KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2020/4015 E., 2020/8057 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Aralık 2020
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Tapu İptali Ve Tescil
Karar Metni
386 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı Hazine vekili, dava konusu taşınmazın idarece belirlenen kıyı kenar çizgisi içinde kalan bölümlerinin tapusunun iptalini talep etmiştir.
Mahkemece; davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu iptali ve terkin isteğine ilişkindir.
HMK’nin 294 ve devamı (Mülga HUMK’un 382 ve devamı) maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması, tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi esastır. Bu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, infaz edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi yazılacak gerekçenin, verilen hükme uygun olması gerekmektedir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına güven sarsılmış olacaktır.
Bu anlamda, yazılacak kararın gerekçesiyle hüküm kısmı arasında bütünsellik esastır. Başka bir anlatımla, gerekçe ile hüküm birbirine bağlı olup, çelişki bulunmaması gerekir. Nitekim, HMK’nin 298/2. maddesinde de gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı açıkça düzenlenmiş bulunmaktadır.
Somut olaya gelince, Mahkemece hüküm fıkrasında 104 ada 2 parselde kayıtlı taşınmazın 2.067,26 m2 olan taşınmazın A harfi ile gösterilen 206,74 m2 lik kısmı ile B harfi ile gösterilen 114,10 m2 kısmının kıyı kenar çizgisi içerisinde kalması nedeniyle tapu kaydının iptali ile kamu malı olarak tescil harici bırakılmasına, 18.11.2019 tarihli fen bilirkişisi ... tarafından tanzim edilen rapor ve krokinin kararın eki sayılmasına karar verilirken; hükmün gerekçesinde ise, 104 ada 2 parsel sayılı taşınmazın tamamının kamu malı olarak tescil harici bırakılmasına karar verilerek çelişki yaratılması doğru görülmemiştir.
Kabule göre de, hüküm fıkrasında atıfta bulunulan 18.11.2019 tarihli bilirkişi raporunda taşınmazın idarece belirlenen kıyı kenar çizgisi içinde kalan bölümleri belirlenmemiş olduğundan, infaza elverişli olmayacak şekilde 18.11.2019 tarihli bilirkişi raporunun kararın eki sayılmış olması da yanlıştır.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2020/4015, K. 2020/8057, 9 Aralık 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama