İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /8. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 8. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2021/10474 K.2023/578

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Esas2021/10474Karar2023/578Tarih9 Şubat 2023Okuma10 dk · 1.990 kelime

KÜNYE

8. Hukuk Dairesi 2021/10474 E., 2023/578 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
9 Şubat 2023
Mahkemesi
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
Sayısı
2018/1399 E., 2019/382 K.
Karar
İstinaf talebinin kabulüne
İlk derece mahkemesi
... Kadastro Mahkemesi
Sayısı
2018/88 E., 2018/227 K.
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.990 kelime·10 dk okuma·12 bölüm

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

1.Davanın konusu; ... ili ... ilçesi ... köyü ... mevkii 1158 parsel 13611,85 m2 zeytinlik vasfıyla 09.11.2017 tarihinde tam hisse ile ... adına tespit edilmiş olup 12.01.2018-12.02.2018 tarihinde askı ilana çıkarılmışsa da eldeki dava nedeniyle kesinleşmemiştir.

2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; davaya konu 1158 parsel sayılı taşınmazın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Geçici 8 inci maddesine göre yapılan çalışmalarda davalı adına tespit edildiğini, evveliyatının orman olması sebebiyle zilyetlikle ediniminin mümkün olmadığını, davalı adına yapılan tespit ve tescilin kanuna aykırı olduğunu, davalının zilyetlik şartlarını da sağlamadığını, davalı adına yapılan tespitin iptali ile Hazine adına tespit ve tescilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı ... cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazı uzun yıllardır kullandığını, babasından kendisine intikal ettiğini, taşınmazda nizasız fasılasız 20 yıldan çok daha öncesine dayanan bir kullanıma sahip olduğunu, davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazın kesinleşmiş orman tahdit haritasına göre orman sınırları dışında kaldığı, orman sayılmayan yerlerden olduğu ve kesinleşmenin üzerinden 20 yıldan fazla bir zamanın geçtiği, taşınmazın tespitten önce 20 yılı aşkın bir süredir harnupluk ve zeytinlik olarak kullanılması suretiyle ekonomik amacına uygun olarak kullanıldığı,

Anayasal Sosyal Devlet İlkesi, 3573 sayılı "Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun (3573 sayılı Kanun)" ve bunda değişiklik yapan 4086 sayılı Kanun hükümleri ve yabani zeytinlerin aşılattırılmasının imar ve ihya sayılacağı yönlü Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargtay Hukuk Genel Kurulu Kararı nazara alındığında,

bu haliyle 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713 üncü maddesi ve 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesindeki taşınmazın zilyetlikle kazanımı koşullarının davalı açısından gerçekleştiği ve dava konusu taşınmazın mülkiyetinin hazineye bırakılması zeytinliğin bakımsız kalmasına ve yok olmasına sebebiyet vereceğinden bahisle davanın reddine, dava konusu ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, 1158 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; taşınmazın özel mülkiyete konu edilecek yerlerden olmadığını, zilyetlikle mülk edinme koşullarının da oluşmadığını, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporu ile karar verildiğini, tarafsızlığı şüpheli tanık beyanlarına dayanıldığını bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazın taşlık, kayalık ya da çalılık yerler arasında doğal jeolojik süreçler ile oluşmuş basamak yapısındaki sekiler şeklinde olduğu, taşınmazın yüzeyinde herhangi bir imar-ihya işleminin yapılmadığı, taşınmazın doğal yapısını koruduğu, taşınmazın taşlık ve kayalıklar arasında lokal topraklı alanlar olduğu, kayaların yer yer arazinin durum ve konumuna göre 50-60 ile 100-150 cm 'ye kadar yükselecek şekilde toprak yüzeyine çıktığı, toprak yüzeyinin %20-30 taşlık ve %60 kayalık olduğu, kayalıklar arasında lokal toprak oluşumunun gözlendiği,

oluşan bu toprakların toprak derinliğinin sığ olduğu, taşınmazın doğal eğiminin %26 olarak tespit edildiği, taşınmazda keşif tarihi itibariyle 8-10 yıldır tarımsal üretimde kullanıldığına dair herhangi bir iz veya emare bulunmadığı, taşınmaz üzerinde dağınık vaziyette yaşları yaklaşık 40-60 olan 35-45 yıl önce aşılanmış 80 adet zeytin ( deliceden aşılı) ve 60 adet harnup ağacının olduğu, en eski tarihli memleket haritasında açıklık alan olarak gösterildiği, bu haritanın yapımında altlık olarak kullanılan 1954 tarihli hava fotoğraflarının stereoskopik görüşe incelenmesinde büyük bir bölümünün kayalık olduğu,

üzerinde müferit çalıların bulunduğu, 1991 tarihli memleket haritasında dava konusu taşınmazın açıklık alan olarak gösterildiği, 1992 tarihli hava fotoğraflarına göre kayalık ve bir kısmında münferit geniş yapraklı ağaçların bulunduğu, 2010 tarihli ortofotoda da kayalık ve münferit geniş yapraklı ağaçların (zeytin ve harnup ) bulunduğu, taşınmazın bu haliyle devletin hüküm ve tasarrufunda olan yerlerden sayılması sonucu kayalık, çalılık ve taşlık vasfı ile 1973 yılında yapılan tapulama çalışmalarında tespit harici bırakıldığı,

Yargıtay'ın kararlılık kazanan içtihatları gereği taşınmaz üzerinde bulunan 80 adet zeytin ve 60 adet harnup ağacının aşılanmış olmasının 3402 sayılı Kanunun 17 inci maddesinde belirtilen imar ve ihya koşulunun kabulü için yeterli olmadığı, imar ve ihya şartları incelendiğinde yoğun bir emek ve para sarfiyatını gerektirdiği, taşınmazın %26 eğimi ve kayalık, taşlık ve çalılık (makilik) niteliğinin halen devam ettiği, taşınmazın özel kanunları gereği zeytinlik olarak tahsis edilmediği gibi tapu kaydınında bulunmadığı,

taşınmaz üzerinde bulunan ve orman ağacı niteliğindeki delice ağaçlarının aşılanması halinde orman sayılan yerlerde 3402 Sayılı Kanun'un 17 nci maddesi uygulanmayacağı, %12'den fazla eğimli delicelerin muhafaza (koruma) makisi olduğu, muhafaza makilerinin 5653 Sayılı Kanun'un 1 inci maddesi ile değişik 3610 Sayılı Kanun'un 1-e maddesinin istisnasını teşkil ettiği, aynı maddenin son fıkrası gereğince Devlet Ormanı olarak kabulü gerekeceği, yine 08.09.1956 tarihinde yürürlüğe giren 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 1/j maddesi gereğince toprak muhafaza karakteri taşıyan funda ve makiliklerin orman sayılan yerlerden olduğu,

bilimsel olarak eğimin %12 'yi aştığı yerlerin toprak muhafaza karakteri taşıyacağı, bu nedenle orman sayılan yerlerden olduğunun kabulü gerekeceği, karar gerekçesinde belirtilen 11.06.1958 tarih ve 1958/8-7 sayılı İçtihati Birleştirme Kararının somut olaya tatbik kabiliyeti bulunmadığı, açıklanan bilimsel ve yargısal uygulama (Yargıtay 8.Hukuk Dairesinin 14.12.2006 tarih ve 2006/7278-7857 kararı, Yargıtay 20.Hukuk Dairesinin 13.10.2014 tarih ve 2014/4569-8301 kararı) ile bağdaşmayan mahalli bilirkişi ve tespit bilirkişisi beyanlarının hukuki değer taşımayacağından bahisle davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile, ...

Kadastro Mahkemesinin 10.05.2018 tarih ve 2018/88 Esas, 2018/227 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, davacının açtığı davanın kabulü ile; dava konusu ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, 1158 parsel sayılı taşınmazın davalı adına yapılan tespitinin iptali ile, taşınmazın "orman" vasfında davacı Hazine adına tespit ve tesciline karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ... temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı ... temyiz dilekçesinde özetle; taşınmazı uzun yıllardır kullandığını, babası ve dedesinden kaldığını, bilirkişilerce kesinleşmiş orman kadastro haritasında orman sayılmayan yerlerde olduğunun tespit edildiğini, üzerinde orman ağacının bulunmadığını, taşınmaz üzerindeki ağaçların yaşları dikkate alındığını zilyetlik koşullarının sağlandığını, resen dikkate alınacak nedenlerle yerel mahkemenin verdiği ret kararı kaldırılarak bölge adliye mahkemesince verilen kabul kararının yerinde olmadığını bu kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un 361 inci maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Kanunu’nun 713 üncü maddesi, 3402 sayılı Kanun’un 14 üncü ve 17 nci maddeleri ile Geçici 8 inci maddesi, 6831 sayılı Kanun'un 1 inci maddesi

3. Değerlendirme 1.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ...'ün aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

2.6831 sayılı Kanun'un orman sayılan yerleri düzenleyen 1 inci maddesinin j bendinin karşıt anlamından (mefhum-u muhalifinden), orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan funda veya makilerle örtülü yerlerin orman sayılacağı sonucuna ulaşılmaktadır.

Orman Kadastrosu ve 2/B Uygulama Yönetmeliğinin 14/o maddesinde, orman ve toprak muhafaza karakteri; üzerindeki bitki formasyonu ile taşkınları, şiddetli yağış sonrası oluşan zararlı akışları, toprak erozyonunu, toprağın strüktür ve tekstürünün bozulmasını önleyici, su verimini artırıcı etkisi bulunan ve eğimi %12 den fazla olan yerler olarak tanımlanmıştır.

Orman Kanunu’nun 23 üncü maddesinde de, Ziraat Vekaletince, arazi kayması ve yağmurlarla yıkanması tehlikesine maruz olan yerlerdeki ormanlarla, meskün mahallerin havasını, şose ve demiryollarını, toz ve kum fırtınalarına karşı muhafaza eden ve nehir yataklarının dolmasının önüne geçen veya memleket müdafası için muhafazası zaruri görülen Devlet ormanları veya maki veya fundalarla örtülü yerlerin daimi olarak muhafaza ormanı olarak ayrılabileceği düzenlenmiştir.

Tüm bu düzenlemelere göre makilik, fundalık, çalılık, pırnallık, meşelik v.b. türünden bitki örtüsü ile kaplı yerlerin, eğiminin %12 den fazla olmasının tek başına o yerin orman ve toprak muhafaza karakteri taşıdığı anlamına gelmeyeceği ve dolayısıyla orman sayılan yerlerden sayılması için yeterli bulunmayacağı anlaşılmaktadır.

Bu tür yerlerin orman ve toprak muhafaza karakteri taşıması için eğime ilave olarak yukarıda belirtilen diğer unsurlarında bir ya da birkaçının birlikte bulunması gerekmektedir.

Uzman bilirkişilerce yukarıda belirtilen bitki örtüleri ile kaplı % 12 den fazla eğime sahip yerlerin orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyıp taşımadığına ilişkin rapor hazırlarken; bölgenin ve arazinin genel yapısı, iklim ve mevsim özelliği, toprağın cinsi, su ve rüzgar erozyonuna göre durumu, eğimin şiddeti, bitki örtüsünün türü, kök ve gövdesinin niteliği, toprağa tutunma özelliği, gerekirse laboratuarda yapılacak toprak analizi ile elde edilecek bilimsel veriler ve maddi bulgulara aykırı düşmeyen hüküm kurmaya yeterli, Yargıtay’ın, yerel mahkemenin ve tarafların denetime elverişli olmasına özen gösterilmelidir.

Dava dosyasının somut özelliği ile irtibatlandırılmamış, kanun ve yönetmelikteki tabirlerin tekrarı şeklindeki genel ve soyut açıklamalarla yüksek eğimli yerlerin orman ve toprak muhafaza karakterini doğrudan taşıdığı yönündeki raporlar hüküm kurmaya yeterli görülmemelidir.

Somut olaya gelince; dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 16.04.2018 tarihinde yapılan keşif sonrasında alınan orman bilirkişi raporunda; dava konusu taşınmazın kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışında orman sayılmayan yerlerden olduğu, dava konusu taşınmazın en eski tarihli memleket haritasında "çalılık" simgeli yeşile boyalı alan olarak gösterildiği, 1954 yılı hava fotoğrafında ise maki formasyonuna ait bitki örtüsü ve kayalık olduğu, 1991 yılı memleket haritası ve 1990 yılı hava fotoğrafında da aynı şekilde olduğu, keşif esnasında ise taşınmaz üzerinde yaşlı aşılı zeytin ve harnup ağacı olduğu,

hava fotoğrafında görünen geniş yapraklı ağaçların bu ağaçlar olduğu, maki formasyonunda olan delice ve harnupların aşılanarak mahsuldar hale getirildiği, taşınmazın doğal eğiminin %26 olduğu, taşınmazın üzerinde maki formasyonuna ait bitki örtüsü bulunduğu, üzerinde asli orman ağacı bulunmadığı, üzerindeki bitki formasyonu ile taşkınlıkları şiddetli yağış sonrası oluşan zararlı akışları, toprak erozyonu, toprak strüktür ve tekstürünün bozulmasını önleyici, su verimini artırıcı etkisinin bulunmadığı, öncesinin orman ve toprak muhafaza karakteri taşımayan makilik olduğu orman olmadığı tespit edilmiştir.

Yine alınan ziraat bilirkişi raporunda; taşınmazın yüzeyinde herhangi bir imar ihyanın söz konusu olmadığı, toprak yüzeyinin yaklaşık %20-30 taşlık ve %60 kayalık olduğu, taşınmazın üzerinde yaşları yaklaşık 40-60 olan 35-45 yıl önce aşılanmış 80 adet zeytin ( deliceden aşılı) ve 60 adet harnup ağacı bulunduğu, topraklı kısımda evveliyatında kuru tarım arazisi niteliği ile nadaslı hububat tarımı yapıldığı keşif tarihi itibariyle 8-10 yıldır bu amaçla kullanıldığına dair emareye rastlanmadığı, orman raporunda belirtildiği gibi orman sayılmayan yerlerden olduğu tespit edilmiştir.

O halde; dava konusu taşınmaz kesinleşen orman kadastro sınırları dışında olup taşınmazın salt eğiminin %26 olmasının taşınmazın orman olduğu anlamına gelmeyeceği aynı zamanda Kanunun ve Dairemizin de aradığı anlamda az yukarıda açıklandığı üzere toprak muhafaza karakteri taşıması da gerektiği ancak orman bilirkişi raporunda ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere taşınmazın %26 eğimi yanında toprak muhafaza karakteri taşımadığı dolayısıyla orman olmadığının sabit olduğu,

yine taşınmazın imar ihyası tamamlanmamış, taşlık, kayalık ve çalılık vasfında olduğu her ne kadar ziraat bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın üzerinde yaşları yaklaşık 40-60 olan 60 adet harnup ve 80 adet deliceden aşılanmış zeytin ağacı olduğu belirtilmişse de taşınmazın yüz ölçümünün 13611,85 m2 olduğu gözetildiğinde taşınmazın ekonomik amaca uygun kullanımın söz konusu olmadığı dolayısıyla davalının dava konusu taşınmaz üzerinde kanunun aradığı anlamda imar ihya ve zilyetlikle kazanma koşullarını sağlamadığı anlaşıldığına göre Bölge Adliye Mahkemesinin davanın kabulüne karar vermesinde bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte

taşınmazın taşlık ve çalılık vasfıyla Hazine adına tescili ile üzerindeki muhdesatların davalıya ait olduğuna dair şerh verilmesi gerekirken salt eğim gözetilerek %12 nin üzerinde eğim olan yerlerde taşınmazın toprak muhafaza karakteri taşıyacağı belirtilerek taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmesi doğru görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı ...'ün (V.C.3.1) nolu bentte yazılı nedenlerle diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

2.Davalı ...'ün temyiz itirazlarının (V.C.3.2) nolu bentte yazılı nedenlerle kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

SONUÇ / HÜKÜM

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,09.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2021/10474, K. 2023/578, 9 Şubat 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. IV. İstinaf
  7. A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
  8. B. İstinaf Sebepleri
  9. C. Gerekçe ve Sonuç
  10. V. Temyiz
  11. A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
  12. B. Temyiz Sebepleri
  13. C. Gerekçe
  14. VI. Karar
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/10474
Karar No
2023/578
Tarih
9 Şubat 2023

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2021/10476 K.2023/579
  • Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2021/10476 K.2023/8515
  • Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2021/10478 K.2023/8516
  • Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2021/10493 K.2023/8517
  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2021/10496 K.2023/446
  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2021/10501 K.2023/889

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.