nın 138 ve 141/3 maddeleri gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerekir. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 388/1-3. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297/1-c. maddesi, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiğini açıklamıştır.

Bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür.

Gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini (hukuk sebepleri) kendiliğinden (re’sen) araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar.

Hakim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst mahkeme de, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz (Kuru, Baki/ Arslan, Ramazan/ Yılmaz, Ejder; Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı 6100 sayılı HMK’na göre Yeniden Yazılmış, 22 Baskı, ... 2011, s.472). Anayasa’nın 141. maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.

Yasa'nın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.

Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.

Az yukarıda vurgulanan hususlar, Hukuk Genel Kurulu'nun 19.06.1991 tarihli ve E:323, K:391. 10.09.1991 tarihli ve E:281, K:415. 25.09.1991 tarihli ve E:355, K:440. 19.04.2006 tarihli ve E:2006/4-142, K:229. 05.12.2007 tarihli ve E:2007/3-981, K:936. 23.01.2008 tarihli ve E:2008/14-29, K:4. 19.03.2008 tarihli ve E:2008/15-278, K:254. 18.06.2008 tarihli ve E:2008/3-462, K:432. 21.10.2009 tarihli ve E:2009/9-397, K:453. 24.02.2010 tarihli ve E:2010/1-86, K:108.

28.04.2010 tarihli ve E:2010/11-195, K:238. 22.06.2011 tarihli ve E:2011/11-344, K:436 sayılı kararlarında da, benimsenmiştir. Nitekim, 07.06.1976 tarihli ve 3/4-3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde yer alan “Gerekçenin ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır.

Gerekçenin bu niteliği yasa koyucunun amacına uygun olduğu gibi, kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir.” şeklindeki açıklama ile de aynı ilkeye, vurgu yapılmıştır.

Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa'nın 141/3. maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren 6100 sayılı HMK'nin 297. (Mülga HUMK'un 388.) maddesi, işte bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir. Yine HMK'nin 27. maddesinin (HUMK'un 73.) 2. bendi “c” bölümünde de hukuki dinlenilme hakkının “Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini” de içerdiği açıklanarak bu husus vurgulanmıştır.

Öte yandan, mahkeme kararlarının taraflar, bazen de ilgili olabilecekleri başka hukuki ihtilaflar yönünden etkili ve bağlayıcı kabul edilebilmeleri, başka bir dava yönünden kesin hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi hukuksal değerlendirmeler de bu kararların yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür.

O halde mahkemece yapılacak iş; taraflarca sunulan tüm delilleri ile birlikte talepleri değerlendirmek, sonucuna göre kabul sebebini içeren, tarafları doyurucu, hukuki denetimi mümkün ve özellikle Anayasa'nın 141/3. maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren 6100 sayılı HMK'nin 297. (Mülga HUMK'un 381, 388 ve 389.) ve 27.maddeleri de gözetilerek gerekçelerini açıkça kaleme aldığı anlaşılabilir ve denetlenebilir nitelikte bir hüküm kurmak olmalıdır. Eksik incelemeyle gerekçesiz şekilde hüküm kurulamaz.

2. Diğer yandan, vermiş olduğu bir hüküm Yargıtay tarafından bozulan ve Yargıtay’ın bu bozma kararına gerek iradi ve gerekse kanuni şekilde uymuş olan hukuk mahkemesi, bozma kararı doğrultusunda inceleme yapmak ve hüküm vermek zorundadır. Mahkeme, bozma kararından dönerek direnme kararı veremeyeceği gibi, hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan bölümleri hakkında da yeni bir hüküm kuramaz.

Bu müesseseye “usuli müktesep hak” veya “usule ilişkin kazanılmış hak” denir. “Usuli Müktesep Hak”, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay İçtihatları ile kabul edilmiş, usul hukukunun ana ilkelerindendir ve kamu düzeni ile ilgilidir. Açıkça bozmaya uyulmasına karar verilmesiyle, taraflardan birisi yararına usule ilişkin kazanılmış hak doğar.

Bundan sonra mahkemenin yapacağı iş, bozma kararı uyarınca ve o doğrultuda işlem yapmak ve gerekli kararı vermekten ibarettir. Kural olarak, hakim ara kararından dönebilirse de, bozmaya uyulmasına ilişkin karar bunun istisnalarındandır. Farklı anlatımla; bozma kararına uyan mahkeme, bununla bağlıdır.

Ne var ki; Mahkemece, bozmaya uyulduğu halde bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Şöyle ki, son bozma ilamında, HMK'nin 287/2. maddesi gereğince tüm talepler yönünden tereddüte hasıl olmayacak şekilde yeniden hüküm kurulması gerektiği belirtilerek bozmaya sevk edildiği halde, Mahkemece, her bir dava konusu mal hakkında karar verilmiş ise de, yargılama giderleri, vekalet ücreti ve harç yönünden hüküm oluşturulmadan yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Davacı vekilinin temyiz itirazları yukarıda gösterilen sebeplerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenlerine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 11.02.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2020/4006, K. 2021/1160, 11 Şubat 2021 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2020/4006
Karar No
2021/1160
Tarih
11 Şubat 2021

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2020/4006 K.2021/1649
  • Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E.2020/4006 K.2021/1228
  • Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E.2020/4007 K.2021/1227
  • Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2020/4008 K.2021/3245
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2020/4008 K.2021/2282
  • Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2020/4008 K.2021/1651

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.