KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2021/16630 E., 2023/3932 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Haziran 2023
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/625 E., 2021/1115 K.
- Karar
- İstinaf başvurusunun esastan reddine
- İlk derece mahkemesi
- Bakırköy 8. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2017/69 E., 2018/328 K.
Karar Metni
2.669 kelime·13 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki vakıf yöneticilerinin görevden alınması ve hak yoksunluğuna hükmedilmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın, davalılar ..., ..., ..., ... ..., ..., ... ve ... vekilleri, ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekilleri ile davalı ... tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekilince duruşmasız, davalılar ..., ..., ..., ... ..., ..., ... ve ... vekilince duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin davanın niteliği yönü ile reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıların 667 ... Kanun Hükmünde Kararname gereğince kapatılan ... Camii Düşünsel İlim ve Sağlık Vakfı yöneticisi olduklarını, dava konusu vakfın 01.01.2014-23.07.2016 tarihleri arasında iş ve işlemlerinin teftişi sonucunda düzenlenen 27.10.2016 tarihli ve 16-80-125/125 ... denetim raporu ile 08.11.2016 tarihli ve 911 ... makam oluru ve 05.12.2016 tarihli ve 563 ... Vakıflar Meclisi Kararı davalı vakıf yöneticilerinin 5737 ... Vakıflar Kanunu'nun (5737 ... Kanun) 10 uncu maddesinin 1 inci fıkrası ile 2 nci fıkrasının (a), (b), (c) ve (d) bentleri uyarınca görevden alınmasını ve 10 uncu maddenin 2 nci fıkrası gereği haklarında müeyyide uygulanması istenmiştir.
II. CEVAP
Davalılar ..., ..., ..., ... ..., ... ..., ... ..., ... vekilinin vermiş olduğu cevap dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında; vakfın ve cami görevlilerinin 21.07.2016 tarihi ihbarı üzerine vakıf faaliyetleri ve vakıf kurucuları ve yöneticileri bakımından bir araştırma yapılmaksızın, OHAL şartlarında 647 ... KHK ile "milli güvenliği tehdit oluşturduğu" gerekçesi ile 23.07.2016 tarihinde kapatıldığını, vakfın kapatılmasına, sebep olanların suç duyurusu ...
Cezine Cami imamı Resul Temel, müezzini Alaattin Seviş ve vakfın kurucu üyesi Adnan Gülhan tarafından savcılık makamına verildiği, suç duyurusunun iki kısımdan oluştuğunu, ilk kısmında, suç duyurusunda bulunan kişiler vakıftan el çektirildiği, ... ve ... Altuntaş'ın elçektirilmesinden sonra vakfın yönetim kurulunun yasalara ve tüsüe aykırı olarak vakfa 12 kişi soktuklarını iddia ettiğini ve herhangi bir delil sunmadıklarını beyan etmiştir.
İkinci kısımda ise şahıslar arası menfaat ve dengeler çatışmasından kaynaklandığı açık ve aşikar olan 5 madde halinde iddialarda bulunulduğunu "cami için tutulan hizmetçinin uyarılmasına rağmen yalan söylemeye, cemaati birbirine düşürmeye devam etmesi,
camiye ait taşınmazlardan olan iş hanındaki dükkanların piyasaya değerinden daha düşük şekilde kiraya verilmesi" cami müezzinin ve imamının camiye (vakfa) ait lojmanlarda çıkarılması için dava açılması gibi sebeplerin sayıldığı bu iddiaların öç almaya yönelik olduğunu, darbe teşebbüsünden sonra cami görevlilerinin aleyhine vakıf tarafından fuzuli işgal nedeni ile kira ödemeden oturanlar aleyhine tahliye davalar açıldığı ve bu davaların sonuçlandığını beyan etmiştir.
Ayrıca vakfın OHAL kapsamında alelacele kapatıldığını FETÖ ile bir ilgisinin bulunmadığını beyan etmiş, denetim raporunda vakıf yönetim kurulunca vakfa verilen zararların tahsil edilmemesi hususu vakfın FETÖ ile bağlantısı olmasından tamam ve bağımsız bir konu olduğunu, vakfın açılmasından sonra 667 ...
KHK bağımsız olarak varsa vakfın zararlarının tahsil edilmesi konusu ele alınıp gereği yerine getirilebilecekken, vakfın hukuka aykırı olarak hakkaniyete uzak bir şekilde FETÖ üyesi vakıf gerekçesi ile kapatılmış olmasının doğru olmadığını müvekkillerinin vakıf yönetimini 01.03.2016 tarihte genel kurulda seçildiklerini dolayısıyla müvekkillerinin yönetim kurulu üyesi olarak sorumluluklarının başlangıcı seçim ile bu görevi üstlendikleri 01.03.2016 tarihinde başlayıp vakfın KHK ile kapatıldığı 23.07.2016 tarihine kadar 4,5 aylık süreyi kapsadığını,
bu süre zarfında vakfın zarara uğratmalarının ve vakıf işlemlerinden sorumlu olmalarının mümkün olmadığı öncelikle Vakıflar ... 1. Bölge Müdürlüğünün vakıf yöneticileri olan davlı müvekkiller aleyhine düzenlediği idari yaptırım kararını itirazlarını dikkate alınarak itirazlarının kabulü halinde bu davalarının da dayanaksız kalacağı ileri sürülerek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalıların yöneticisi oldukları ... Camii Düşünsel İlim Ve Sağlık Vakfının 23.07.2016 ... Resmi Gazete'de yayımlanan 667 ... KHK çerçevesinde FETÖ/PYD ilgisi kapsamında kapatıldığı, Vakfın 01.01.2014-23.07.2016 tarihleri arasında işlemlerinin teftişi neticesinde; ...
Rehberlik Ve Teftiş Başkanlığınca düzenlenen denetim raporunda belirtilen, vakfın gayrimenkullerinin usulsüz kiralanması ve bu yolla elde edilen gelirlerin muhasebe kayıtları yapılmayarak izlenmesi, camii cemaatinden toplanan yardım paralarının muhasebe kayıtlarına intikal ettirilmeyerek, güvenin kötüye kullanılması, vakfın taşınmazlarının idaresinde yaşanılan zaafiyetler, vakfın kira gelirinden mahrum bırakılarak zarara uğratılması, yürürlükteki mevzuata aykırı olarak cami cemaatinden izinsiz yardım toplanması ve vakfın zarara uğratılmış olması,
özellikle yapılan keşif sonucu bilirkişi heyetinin 30.03.2018 tarihli raporları ile vakfın zarara uğratıldığı ve düzenlenen, teftiş kurulu raporundaki hususların yerinde olduğu, raporun bilimsel verilere dayalı olduğu ve özellikle teftiş kurulunun raporunda belirtilen hususların birlikte değerlendirilerek ve yapılan inceleme sonucunda, kira gelirleri konusunda vakıf yöneticilerinin görevlerini gereği gibi yapmadıkları ve bu anlamda vakfın, davalı yöneticiler tarafından gereği gibi idare edilmediğinden dolayı ve bu anlamda görevlerini yapmadıkları bu itibarla sonuç olarak,
dava açıldıktan sonra vefat eden davalı ... ... yönünden karar verilmesine yer olmadığına, diğer davalılar ..., ..., ... ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ... ...'nin 5737 ... Kanun'un 10 uncu maddesinin 1 inci fıkrası ile 2 nci fıkrasının (a), (b), (c), (d) bendleri uyarınca görevden alınmalarına, 5737 ...
Kanun'un 10/2 nci fıkrasında öngörülen müeyyidelerinin de uygulanarak görevden alınan yöneticilerin meclis üyesi olmamalarına ve 5 yıl süre ile aynı vakfın yönetim ve denetim organında görev almalarının yasaklanmasına, ayrıca başka bir vakfın yöneticisi oldukları takdirde görevden alınmış sayılarak 5 yıl süre ile hiçbir vakfın yönetim ve denetim organında görev almalarının yasaklanmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davalılar ..., ..., ..., ... ..., ..., ... ve ... vekilleri, ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekilleri ile davalı ... istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ... ... vekili istinaf dilekçesinde; bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, davalıların herhangi örgütsel saik ve birlikteliğinin olmadığını, yönetim kuruluna seçilme öncesi ve sonrasından sorumlu tutulamayacağını belirterek aleyhe kararın kaldırılmasını istemiştir.
2. Davalılar ..., ..., ..., ... ..., ..., ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde; hakimin reddi şartlarının oluşmasına rağmen geri çevirme kararının hatalı olduğunu, bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, davalıların herhangi örgütsel saik ve birlikteliğinin olmadığını, yönetim kuruluna seçilme öncesi ve sonrasından sorumlu tutulamayacağını belirterek aleyhe kararın kaldırılmasını istemiştir.
3. Davalı ... istinaf dilekçesinde; bilirkişi raporunun eksik ve yetersiz olduğunu, davalıların herhangi örgütsel saik ve birlikteliğinin olmadığını, yönetim kuruluna seçilme öncesi ve sonrasından sorumlu tutulamayacağını belirterek, aleyhe kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "1-Bakırköy 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 26/06/2018 tarihli ve 2017/69 Esas, 2018/328 Karar ... kararına karşı bir kısım davalılar ..., ..., ..., ... vekili, bir kısım davalılar ..., ..., ..., ... ..., ..., ... ve ... vekili ve davalı ... tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine" karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davalılar ..., ..., ..., ... ..., ..., ... ve ... vekilleri ile ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davalılar ..., ..., ..., ... ..., ..., ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
2. Davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 667 ... KHK ile kapatılan vakfın yöneticilerinin 5737 ... Kanun'un 10 uncu maddesi kapsamında görevden alınmaları istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 ... Kanun) 50, 114,115, 124, 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 ... Türk Medeni Kanunu'nun (4721 ... Kanun) 111 ve 112 nci maddeleri, 5737 ... Kanun'un 10 uncu maddesi, 08.03.2018 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak 7080 ... Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun, 667 ... KHK.
3. Değerlendirme 1. Ölü kişi aleyhine dava açılması; 6100 ... Kanun 50 ve devamı maddelerinde, tarafların ehliyetlerine ilişkin düzenlemelere yer verilmiş olup, ölü kişinin davada taraf ehliyeti olmadığı gibi, ölü kişiye karşı dava açılmasının yasal dayanağı da bulunmamaktadır.
6100 ... Kanun'un 124 üncü maddesinde; “Bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür. Ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir. Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir.” şeklinde düzenleme yer almaktadır. Bu maddenin gerekçesinde de vurgulandığı üzere, taraf değişikliğini mutlak olarak davalının rızasına bağlamak yargılama ilişkisini katı bir forma bağlayacaktır ki, bu da yargılamaya hakim olan ilkelerden “usul ekonomisi ilkesi” ile bağdaşmaz.
Davacıdan, davalının ehliyet durumunu araştırmak suretiyle dava açması beklenir ise de; yanılgıya dayalı olarak davalının ölü olduğunu bilmemesi durumu da olabilir.
Şu halde davacı kendisinden beklenen tüm çaba, özen ve önlemlere rağmen davalının sağ olup olmadığını tespit edememiş ise, ya da tespit edememe durumu bir yanılgıya dayanıyor ve bu durum açıkça dürüstlük kuralına aykırılık arz etmiyorsa, bu dava ilişkisinde, daha sonra da kendilerine karşı dava açılması muhtemel olan mirasçılara, yani gerçek taraflara karşı davaya devam edilmesi mümkün olmalıdır. (HGK'nin 11.09.2013 tarihli ve 2013/14-612 E., 2013/1297 K.)
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden, davalı ... ...'nun dava açılmadan önce 13.05.2014 tarihinde vefat ettiği, davacı ...'nce davalıların yöneticisi oldukları vakfın 01.01.2014-23.07.2016 dönemine ilişkin denetiminin ölüm tarihinden sonra yapılarak 27.10.2016 tarihinde raporlaştırıldığı, eldeki davanın ise 08.02.2017 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
Bu durumda, davacının 6100 ... Kanun'un 124 üncü madde düzenlemesinden faydalanamayacağı, ölü kişiye karşı açılmış bulunan davada kişinin davadan önce ölmüş olması yanında şahsa sıkı sıkıya bağlı hak durumunda olan yöneticinin görevden alınması davasında mirasçılarının davaya dahil edilmesi yoluyla da taraf teşkili sağlanamayacağı, bu nedenle de, davalı ... ... hakkında açılan davanın 6100 ... Kanun'un 115/2 nci maddesi gereğince dava şartı (taraf ehliyeti) yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken, adı geçen davalının dava açıldıktan sonra ölmüş kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmeyerek İlk Derece Mahkemesi kararının bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2. Dava devam ederken ölen davalılar yönünden; Her dava, açıldığı tarihteki maddi vakıalara göre değerlendirilir. Ancak yargılama sırasında davanın konusuz kalması halinde İlk Derece Mahkemesince dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekir.
Vakıf yöneticilerinin görevden alınmaları ve hak mahrumiyetine ilişkin davalar şahsa bağlı davalardan olup, davanın bu niteliği gereği dava konusu talebin mirasçılara intikal etmeyeceği açıktır. Dosya içerisindeki bilgi belgeler ile UYAP üzerinden alınan nüfus kayıtlarında davalılardan ...'un İlk Derece Mahkemesi kararından önce 30.01.2018 tarihinde, ...'ın Bölge Adliye Mahkemesi kararından önce 27.04.2019 tarihinde, ...'ın ise Bölge Adliye Mahkemesi kararından sonra 02.10.2021 tarihinde vefat ettiklerinin anlaşılmasına göre, adı geçen davalılar ..., ... ve ... yönünden konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmek üzere İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
3. Vakıf Yöneticilerinin görevden alınmaları yönünden;
5737 ... Kanun'un 3 üncü maddesinde. "Yeni vakıf: Mülga 743 ... Türk Kanunu Medenisi ile 4721 ... Türk Medenî Kanunu hükümlerine göre kurulan vakıfları, Vakıf yönetimi: Mülhak, cemaat ve esnaf vakıfları ile yeni vakıflarda; vakfiye, 1936 Beyannamesi, vakıf senedi, 4721 ... Türk Medenî Kanunu ve bu Kanuna göre vakfı yönetmeye ve temsile yetkili organı, Vakıf yöneticisi: Mülhak, cemaat ve esnaf vakıfları ile yeni vakıflarda; vakfiye, 1936 Beyannamesi, vakıf senedi, 4721 ...
Türk Medenî Kanunu ve bu Kanuna göre vakfı yönetmeye ve temsile yetkili kişi veya yetkili organlarda görev alan kişileri, ... ifade eder." 10 uncu maddesinde ise. "Vakıf yöneticileri; vakfın amacına ve yürürlükteki mevzuata uymak zorundadır.
Birinci fıkrada belirtilen zorunluluğa uymayanlar ile; a) Vakfın amacı doğrultusunda faaliyette bulunmayan, b) Vakfın mallarını ve gelirlerini amaçlarına uygun olarak kullanmayan, c) Ağır ihmal ve kasıtlı fiilleriyle vakfı zarara uğratan, d) Denetim Makamınca tespit edilen noksanlık ve yanlışlıkları verilen süre içerisinde tamamlamayan, düzeltmeyen veya aykırı işlemlere devam eden, e) Medeni hakları kullanma ehliyetini kaybeden veya görevini sürekli olarak yapmasına engel teşkil edecek hastalığa veya maluliyete yakalanan vakıf yöneticileri,
Meclisin vereceği karara dayalı olarak Denetim Makamının başvurusu üzerine vakfın yerleşim yeri Asliye Hukuk Mahkemesince görevlerinden alınabilir." hükümlerine yer verilmiştir.
Dava şartları, İlk Derece Mahkemesince davanın esası hakkında yargılama yapılabilmesi için gerekli olan koşullardır. Diğer bir anlatımla; dava şartları dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan “kamu düzeni” ile ilgili zorunlu koşullardır. İlk Derece Mahkemesi hem davanın açıldığı günde hem de yargılamanın her aşamasında dava şartlarının tamam olup olmadığını kendiliğinden araştırıp incelemek durumunda olup; bu konuda tarafların istem ve beyanları ile bağlı değildir.
Davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi için varlığı gerekli hallere, olumlu dava şartları (mesela, görev, hukuki yarar gibi); yokluğu gerekli hallere ise olumsuz dava şartları denilmektedir (mesela, kesin hüküm gibi). Olumsuz dava şartlarından birisi mevcutsa veya olumlu dava şartlarından biri mevcut değilse, davanın esası incelenemez. Bunun amacı, bir davanın esası hakkında incelemeye geçilebilmesi için gerekli bütün şartları ve bunların incelenmesi usulünü tespit etmek, böylece davaların daha çabuk, basit ve ekonomik bir şekilde sonuçlanmasına yardımcı olmaktır.
Dava şartlarından biri olmadan açılan dava da, açılmış (var) sayılır, yani derdesttir. Dava şartının eksik olması halinde nasıl bir usul işlemi yapılacağı, 6100 ... Kanun'un 115 inci maddesinde belirlenmiştir. Anılan maddenin ikinci fıkrasında "Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine" karar verir.
6100 ... Kanun'un 114 üncü maddesinde hukuki yarar dava şartı olarak kabul edilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin, her dava açıldığında davacının dava açmakta hukuki yarar bulunup bulunmadığını kendiliğinden incelemesi gerekir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden; davalıların yöneticisi oldukları ... Camii Düşünsel İlim Ve Sağlık Vakfı'nın 23.07.2016 ... Resmi Gazete'de yayımlanan 667 ... KHK çerçevesinde FETÖ/PYD ilgisi kapsamında kapatılan vakıflar arasında yer aldığı, incelemeye konu davanın ise vakfın kapatılmasından sonra 08.02.2017 tarihinde açıldığı, İlk Derece Mahkemesi tarafından; davalılar halen vakıf yöneticisiymişler gibi davalıların vakıf yöneticiliği görevinden alınmalarına ve davalıların 5737 ... Kanun'un 10 uncu maddesinin 4 üncü fıkrası uyarınca 5 yıl süre ile aynı ve başka bir vakfın yönetim ve denetim organında görev alamayacaklarına karar verilmiş olduğu tespit edilmiştir.
Eldeki davada, dava tarihinden önce kapatılan vakfın yöneticilerinin görevleri kapatma ile sona erdiği, kaldı ki vakıf kapatılmamış olsa dahi davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... ...
01.03.2016 tarihinde vakfa yönetici olarak seçilmişler bunlardan ... ... dava tarihinden önce 21.03.2016 tarihinde istifa etmiş yerine aynı tarihte yedek üye ... seçilmiş olup diğer davalıların dava tarihi itibari ile yöneticilik görevlerinin bulunmadığı, vakfın kapatılması ile de son olarak göreve gelen davalıların da dava tarihi itibari ile vakıftaki görevleri sona ermiş olduğundan bu hususta mahkemeden davalıların görevden alınmalarını istemekte davacı yanın hukuki yararının mevcut olmadığı, ancak görevden alınma için ileri sürülen sebeplerin varlığının sabit olması durumunda 5737 ...
Kanun'un 10/4 üncü maddesi kapsamında yöneticilerin aynı veya başka bir vakfın yönetim ve denetim organında görev alamayacakları yönünde hüküm kurmaya engel olmadığı da Kanunun açık düzenlemesi gereğidir.
Buna göre Bölge Adliye Mahkemesince, görevden alma talebi yönünden hukuki yarar yokluğundan bu istem yönünden davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
4. 5737 ... Kanunu'nun 10/4 üncü maddesi kapsamında görevden almanın kanuni sonuçları yönünden;
Dava dilekçesine dayanak teftiş raporunun 15 Temmuz 2016 darbe girişiminden önce şikayet üzerine 01.01.2014-23.07.2016 tarihleri arası dönemi kapsadığı, raporda FETÖ'ye herhangi bir atıf mevcut olmadığı gibi dosyaya yansıyan bilgi ve belgelere göre davalılardan ... Altuntaş dışında diğer davalılar hakkında dosyaya yansıyan ceza soruşturması veya kovuşturmasına dair bir bilgi ve belge olmadığı, davalı vakıf yöneticilerinin 5737 ...
Kanun'un 10 uncu maddesinin 1 inci fıkrası ile 2 nci fıkrasının (a), (b), (c) ve (d) bentleri kapsamında; vakfın amacı doğrultusunda faaliyette bulunmadıkları, vakfın mallarını ve gelirlerini amaçlarına uygun olarak kullanmadıkları, ağır ihmal ve kasıtlı fiilleriyle vakfı zarara uğrattıkları ve Denetim Makamınca tespit edilen noksanlık ve yanlışlıkları verilen süre içerisinde tamamlamadıkları, düzeltmedikleri veya aykırı işlemlere devam ettikleri gerekçesine dayanılmıştır.
Davalıların görevden alma sebeplerinin somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediğinin denetlenebilmesi için vakıf defter, belge ve kayıtları üzerinde vakıf hukukunda uzman bir bilirkişi ve mali müşavirinde içinde bulunduğu bilirkişi kurulu oluşturularak rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken sadece vakfın kiradaki taşınmazlarının rayiç değeri ile kira sözleşmelerini karşılaştıran bilirkişi raporunun hükme esas alınmış olması,
Davalıların her biri farklı dönemlerde vakfın yöneticisi olup, herbir yöneticinin somut olarak hangi eylemlerinden dolayı görevden alınmak istenildiği açık değil iken İlk Derece Mahkemesince de bu yönde davacı yana bir açıklama yaptırılmadan ve bir araştırma yapılmadan karar verilmesi,
Yöneticilerin bir çoğu 01.03.2016 tarihinde yönetime seçilmiş olup denetim dönemi ise 01.01.2014-23.07.2016 yani yeni seçilen yöneticilerin görev süresi ortalama 4 ay olup bu yöneticilerin görevden alınmaları için vakfın malvarlığı ve kapsamı da dikkate alınarak görevden alınmalarını gerektirecek somut bir isnat ileri sürülmediği gibi İlk Derece Mahkemesince de bu yönde bir inceleme yapılmaksızın karar verilmesi, Doğru görülmemiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılacak iş; her bir davalının görev süresi de dikkate alınarak, vakfın defter, belge ve kayıtları üzerinde vakıf hukukunda uzman bir bilirkişi ve mali müşavirinde içinde bulunduğu bilirkişi kurulu oluşturularak dört ayrı görevden alma sebepleri tek tek irdelenerek davalıların her birinin görevden alma sebeplerinin somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediği hususunda rapor alınması ve sonucuna göre hak mahrumiyeti konusunda olumlu olumsuz bir karar verilmesinden ibarettir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
İstek halinde peşin harcın temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2021/16630, K. 2023/3932, 22 Haziran 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama