KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2021/3670 E., 2022/8956 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Kasım 2022
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
- Dava türü
- Kadastro
Karar Metni
517 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı ... ... vekili, ...ve arkadaşları, DSİ vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Kadastro sonucu ...Köyü çalışma alanında bulunan 226 ve 304 parsel sayılı sırasıyla 578625, 116750 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar tapu kaydı nedeniyle mera vasfıyla ... adına tespit edilmiştir.
Davacı ... ve ... 226 parsel sayılı taşınmaz hakkında ayrı tapu kayıtlarına, ...Köyü Tüzel Kişiliği aynı taşınmaz hakkında kendi köylerine ait mera olduğu iddiasına ve tapu kaydına dayanarak; ..., ...., İle, ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ...., ..., ... ..., ..., ... ....,, ..., ... ve... 304 parsel sayılı taşınmaz hakkında tapu kayıtları ve zilyetliğe dayanarak tespite itiraz etmek suretiyle dava açmışlardır.
Her iki taşınmaz hakkındaki davalar birleştirilerek Mahkemece yapılan yargılama sonunda davacı ... ... tarafından açılan davanın feragat nedeniyle reddine, diğer davacılar tarafından açılan davaların reddine, 13.04.2000 tarihli fen bilirkişi raporunda B, C, D ve F harfleri gösterilen kanal yerlerinin DSİ Genel Müdürlüğü adına, 226 ve 304 parsellerin E ve G harfleri ile işaretli kısımlarının son parsel numarası verilmek suretiyle 3402 sayılı Kanun’un 16/B maddesi uyarınca mera niteliği ile sınırlandırılarak özel siciline yazılmasına karar verilmiş; hüküm, davacı ... ... vekili, ...ve arkadaşları, DSİ vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, işin esasına girilerek karar verilmiştir. Ne var ki, karar tarihinden sonra dosya içerisine alınan nüfus kaydının incelenmesinde davacı ...’nın yargılama sırasında 05.12.1964 tarihinde, eşi ...’nın da kendisinden sonra 1991 yılında çocuksuz vefat ettikleri ve nüfusa tescil tarihleri nedeniyle diğer zümredeki mirasçılarının nüfus kayıtları ile tespit edilemediği anlaşılmaktadır.
Davacı aleyhine verilen karar ise mahkemece, ölü olduğu nüfus kaydı ile sabit olan ...’nın kendi adına ilanen yapılmış olmakla usulsüzdür. Bu haliyle davada, taraf teşkilinin sağlandığından söz edilemez. Oysaki, taraf teşkilinin sağlanması, yargılamanın her aşamasında re'sen göz önünde bulundurulması gereken dava şartlarından olup, bu koşul yerine getirilmeden davanın esası hakkında karar verilmesi hukuken mümkün bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca; Mahkemece öncelikle, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 25. maddesi gereğince; Kadastro Mahkemesi’nin kadastro davalarına münhasır olmak üzere veraset uyuşmazlıklarını çözebileceği ve veraset belgesi verebileceği dikkate alınarak ...’nın mirasçıları etraflıca araştırılarak veraset ilamı çıkartılmalı, buna göre mirasçıları tespit edilebildiği takdirde mirasçılarına usulünce tebligat yapılarak davadan haberdar olmaları sağlanmalı, şayet 4721 sayılı TMK’nin 501. maddesi gereğince mirasçı bırakmaksızın öldüğü ve mirasının Devlete geçtiği belirlenirse, bu kez Hazine’ye davacı ...’nın mirasçısı sıfatıyla tebligat yapılmalı, bu şekilde taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esasına girilerek infazı mümkün olacak şekilde hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece belirtilen şekilde araştırma yapılmadan ve yöntemince taraf teşkili sağlanmadan işin esasına girilerek hüküm kurulması isabetsiz olup, bozulması gerekmektedir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2021/3670, K. 2022/8956, 9 Kasım 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama