KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2021/15508 E., 2022/8415 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Ekim 2022
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Kadastro
Karar Metni
900 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı ...'nı temsilen Vakıflar Genel Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Kadastro sonucu, ..., ilçesi ... çalışma alanında bulunan 6449 ve 6450 parsel (yeni 146 ada 15 ve 18 parsel) sayılı 750,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, davacının murisi ...adına; 1722 parsel (yeni 146 ada 1 parsel) sayılı 163.050,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise, hükmen ... adına tescil edilmiştir.
Davacı ..., ...Tapu Müdürlüğünün 14.2.2011 tarihli yazısıyla, 6456 parsel sayılı taşınmazın tamamının kadastro yolu ve 1722 parsel sayılı taşınmaz ile mükerrer olduğunun anlaşıldığını ve tebliğden itibaren 30 gün içerisinde dava açılmadığı takdirde mükerrer olan kısımların tapu kütüğünden iptal edileceğinin bildirildiğini belirterek, taşınmazlar arasındaki mükerrerliğin giderilerek taşınmazın adına tespit ve tesciline karar verilmesi istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne, ... ili ...ilçesi ... Köyiçi Mevkii 146 ada 16 ve 18 parsel sayılı taşınmazların beyanlar hanesinde bulunan mükerrerlik kaydının ve malik lehter kısmında yazan ...
Çerkeş Kadastro Müdürlüğü kısımlarının terkini ile taşınmazların ...Sulh Hukuk Mahkemesinin 29.04.2011 tarih ve 2011/72 Esas, 2011/66 Karar sayılı ilamı doğrultusunda ... oğlu ...mirasçıları adına payları oranında tapuya tesciline, 146 ada 16 parselin yüzölçümünün 750 m² olduğunun ve 146 ada 18 parselin yüzölçümünün 750 m² olduğunun tespitine,
... ili ...ilçesi ... ....,Mevkii 146 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tapusunun iptali ile yüzölçümünün mükerrer kaydedilen 1.500 m²'lik 29.02.2016 havale tarihli fen bilirkişileri ... ...'un tarafından hazırlanan bilirkişi raporu ve ekinde gösterilen kısmın tapu kaydının iptali ile yüzölçümünün kalan kısmının ...Vakfı adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı... ...Vakfını temsilen Vakıflar Genel Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davanın mükerrer tapu kaydından kaynaklanan tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin olup, davacının ölü babası...'un davaya konu 146 ada 18 parsel sayılı (eski 6449 parsel sayılı) ve 146 ada 15 parsel sayılı (eski 6450 parsel sayılı) taşınmazları 1987 yılında Elmalık Belediyesinden satın aldığı, daha sonra yapılan kadastro çalışmaları sırasında davacının babasına ait 146 ada 18 parsel sayılı (eski 6449 parsel sayılı) ve 146 ada 15 parsel sayılı (eski 6450 parsel sayılı) taşınmazları da içerisinde bulunduran 146 ada 1 parsel sayılı (eski 1722 parsel sayılı) taşınmaz içerisinde kaldığı,
yani parsellerin birbirleri ile çakışarak mükerrer hale geldikleri, bu durum karşısında davacının babasının herhangi bir kötü niyetinin bulunmadığı, tamamen idarenin hatası sonucu mükererrerliğin oluştuğu gerekçesiyle, yazılı şekilde karar verilmiş ise de yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Şöyle ki; eldeki dava mükerrer kadastro nedenine dayalı tapu iptali ve tescil davası olup, öncelikle taşınmazların mükerrer olup olmadıklarının tereddüte mahal verilmeyecek şekilde ortaya konulması gerektiği kuşkusuzdur.
Ne var ki, bu hususta keşif yapılıp, bilirkişiden rapor alınmış olmakla birlikte, bilirkişi raporu son derece soyut olduğu gibi, çekişmeli taşınmazların ayrı ayrı tesis kadastrosuna ilişkin pafta, ölçü krokisi, ölçü cetveli gibi sınıflandırılmalarına esas belgeler dosyaya celbedilmemiş, bu yolla dosya ikmal edilip bu belgelerden yararlanılarak denetime elverişli rapor alınmamış, öte yandan eldeki dosyanın tefrik edildiği ana dosyada alınan raporda, uygulama kadastrosu ile mükerrerliğin ortadan kaldırıldığı belirtildiği halde bu husus üzerinde durulmamış,
çekişmeli eski 1722 (yeni 146 ada 1) parsel sayılı taşınmazla mükerrerlik arzettikleri iddiasıyla eldeki davaya benzer davaların açıldığı ve bu davaların birlikte görülmekte iken tefrik edildikleri anlaşıldığı halde, bu davaların sonucunun birbirini etkileyebileceği düşünülmemiştir.
Öte yandan, taşınmazların mükerrer kadastroya tabi tutulduklarının anlaşılması halinde, taşınmazların tespit günleri esas alınarak bir değerlendirme yapılması gerektiği gözden kaçırılarak, davacının murisinin kötüniyetli olmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmesi de isabetli olmamıştır.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle, dava konusu eski 6449 (yeni 146 ada 15) ile eski 6450 (yeni 146 ada 18) ve eski 1722 (yeni 146 ada 1) parsel sayılı taşınmazların tesis kadastrolarına ait pafta, ölçü krokisi ve ölçü cetveli gibi sınırlandırılmalarına esas belgeler ile taşınmazların uygulama kadastrosuna da tabi tutulduklarının anlaşılmasına göre, bu kadastro çalışmasına ilişkin de tüm belgeler getirtilmeli,
ayrıca benzer şekilde eski 1722 (yeni 146 ada 1) parsel sayılı taşınmazla mükerrerlik arzettikleri iddiasıyla açılan dava dosyaları araştırılıp celp edilerek davaların birleştirilmesi gereği üzerinde durulmalı, bundan sonra mahallinde konusunda uzman bilirkişilerin katılımıyla keşif yapılmalı ve teknik bilirkişilerden, eski 6449 (yeni 146 ada 15) ile eski 6450 (yeni 146 ada 18) ve eski 1722 ( yeni 146 ada 1) parsel sayılı taşınmazların teknik belgelerinden yararlanılarak haritalarının çakıştırılması suretiyle bu taşınmazlarda mükerrerlik bulunup bulunmadığını açıklayan denetime elverişli ve krokili rapor alınmalı,
taşınmazlarda uygulama kadastrosu sırasında ne gibi bir işlem yapıldığı hususu üzerinde önemle durulmalı, taşınmazların mükerrer kadastroya tabi tutulduklarının anlaşılması halinde kadastro tespit tarihleri ile bu tespitlerin kesinleşme tarihleri göz önünde bulundurularak bir değerlendirme yapılmalı, bu kapsamda, mükerrer olan taşınmazlardan önceki tarihte kadastroya tabi tutulan taşınmazın tespitinin kesinleşmesi ile ikinci kadastrosu yapılan taşınmazın kadastro tespiti arasında 10 yıllık hak düşürücü süreyi geçer süre bulunması halinde ilk kadastronun geçerli olacağı,
aksi halde ise taşınmazların hukuki durumunun (mülkiyet hakkının taraflardan hangisine ait olduğunun) ilk kadastro çalışmasına ait tespit günü esas alınarak belirlenmesi gerektiği göz önünde bulundurulmalı ve bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye ve yanılgılı değerlendirmelere dayalı olarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2021/15508, K. 2022/8415, 24 Ekim 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama