KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2021/11351 E., 2021/13158 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Aralık 2021
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
Karar Metni
703 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Gaziosmanpaşa İlçesinde 2613 sayılı Yasa uyarınca yapılan kadastro sırasında, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 444 ada 3 parsel sayılı 90,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, çifte tapu kaydı nedeniyle malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edildikten sonra, 1987 yılında yapılan imar uygulaması sonucunda 97,00 metrekare yüzölçümü ile 1873 ada 8 parsel numarası verilerek ... Belediyesi adına tescil edilmiştir.
Davacı Hazine, kadastro tespiti sırasında çekişmeli taşınmazın malik hanesinin açık bırakıldığını, bilahare Encümen kararı ile ... Belediyesi adına tescil edildiğini ve satış nedeniyle davalılara intikal ettirildiğini, buna karşın Encümen Kararının İdare Mahkemesince iptal edilerek bu kararın kesinleştiğini, dolayısı ile tescilin yolsuz hale geldiğini ve çekişmeli taşınmazın Hazine adına kayıtlı tapu kaydının kapsamında kaldığını ileri sürerek, malik hanesinin Hazine adına doldurulması istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın reddine, çekişmeli 444 ada 3 parsel sayılı taşınmazın malik hanesinin tam hisse itibariyle 11/12 payının ... adına doldurulmasına ve taşınmazın bu şekilde tespit ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacı Hazinenin dayandığı tapu kaydının davalı parsele uymadığı, davalı ...'un murisine ait tapu kaydının ise taşınmaza uyduğu gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Davacı Hazinenin dayandığı 21.12.1951 tarih ve 55 sıra numaralı tapu kaydının, tesisinden sonra hükmen ve idari yoldan ifraz edildiği, yine davalının dayandığı 27.12.1952 tarih ve 131 sıra numaralı tapu kaydının kök tapu kaydı olan 25.09.1951 tarih ve 26 sıra nolu tapu kaydının tesisinden sonra idari yoldan ifraz edildiği ve dolayısıyla haritalarının bulunduğu anlaşılmasına rağmen, ifraza ilişkin mahkeme kararları ve eki haritalar ile idari yoldan ifraza ilişkin haritalar getirtilip dosya ikmal edilmediğinden, hükme esas alınan bilirkişi raporu denetlenemediği gibi, ...
Asliye Hukuk Mahkemesinin 10.05.1957 tarih ve 1952/1 Esas, 1957/323 Karar sayılı ilamı ile, Hazinenin dayandığı 21.12.1951 tarih ve 55 sıra numaralı tapu kaydından ayrılan ve fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen bölüme ilişkin, söz konusu mahkeme kararından sonra Hazine tarafından kamulaştırma işlemi yapıldığı belirtildiği halde, kamulaştırma krokileri getirtilerek çekişmeli taşınmazın kamulaştırma alanında kalıp kalmadığı da tespit edilmemiştir.
Öte yandan, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 20/A maddesi uyarınca, kayıt ve belgeler, harita, plan ve krokiye dayanmakta ve bunların yerlerine uygulanması mümkün bulunmakta ise, kapsamlarının harita, plan ve krokideki sınırlar esas alınarak belirlenmesi zorunlu olup, Mahkemece, yöntemine uygun kayıt uygulaması yapıldığından da sözedilemez. Bu şekilde eksik inceleme ve araştırmaya dayanılarak karar verilemez.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle, tarafların tutundukları tapu kayıtları ve tesislerinden itibaren tüm tedavülleri ile tesislerine esas alınan belgeler ve tesislerinden sonra ifrazlarına esas olan mahkeme kararlarıyla eki olan fen bilirkişi raporları ve idari yoldan yapılan ifrazlara ilişkin ifraz krokileri, kamulaştırma yapılan bölüme ilişkin kamulaştırma evrakları ve krokileri getirtilmeli, bundan sonra mahallinde, tarafsız,
yöreyi iyi bilen ve elverdiğince yaşlı kişiler arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu ve tarafların aynı yöntemle tespit edip bildirecekleri tanıklar ile fen bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı, keşif sırasında tarafların dayandığı tapu kayıtları ve tapu kayıtlarının dayanağı olan haritalar zemine uygulanıp kapsamları 3402 sayılı Kadastro Yasası'nın 20/A maddesi gereğince haritalarına göre belirlenmeye çalışılmalı;
tapu kayıtlarının haritalarının uygulanamaması halinde, tapu kayıtlarında okunan sınır yerleri okunup, sınırların mahalli bilirkişilerce zeminde tek tek göstertilmesi istenilmeli, bilirkişilerin gösteremediği hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı; kamulaştırma krokilerinin yöntemince uygulanması suretiyle, çekişmeli taşınmazın kamulaştırılan alan içerisinde kalıp kalmadığı kesin olarak belirlenmeli;
taşınmazın her iki tapu kaydının kapsamında kaldığının anlaşılması halinde, önceki tarihli doğru temele dayanan kayda değer verileceği düşünülmeli ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de; çekişmeli taşınmazın malik hanesi açık olduğundan, taşınmazın 11/12 payı hakkında karar verilip, kalan pay miktarı yönünden karar verilmeksizin hüküm kurulması dahi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2021/11351, K. 2021/13158, 29 Aralık 2021 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama