Davacılar ... ve ..., ...
İlçesi 141 ada 13 parsel, 144 ada 2 parsel, 145 ada 2 parsel, 129 ada 12 parsel, 130 ada 4 parsel, 131 ada 3 parsel, 132 ada 1 ve 2 parsel, 134 ada 5, 7 ve 11 parsel, 133 ada 16 parsel ve 12 ada 2 parsel sayılı taşınmazların kök muris ...'ya ait iken ölümü ile mirasçılarına kaldığını, kök murisin mirasçılarından ...'ın dul ve çocuksuz ölümü ile mirasının kardeşlerine kaldığını, kadastro çalışmaları sırasında nüfus kayıtları ibraz edilmesine rağmen tutanaklar tanzim edilirken taşınmazların ... oğlu ... mirasçıları adına yazıldığını, muris ...’nın çocukları ... ve ... dikkate alınmadığını, yapılan tespitin hatalı olduğunu ileri sürerek,
davalılar adına olan tespitin iptali ile taşınmazların kök muris ... mirasçıları adına payları oranında tapuya tesciline karar verilmesi istemiyle dava açmışlar ve 23.06.2009 tarihli celsede, dava konusu parsellerde ...'ın mirasçılarına yerlerinin yazıldığını, sadece İbrahim Kankal mirasçılarına yerleri yazılmadığını, kendilerinin İbrahim Kankal'ın torunları olduklarını beyan etmişlerdir.
Davalı ..., kök muris ... mirasçılarından ... ve ... hissesinin takas yoluyla ve irsen intikalen davacı ve kardeşlerine kaldığını, ...’nın annesi olduğunu, annesi ... a’nın hissesinin kendisine kaldığını, ayrıca ...'ın sağlığında 29.12.1978 tarihli senetle hissesini kendisine satarak zilyetliğini devrettiğini beyan etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın reddine, dava konusu ... İli ... İlçesi nde ... 141 ada 13 parsel, 144 ada 2 parsel, 145 ada 2 parsel, 129 ada 12 parsel, 130 ada 4 parsel, 131 ada 3 parsel, 132 ada 1 ve 2 parsel, 134 ada 5, 7 ve 11 parsel, 133 ada 16 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastrodan önceki nedenlere dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olup, Mahkemece, davacıların dayandığı olgunun ssubut bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermek için yeterli bulunmamaktadır.
Şöyle ki; davalı ..., 26.01.2010 tarihli dilekçesinde, dava konusu taşınmazların kök muris ... mirasçılarından ... ve ... hissesinin takas yoluyla ve irsen intikalen davacılar ve kardeşlerine kaldığını beyan etmesine rağmen, kök murisin terekesinin mirasçılar arasında taksim edilip edilmediği ve takas ve miras yoluyla davacılar ve kardeşlerine kalıp kalmadığı araştırılmamış ve dava, gayrimenkule ilişkin olmasına ve davacıların tarafın dinletmekten açık feragatı bulunmamasına rağmen, bir kısım davacı tanıkları dinlenmemiştir.
Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayanılarak karar verilemez.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece, taşınmazların bulunduğu yerde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşifte dinlenilecek yerel bilirkişi ve taraf tanıklardan, taşınmazların kök muris ...’dan gelip gelmediği, kök muris ...’dan intikal eden yerler olduklarının anlaşılması halinde kök murisin terekesinin ölümünden sonra tüm mirasçıların katılımıyla yöntemince taksim edilip edilmediği,
taksim yapılmış ise taşınmazların kime ya da kimlere isabet ettiği, hisse satışının olup olmadığı, çekişmeli taşınmazların kim tarafından, ne şekilde, kim adına ve hangi sıfatla, ne zamandan beri kullanıldığı hususlarında olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı; yerel bilirkişi ve tanıkların beyanları arasında oluşabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeye çalışılmalı; çelişkinin giderilememesi halinde hangi beyana ne sebeple üstünlük tanındığı gerekçeli kararda tartışılıp açıklanmalı ve bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, belirtilen hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 08.11.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.