KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2021/13612 E., 2023/6493 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Aralık 2023
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2017/6 E., 2019/3 K.
- Dava tarihi
- 06.09.2006
- Karar
- Davanın reddine
Karar Metni
2.171 kelime·11 dk okuma·10 bölüm
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davaların reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı ... vekili, asli müdahiller ... ve müşterekleri vekili ile ... mirasçısı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro sırasında, ... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 389 ada 5 parsel ... 990.952,96 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadim mera olduğu ve ... Kadastro Müdürlüğü Mera Komisyonu tarafından orta malı olarak belirlenen alanda kaldığı gerekçesiyle, orta malı mera olarak sınırlandırılmıştır.
2. Davacı ... dava dilekçesinde özetle; ırsen intikal taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile İlk Derece Mahkeme ilamına dayanarak, ... ili ... ilçesi ... 389 ada 5 parsel ... taşınmazın bir bölümünün adına tescilini talep etmiştir.
3. Davacı ... dava dilekçesinde özetle; irsen intikal, mahkeme ilamı, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak,... ili ... ilçesi ... 389 ada 5 parsel ... taşınmazın bir bölümünün adına tescilini talep etmiştir.
4. Davacı ... dava dilekçesinde özetle; ırsen intikal, mahkeme ilamı, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, ... ili ... ilçesi ... 389 ada 5 parsel ... taşınmazın bir bölümünün adına tescilini talep etmiştir.
5. Davacı ... Belediye Başkanlığı vekili dava dilekçesinde özetle; çekişmeli taşınmazın tamamının müvekkili olan davalı belediyenin zilyet ve tasarrufu altında olduğunu, Belediyenin bu yeri otunu biçip satmak suretiyle gelir elde etmek amacıyla kullandığını ileri sürerek, taşınmazın Belediye adına tescilini istemiştir.
6. Yargılama sırasında müdahil ... Uluftekin; ırsen intikal, mahkeme ilamı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, çekişmeli taşınmazın murisleri ... ... ve... mirasçıları adına tescili istemiyle davaya katılmıştır.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, kadastro tespitinin doğru olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 14.03.2014 tarih ve 2013/33 Esas, 2014/14 Karar ... kararı ile "... çekişmeli 389 ada 5 parsel ... taşınmazın yapılan kadastro tespitinin iptaline, dosya içerisinde yer alan teknik bilirkişiler ... ve ...'in 07.12.2011 tarihli rapor ve krokisinde (A) harfi ile gösterilen sarı boyalı 27.409,26 metrekarelik kısmın ... bu parselden ifrazı ile aynı adanın son parsel numarası verilmek suretiyle ve de "bahçe" vasfıyla ... ve ...'dan olma, 03.04.1949 doğumlu, ... adına tesciline,
aynı rapor ve krokide (B) harfi ile gösterilen mavi boyalı 20.425,21 metrekarelik kısmın ... bu parselden ifrazı ile aynı adanın son parsel numarası verilmek suretiyle ve de "bahçe" vasfıyla taşınmazın tamamı 448 pay kabul edilerek.
224 payın ... ve ...'dan olma, Ayşe (...) ... adına olacak şekilde paylı mülkiyet hükümlerine göre, 56 payın Kerim ve ...'den olma ..., 24 payın ... ve ... olma ... ..., 24 payın ... ve ... olma ..., 24 payın ... ve ... olma ... (...) ..., 24 payın ... ve ... olma ... (...) ..., 24 payın ... ve ... olma ... (...) ..., 24 payın ... ve ... olma ... ..., 6 payın ... ve ... olma, ... ..., 9 payın ... ve ... olma ... ..., 9 payın ... ve ... olma ...'ın adına olacak şekilde el birliği mülkiyeti hükümlerine göre tesciline,
taşınmazın ifraz sonrası geriye kalan 943.118,49 metrekarelik kısmının diğer hususlar aynı kalmak suretiyle ve de tespit gibi "Mera" vasfıyla orta malı olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına' ..." karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 14.03.2014 tarih ve 2013/33 Esas, 2014/14 Karar ... kararı, davalı Hazine temsilcisi, davacı - davalı ... Belediye Başkanlığı vekili, davacı ... vekili, davacı ... mirasçısı ... ve ... tarafından temyiz edilmiştir.
2. Temyiz incelemesi neticesinde, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 05.12.2016 tarihli ve 2015/4019 Esas, 2016/9629 Karar ... ilamıyla; "... yapılan araştırma, inceleme ve uygulamanın hüküm vermeye yeterli bulunmadığı; dava konusu taşınmazın doğu sınırında bulunan 389 ada 4 parsel ... taşınmaza uygulanan 30.11.1956 tarih 31 sıra numaralı tapu kaydının tescil ilamı ile oluştuğu anlaşılmasına rağmen tescil ilamı ve tescil haritasının bulunup bulunmadığının ilgili yerlerden sorulmadığı;
taşınmazın batı ve güney sınırında bulunan taşınmazların parsel numaraları belirlenerek bu taşınmazlara ait kadastro tutanak örnekleri ile varsa dayanağı kayıtlar getirtilerek dava konusu taşınmaz yönünü ne okuduğunun tartışılmadığı; davacıların dayandığı ve dava konusu taşınmaz bölümlerini kapsadığı kabul edilen ...
Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1949/338 Esas, 1949/139 Karar ... ilamının krokisinin mahallinde yapılan keşifte uygulanmadığı gibi dava dosyasının da getirtilmediği; hükme esas alınan zirai bilirkişi raporunun da yetersiz olduğu ve taşınmazın niteliğinin tespiti için hava fotoğraflarından da yararlanılmadığına işaret edilerek dava konusu taşınmazın batı ve güney sınırında bulunan taşınmazların parsel numaraları belirlenerek bu taşınmazlara ait kadastro tutanak örnekleri ile varsa dayanağı kayıtların, 389 ada 4 parsel ... taşınmaza uygulanan 30.11.1956 tarih 31 sıra numaralı tapu kaydının dayanağı olan tescil ilamı ve tescil haritasının, ...
Asliye Hukuk Mahkemesinin 1949/338 Esas, 1949/139 Karar ... dava dosyasının, dava konusu taşınmaza uygulanan 3481 nolu vergi kaydının, taşınmazın bulunduğu yerde varsa mera tahsis kararı, ekleri ve haritaları ile tespit tarihinden geriye doğru 15-20-25 yıl öncesine ait üç ayrı evreye ilişkin stereoskopik hava fotoğraflarının getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde yeniden keşif yapılması; çekişmeli taşınmazın taşınmazın öncesinin mera, yaylak veya kışlak olup olmadığı, zaman içinde sınırlarında genişleme olup olmadığı hususunda yerel bilirkişi ve tanıklardan maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınması;
dava konusu taşınmaza uygulanan vergi kaydının da uygulanması; ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1949/338 Esas, 1949/139 Karar ... ilamına ekli krokinin dava konusu taşınmaz bölümlerini kapsayıp kapsamadığı, komşu taşınmazların dayanak kayıtlarının dava konusu taşınmaz yönünü ne okuduğunun bilirkişi ve tanık beyanları ile denetlenmesi.
3 kişilik ziraat mühendislerinden oluşan bilirkişi kurulundan, dava konusu taşınmaz bölümlerinin tarımsal niteliğini bildiren, taşınmaz bölümlerinin toprak yapısı, eğimi, bitki deseni ve diğer yönlerden taşınmazın kalan kısmından nasıl ayrıldığı, arada doğal ya da yapay ayırt edici bir sınır bulunup bulunmadığı ve taşınmaz bölümlerinin meradan açılıp açılmadığını açıklayıp, tarımsal niteliğini belirten, taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş somut verilere dayalı ayrıntılı rapor alınması,
jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiden belirtilen tarihlerde çekilmiş stereoskopik üç adet hava fotoğrafının stereoskop aletiyle incelenmesi neticesinde taşınmazın sınırlarını ve niteliğini belirtir şekilde rapor alınması, teknik bilirkişiye keşif ve uygulamayı denetlemeye elverişli, keşifte uygulanan kayıtların sınırları kadastro paftasına işaretlenmiş, dava konusu taşınmaz bölümleri ile taşınmazın kalan kısmını yan kesit krokisi ile gösteren rapor ve harita düzenlettirilmesi ;
diğer taraftan davacı tarafın dayandığı Mahkeme ilamının dava konusu taşınmaz bölümlerini kapsadığının anlaşılması halinde ise ilamın 12 dönümlük yere ilişkin olduğu ve Hazine davada taraf olmadığından hüküm sonucunun Hazineyi bağlamayacağının da göz önünde bulundurulması, kabule göre ise davaya müdahil olmak için talepte bulunan ... ve ...'un müdahale talebi hakkında olumlu veya olumsuz karar verilmemesinin de isabetsiz olduğuna.." değinilerek, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozma İlamına Uyularak Verilen Karar 1. Bozma sonrası dava dosyası, ... Kadastro Mahkemesi'nin 2017/6 Esas sırasına kaydedilmiş ve bu esas sırası üzerinden yapılan yargılama sırasında, bozma ilamında işaret edildiği üzere müdahil ... ve ...'un katılma taleplerinin kabulüne karar verilmiş ve ayrıca müdahiller ..., ..., ..., ... ve ..., çekişmeli taşınmazın murisleri ...'dan intikal ettiğini, taşınmaz hakkında Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülüp sonuçlanan dava nedeniyle kesin hüküm bulunduğunu belirterek, davaya katılmışlardır.
2. Bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "... her ne kadar Yargıtay ilamında ...
Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1949/338 E., 1949/139 K. Nolu ilamına ekli krokinin mahallinde uygulanması istenmiş ve keşifte fen bilirkişilerinden bu krokinin mahalline uygulanması istenmiş ise de 11.10.2018 tarihli fen bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere; "bu krokinin basit ve ölçeksiz olarak çizilmesi, kroki üzerinde herhangi bir uzunluk belirtilmemesi ve krokinin fenni sıhhati haiz olmaması nedeniyle uygulanmasının mümkün olmadığı" kanaatine varıldığı;
yine Yargıtay ilamında 30.11.1956 tarih, 31 sıra numarasındaki tapu kaydının dava konusu taşınmaz yönünü ne okuduğunun tespiti için fen bilirkişilerine talimat verilmiş, davaya konu edilen kısımlar ile mezkur tapu kaydının uygulandığı 389 ada 4 parselin sınır komşusu olmadığı, davaya konu edilen yerlerin 389 ada 4 parselin düz hat olarak 870 metre uzağında ve güney batı yönünde bulunduğu tespit edildiği;
dava konusu taşınmazın mera olarak tespitine dayanak oluşturan 3481 nolu tahrir kaydının dava konusu edilen yerleri kapsadığının mahalli bilirkişilerce ittifakla belirtildiği gibi dava konusu parselin yüzölçümünün tahrir kaydı ile uyumlu şekilde 990.952 m2 olarak belirlediği 22.10.2018 hakim havaleli ziraat bilirkişi heyet raporunda dava konusu kısımlardan bazılarında uzun yıllardır tarım yapılıyor olduğu kanaatine varılmış olmakla beraber bu kısımların tarım arazisi olarak tescili halinde mera içinde ilgisiz biçimde tarım arazisi bulunmuş olacağı ve bu durumun da mera bütünlüğünü bozacağı,
taşınmazın genel görünüm itibariyle etrafındaki mera parseli ile bütünlük arz ettiği, taşınmazın mera olarak değerlendirilmesinin uygun olacağı sonucuna ulaşıldığı; yine dava konusu 389 ada 5 parselin kuzeyinin orman parseli, doğusunun ve batısının mera parseli olduğu yani 3 tarafının Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerle çevrili olduğu,
uzun yıllardır tarım arazisi olarak kullanıldığı belirlenen kısımların (B2-B4-A3) tarım arazisi olarak tescili halinde dört tarafının da mera parseli içinde kalacağı (kendilerini çevreleyen büyük mera parselinin ortasında kalacağı),bu taşınmazların tarım arazisi olarak kabulü durumunda da bu kısımların mera bütünlüğünü bozacağı, dört tarafı ya da kısmen mera ile çevrili bir yerin kadim meradan açılmak suretiyle elde edildiğinin kabulünün gerekeceği,
her ne kadar keşifte dinlenen mahalli bilirkişilerce davacıların ve atalarının uzun yıllardır dava konusu kısımlarda zilyet olduğunu beyan etmişlerse de dava konusu edilen yerlerin mera sınırını belirleyen ve kadastro tespit tutanağında mera belirlemesine dayanak olan 3481 nolu tahrir kaydının sınırları içerisinde kaldığının da beyan edildiği, meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi neye ulaşırsa ulaşsın hukukça değer taşımayacağı, yine davacı tarafça dayanılan ...
Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1949/338 E.,1949/139 K. Nolu kararının incelenmesinde de davanın taraflarının ... köyü, ..., Sırrı Atalay ve Latif Yılmaz olduğu anlaşılmış, Maliye Hazinesi'nin dosyada taraf olmaması nedeniyle bu kararın Maliye Hazinesi için kesin hüküm teşkil etmeyeceği; kaldı ki kararın incelenmesinde ''...dava konusu tarlanın kadimen mera olup olmadığı cihetinin araştırılmasına lüzum görülmemiştir...' belirlemesi karşısında mezkur kararın kesin hüküm niteliğinde olmasa dahi güçlü delil niteliğinde de olmadığının açık olduğu; gerekçeleriyle davaların reddine;
çekişmeli 389 ada 5 parsel ... taşınmazın tespit gibi mera vasfıyla özel siciline tesciline'' karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı, davacı ... vekili, müdahil ... ve müşterekleri vekili ve davacı ... mirasçısı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle.
İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, delillerin eksik toplandığını ve eksik değerlendirildiğini, İlk Derece Mahkeme kararı, tahrir ve vergi kaydının zemine yeterince uygulanmadığını, alınan raporların çelişkili, denetime ve karar vermeye elverişli olmadığını, müvekkili olan davacı ve diğer davacıların taşınmazlarının kendimden beri tarım arazisi olarak kullanılan, ayrı ayrı ekilip biçilen yerlerden olduğunu, taşınmazın içerisinde çok yaşlı meyve ağaçları bulunduğunu, ...
Asliye Hukuk Mahkemesinin 1949/338 Esas ... dosyasındaki krokinin doğru şekilde uygulanmadığını, taşınmazın çevresinde benzer yerler için şahıslara tapular verildiğini, lehe olan bilirkişi ve tanık beyanlarının nazara alınmadığını ileri sürerek, bu sebeplerle ve re'sen dikkate alınacak diğer nedenlerle hükmün bozulmasını talep etmiştir.
2. Asli müdahil ... ve müşterekleri vekili temyiz dilekçesinde özetle; hükmüne uyulan bozma ilamının gereklerinin tam olarak yerine getirilmediğini, dosyadaki vergi kaydı ve İlk Derece Mahkeme kararının zemine uygulanmadığını, çekişmeli taşınmaz bölümlerinin çevresinde bir çok tapulu şahıs taşınmazı bulunduğunun gözardı edildiğini, çekişme konusu taşınmaz bölümlerinin mera olmadığını, bu hususta mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına da başvurulmadığını, hava fotoğraflarının yanlış yorumlandığını, taşınmaz bölümlerinin mera bütünlüğü içerisinde olmadığını, yola cepheli olduğunu,
dosya kapsamındaki zirai bilirkişi raporunun çelişkili olduğunu, taraf teşkilinin yöntemince sağlanmadığını ileri sürerek, bu sebeplerle ve re'sen dikkate alınacak diğer nedenlerle hükmün bozulmasına karar verilmesini talep etmişlerdir.
3. Davacı ... mirasçısı ... temyiz dilekçesinde özetle; çekişmeli taşınmazın tespitine esas alınan tahrir kaydının keşifte yöntemine uygun şekilde uygulanmadığını, bu kaydın güney sınırının ne okuduğu üzerinde durulmadığını, hükmüne uyulan bozma ilamına uygun şekilde araştırma ve inceleme yapılmadığını, dava konusu taşınmazın evveliyatından beri kadim tarım arazisi olduğunu, mera ile kullanılan yer ve dava konusu taşınmazın arasında doğal sınır bulunduğunu, 1949/338 Esas ... dosyasındaki krokinin uygulanmamış olmasının başlı başına bozma nedeni olduğunu ileri sürerek, bu sebeplerle ve re'sen dikkate alınacak diğer nedenlerle hükmün bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, mera vasfıyla tespit edilen taşınmazın kadim veya tahsisli mera olmadığı, davacıların taleplerine konu taşınmaz bölümlerinin meradan ayrılıp ayrılmadığı, yine taraflarca dayanılan mahkeme ilamının dava konusu taşınmaza ait olup olmadığı, ait ise bu davada kesin delil yahut kesin hüküm olarak kabul edilip edilemeyeceği, tespite esas vergi kaydının çekişmeli taşınmaza ait olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk 6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 ... Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 ... Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 ... Kadastro Kanunu'nun 14, 17, 18 ve devamı maddeleri,
3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 ...
Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ...
Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup Davacı ... vekili, ... ve müşterekleri vekili, davacı ... mirasçısı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
1086 ... Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
44,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 225,45 TL'nin temyiz edenlerden ayrı ayrı alınmasına,
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2021/13612, K. 2023/6493, 18 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama