KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2021/16061 E., 2023/5092 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Ekim 2023
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2014/177 E., 2021/22 K.
- Karar
- Davanın kısmen kabulüne
Karar Metni
2.252 kelime·11 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ... ve davalı/davacı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro sırasında; ... ili ... ilçesi Cambazlı Köyü çalışma alanında bulunan 101 ada 62 ve 63, 111 ada 15, 112 ada 36, 43 ve 59, 114 ada 27 ve 122 ada 102 parsel ... sırasıyla 292,44 m2, 363,75 m2, 3.180,90 m2, 2.852,46 m2, 3.320,56 m2, 8.996,97 m2, 1.162,21 m2 ve 1.878,44 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar davalı olduklarından söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir.
2. Davacı ... tarafından verilen ve ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2005/252 Esasına kaydedilen dava dilekçesinde; sınırlarını belirttiği taşınmazların muris ...'dan kaldığını, davalılar ... ve ... tarafından kullanıldığını öne sürerek miras payına yapılan elatmanın önlenmesini istemiştir.
3. Davacı ... ... Kadastro Mahkemesinin 2008/78 Esasına kaydedilen dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazların babasından intikal ettiğini öne sürerek miras payının adına tescilini istemiştir.
4. Davacı ... 11.03.2008 tarihli dava dilekçesinde; taşınmazların eşi ...'dan kaldığını öne sürerek ... mirasçıları adına tescilini istemiştir.
5. ... 20.04.2012 tarihli harçlandırılmış dilekçesi ile dava konusu taşınmazların kök muris ... dan kaldığını, murisin 1986 olarak kaydedilen ölüm tarihinin 1981 olarak düzeltilmesi istemiyle dava açtığını, bekletici mesele yapılmasını, ölüm tarihinin düzeltilmesi halinde 1984 tarihli sözleşmenin geçerli hale geleceğini öne sürerek davaya katılmıştır.
II. CEVAP
1.Davalı ... 27.12.2004 tarihli cevap dilekçesinde; davacı ...'in miras payını ...'a sattığını, ... mirasçılarından da kendisinin satın aldığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı/davacı ...; 25.01.2008 tarihli hakim havaleli dilekçesiyle davacı ...'ın davasını kabul ettiğini bildirmiş, 15.02.2008 tarihli duruşmada da anılan dilekçe kendisine okunması üzerine davalı tüm taşınmazların ...'a ait ait olduğunu imzalı beyanıyla onaylamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince açılan tüm davaların birleştirilme suretiyle yapılan yargılama sonunda; 18.06.2010 tarihli ve 2007/10 Esas, 2010/53 Karar ... kararı ile davacılar ... ve ... ...'ın davalarının kabulüne, dava konusu taşınmazların ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2004/374-336 Esas/Karar ... veraset ilamı uyarınca ... mirasçılarından ölü ... dışında payları oranında davacılar ... ve ... ... ile paydaşları adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... ile davalı ... temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 30.11.2011 tarihli ve 2011/6634 Esas, 2011/7491 Karar ... kararıyla;
2.1-Dava konusu 111 ada 15 parsel ... taşınmazın sınırında eylemli orman bulunduğu halde usulüne uygun şekilde orman araştırmasının yapılmadığı,
2.2-Dava konusu 101 ada 62 ve 63, 112 ada 36, 43 ve 59, 114 ada 27 ve 122 ada 102 parsel ... taşınmazların öncesinin tarafların ortak miras bırakanı ...'a ait olduğu, adı geçenin 31.03.1986 tarihinde ölümüyle mirasçıları arasında yöntemine uygun şekilde bir paylaşmanın yapılmadığı İlk Derece Mahkemesince yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen delillerle belirlendiği,
davacı ... tarafından düzenlenen 17.12.1984 tarihli senet, düzenlendiği tarih itibariyle henüz miras hakkı doğmamış olduğundan satış vaadi sözleşmesi niteliğinde kabul edilse dahi, miras bırakan ...'ın terekesine dahil olan dava konusu taşınmazların elbirliği mülkiyet şeklinde bulunduğu gözönüne alındığında gerek satış vaadi niteliğindeki sözleşmenin ve gerekse ... mirasçılarından ... ile ... mirasçılarından ... ve paydaşlarının dava konusu taşınmazları üçüncü şahıs konumundaki davalı ...'a yaptıkları satış veya bağış işlemlerinin de hukuken geçerli olmayacağı gibi aktarılan dava tarihinde zilyet davalı ... yararına da 3402 ...
Kadastro Kanunu'nun (3402 ...
Kanun) 14 üncü maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının da gerçekleşmediğinin anlaşıldığı, davalı-davacı ...'ın aleyhinde açılan davayı davacı ... yararına kabul ettiği ve taşınmazlarda kendisinin payının bulunmadığını beyan ettiği halde, davacı-davalıya pay verilmesi, hüküm yerinde davacı-davalı ...'ın davası hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmemesi, kabule göre de; miras bırakan ... ile ...'ın mirasçılarının paylarının 3402 ...
Kanun'un 25 inci maddesine göre belirlenmesi ve taşınmazın payları oranında mirasçıları adlarına tesciline karar verilmesi gerekirken, paylar belirlenmeden ve ...'ın payı ayrık tutulmak suretiyle tescile karar verilmesi dahi isabetsiz olduğu belirtilerek hüküm bozulmuştur.
B.İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin 14.06.2012 tarihli ve 2012/12 Esas, 2012/19 Karar ... kararı ile davacı ... ve davacı ... ...'ın davasının kabulüne, davacı-davalı ...'ın davasının ve müdahil ...'ın talebinin reddine, dava konusu 101 ada 62, 63, 112 ada 36, 43, 59, 114 ada 27, 111 ada 15, 122 ada 102 parsel ... taşınmazların 40 pay kabul edilerek 25 payın davacı ..., 3'er payın ..., ..., ..., ... ve ... ... adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ... ile müdahil ... temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 17.03.2014 tarihli ve 2014/2371 Esas, 2014/2704 Karar ... kararıyla; yargılama sırasında ... davaya katılma talebini içeren dilekçesinde, murisin asıl ölüm yılının 1981 olduğu halde nüfusa 1986 olarak yazıldığını belirterek düzeltilmesi için dava açtığını bu davanın bekletici mesele yapılması talebinde bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince kesinleşen bozma ilamı karşısında bu hususun bekletici mesele yapılamayacağı gerekçesiyle davanın esası hakkında yazılı şekilde karar verilmiş ise de varılan sonucun usul hükümlerine aykırı olduğu, zira dosya arasına getirtilen ...
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/230 Esas ... dosyasının incelenmesinde ... tarafından Nüfus Müdürlüğü hasım gösterilerek muris ...'ın ölüm yılının düzeltilmesi istemiyle dava açtığı, 01.02.2013 tarihli karar ile murisin ölüm tarihinin gün ve ay baki kalmak üzere yılının 1981 olarak düzeltildiği, kararın 08.04.2013 tarihinde kesinleştiği ve nüfus kaydına da işlendiği anlaşıldığı, diğer bir anlatımla bozma ilamına esas alınan ölüm tarihinin mahkeme kararıyla düzeltilmesi ve nüfus kayıtlarına işlenmiş olması karşısında bozma ilamının taraflar açısından usuli kazanılmış hak oluşturduğunu kabulünün mümkün bulunmadığı,
ancak murise ait nüfus kayıtlarındaki bilgilerin düzeltilmesi davalarında mirasçılıkları etkilenebilecek olmalarından dolayı tüm mirasçıların davada taraf olmaları gerektiği, muris ...'ın ölüm tarihinin düzeltilmesi davasında ise davacı ... dışındaki diğer mirasçıların taraf olmadığı, diğer bir anlatımla ... dışındaki diğer mirasçılar açısından nüfus kaydının düzeltilmesi davasınında verilen karar kesin hüküm oluşturmadığından, değişikliğin iptalini istemekte hakları bulunduğu,
bu nedenle İlk Derece Mahkemesince davacı ..., birleşen dosyanın davacısı ... ... ve ...'ın usulüne uygun şekilde duruşmaya çağırılarak kendilerine muris ...'ın ölüm tarihinin düzeltilmesine ilişkin ilam okunması, diyeceklerinin sorulması, gerektiğinde kendilerine nüfus kaydındaki değişikliğin iptali davası açmaları için makul süre verilmesi, dava açmaları halinde sonucu beklenmesi, dava açılmaması halinde murisin 1981 yılında öldüğü kabul edilmek suretiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesi gereğine değinilerek bozulmuştur.
D.İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay bozma ilamı sonrasında ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılan nüfus düzeltme davasında muris ...'ın ölüm tarihi 1981 olarak kesinleştiğinden eldeki davada da bu tarihin esas alındığı, böylece ...
1981 yılında öldüğünde geride eşi ... ile oğulları davacı ... ile ... kaldığı, davacı ... ile ... ve ... arasında imzalanmış olan 1984 tarihli senette davacı ...'ın cami yanında bulunan yerin karşılığında köydeki tüm miras haklarından vazgeçtiğinin belirtildiği, 1984 tarihinde senet imzalanırken muris ...'ın hayatta olmaması nedeniyle tüm mirasçılar arasında imzalanan bu senetin hukuken geçerli olduğu,
1984 yılında düzenlenen bu senedin şahitlerinden biri olan muhtar ... 'nun 20.10.2004 yılında yazmış olduğu tutanakta 17.12.1984 tarihinde davacı ... ile diğer murisler ... ve ... arasında senet imzalanırken şahitlik ettiğini, davacının cami yanındaki yere karşılık köydeki diğer tüm yerlerden vazgeçtiğini, cami yanındaki yeri aldığı ve daha sonra aynı köyden ...'e sattığı, ...'ın herhangi bir hakkının kalmadığını belirttiği, muris ...'ın ölümünden sonra mirasçıların bir araya gelerek imzalamış oldukları 1984 tarihli senet ile birlikte davacı ...'ın miras hakkının kalmadığının kabulü gerektiği,
mirasçılar arasında pay devri geçerli olması nedeniyle davacı ...'ın açmış olduğu davanın reddi gerektiği, muris ...'ın oğlu ...'ın mirasçılarından ..., ..., birleşen dosya davacısı ... ve asli müdahil ... arasında imzalanan, bilirkişi beyanına göre 2000 tarihinde yapılmış olan gayrimenkul zilyetlik devir ve teslim senedinde, adı geçenlerin babaları ...'dan kalan tüm miras paylarını kız kardeşleri ...'a devrettikleri, mirasçılar arasında pay devri mümkün olduğundan, birleşen dosya davacısı ...'in miras payının kalmadığından davacı ...'in davasının reddi gerektiği, 2000 yılında imzalanan senet ile asli müdahil ...,
tüm miras payını davalı eşi ...'a devir ve teslim ettiği, ayrıca 04.06.2005 tarihinde muris ...'ın eşi ... ile asli müdahil ...'ın eşi davalı ... arasında imzalanan hisse satış ve devir teslim senedi ile ...'ın eşi ..., muris annesi ve muris babasından miras yoluyla gelen tüm haklarını 20.000 YTL bedel ile ...'a sattığı, ...'ın akli dengesinin yerinde olduğuna dair sağlık kurulu raporu doğrultusunda, senedin doğruluğu tasdik eden Cambazlı Köyü Muhtarlığının tasdik ve imzası bulunduğu,
davacı/davalı ...'ın Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2011/6634 Esas, 2011/7491 Karar ... ilamında da belirtildiği üzere aleyhinde açılan davayı ... lehine kabul ettiği ve ...
Kadastro Mahkemesine sunmuş olduğu 25.01.2008 havale tarihli dilekçesinde kendisinin miras payının bulunmadığını beyan etmesi nedeniyle davasının reddi gerektiği, müdahil ...'ın tüm miras payını eşi ve aynı zamanda davalı olan ...'a devrettiği, son olarak muris ...'ın eşi ...'ın miras payını davalı ...'a sattığı, bu nedenle miras payının kalmadığı,
mirasçılar arasında pay devri hukuken geçerli olduğu gerekçesiyle, davacı ...'ın davasının reddine, davacı ...'in davasının reddine, davacı-davalı ...'ın reddine, asli müdahil ...'ın talebinin kabulüne, dava konusu 101 ada 62, 101 ada 63, 112 ada 43, 112 ada 59, 112 ada 36, 114 ada 27, 111 ada 15, 122 ada 102 parsel ... taşınmazların malik hanelerinin ...'ın miras payı 20 pay kabul edilerek.
17 payın ..., 3 payın ise ... ... adına tespit tutanağındaki vasıf ve yüzölçüm miktarları ile tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... ve davalı/davacı ... temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı ... temyiz dilekçesinde; muris ...'ın 1986 yılında öldüğünü, İlk Derece Mahkemesi kararıyla 1981 olarak değiştirilmesini kabul etmediğini, miras hakkının bulunduğunu davalı ...'ın davayı kabul ettiğini açıklayarak hükmün bozulmasını istemiştir. 2. Davalı/davacı ... temyiz dilekçesinde cahil olup, ekonomik durumunun iyi olmaması nedeniyle davanın mahiyeti konusunda bilgi sahibi olmadan beyanının alındığını, taşınmazların muris ...'dan gelmekte olup bütün hak sahipleri adına tescil edilmesi gerektiği halde miras payının ortadan kaldırıldığını açıklayarak hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kök murise ait iken ölümüyle tüm mirasçılarına kaldığı hususunda ihtilaf bulunmayan taşınmazlarda mirasçılar arasında yapılan pay devirlerinin, satışların geçerli olup olmadığı hususuna ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 ... Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 ... Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 ... Kanun'un 14, 15 inci maddeleri. 3. Değerlendirme
1.Davacı ...'ın temyiz itirazları yönüyle; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 ...
Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ...
Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına, aşağıdaki bentte yazılı olan nedenlerle kendisi lehine verildiğini öne sürdüğü davalı/davacı ...'ın kabul beyanına diğer verilemeyeceğine göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olduğu anlaşıldığından davacı ...'ın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2. Davalı/davacı ...'ın temyiz itirazlarına gelince; İlk Derece Mahkemesince davacı/davalı ...'ın Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 2011/6634 Esas, 2011/7491 Karar ... ilamında da belirtildiği üzere aleyhinde açılan davayı ... lehine kabul ettiği ve ... Kadastro Mahkemesi'ne sunmuş olduğu 25.01.2008 havale tarihli dilekçesinde kendisinin miras payının bulunmadığını beyan ettiği gerekçesiyle davasının reddi karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır.
Davacı ... tarafından.
Sulh Hukuk Mahkemesinde açılan miras payına elatmanın önlenmesi istemiyle açılan davada 23.11.2007 tarihli duruşmada davalı ... tarafından dava kabul edilmiş ise de, davanın konusunu gereği, mülkiyetin çözümlenmesine dair eldeki dava yönüyle davayı sona erdiren kabul olarak nitelendirilemeyeceği, taşınmazlar hakkında kadastro tespit tutanaklarının düzenlenmesi nedeniyle davanın Kadastro Mahkemesinde aktarılmasıyla birlikte Kadastro Mahkemesinde yapılan yargılama sırasında 25.01.2008 tarihli duruşmada da davayı ... lehine kabul beyanında bulunmuşsa da,
kabulün yapıldığı 25.01.2008 tarihi itibariyle kök muris ...'ın ölüm tarihinin 1986 olarak nüfus kaydında yer aldığı, hükmüne uyulan Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 30.11.2011 tarihli bozma ilamında da belirtildiği üzere murisin ölüm tarihinden önce 17.12.1984 tarihinde mirasçıları arasında yapılan mirastan feragat sözleşmesinin hukuken bir geçerliliğinin bulunmadığı, murisin 1986 tarihli ölüm gününe göre terekesinin elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi olduğu, mirasçılar arasında da pay devrinin mümkün bulunduğu açıktır.
Ne var ki; Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 30.11.2011 tarihli bozma ilamından sonra, yargı kararıyla murisin ölüm tarihini 1981 olarak düzeltildiği ve ... ile ... tarafından kendilerinin taraf olmadığı bu kararın iptali istemiyle açtıkları davada da murisin gerçek ölüm tarihinin 1981 olduğu gerekçesiyle davalarının reddine karar verildiği, bu ilamın da 02.03.2021 tarihinde kesinleşmekle davacı ... ile davalı/davacı ... yönüyle de bağlayıcı hale geldiği tartışmasızdır.
Murisin ölüm tarihinin 1981 olarak belirlenmesi karşısında 07.12.1984 tarihli (ve o tarih itibariyle) murisin tüm mirasçıları arasında yapılan mirastan feragat sözleşmesinin hukuken bir geçerli bir sözleşme haline geldiği, feragat sözleşmesiyle birlikte davacı ...'ın murisin ...'ın terekesinde bir hakkının kalmadığı, terekenin payları oranında diğer mirasçılar ... ile ...'a geçtiği, diğer bir anlatımla dava konusu taşınmazların 07.12.1984 tarihi itibariyle ... ile ...'ın arasında paylı olarak kendi mülkiyetleri kapsamına dahil taşınmazlar niteliğini aldığı,
...'ın kendi payını davalı ...'a sattığı, ...'a ait payın ise 1995 yılında ölümüyle kendi mirasçıları olan eşi davalı/davacı ... ile çocuklarına kaldığı, ...'ın terekesinin paylaşılmadığı, elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi olduğu, ... mirasçısı davalı/davacı ...'ın kendi miras payını ... terekesine göre üçüncü kişi konumunda olan davacı ...' ait olduğunu kabul etmesinin elbirliği mülkiyetine tabi taşınmazlar yönüyle hukuken mümkün bulunmadığı, bu nedenle davalı/davacı ...'in ...'dan gelen miras payının kendi adına tescili gerekirken, diğer payları satın alan davalı ... üzerinde bırakılması usul ve yasaya uygun bulunmadığından,
davalı/davacı ...'ın temyiz itirazlarının bu nedenlerle kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2021/16061, K. 2023/5092, 10 Ekim 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama