KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2021/4650 E., 2024/1106 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Şubat 2024
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/67 E., 2020/57 K.
- Karar
- Davanın reddine
Karar Metni
616 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Kadastro sırasında, Bartın ili Merkez ilçesi ... Köyü ... kain 102 ada 1 parsel sayılı 63 H. 9072 m² yüzölçümündeki taşınmaz, orman niteliğiyle Hazine adına tesbit edilmiştir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 sayılı Kanunun 5304 sayılı Kanunla geçici 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli taşınmaz orman alanı içinde bırakılmıştır.
Davacılar vekili dava dilekçesinde, taşınmazın bir bölümünün davacılara veraseten intikal ettiğini ve kazandırıcı zamanaşımı koşullarının oluştuğunu ileri sürerek tespitin iptali ile miras payları oranında davacılar adına tescilini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile. Bartın ili ... ilçesi ...
Köyü, Ağıl Mevkiinde bulunan 102 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağının iptali ile 08.06.2015 hakim havale tarihli fen bilirkişisi raporuna ekli krokide (B) harfi ile gösterilen 10.194,98 m² yüzölçümündeki kısmının 102 ada 1 parsel sayılı orman parselinden ifrazı ile davacılar adına tarla vasfıyla tapuya kayıt ve tesciline, 102 ada 1 sayılı parselin kalan kısmının tespit gibi orman vasfıyla tapuya kayıt ve tesciline dair verilen önceki karar, davalı ...
İdaresi vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 26.09.2019 tarihli ve 2016/14846 Esas, 2019/5290 Karar sayılı ilamıyla.
"6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 1 inci maddesinin, orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat yapılmasına, hayvancılık amacı ile ağıl yapılmasına, bu kesimlerin özel mülke dönüşmesine izin vermediği tespiti yapıldıktan sonra, orman içi açıklıklardan yararlanabilmek için zorunlu olarak orman kullanılacağı için kullanım nedeniyle yeni açma, genişletme, yangın oluşmasının önlenemeyeceği ve orman bütünlüğünün bozulacağı belirtilmiştir.
Ayrıca, bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu olmadığı, zira, öncesi orman olan ve ormandan açılan taşınmazların, 6831 sayılı Kanun'un 1 inci maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayıldığı, yapılan incelemede ise; fen bilirkişi raporuna ve kadastro paftasındaki konumuna göre; temyize konu dava konusu taşınmazın (B) harfli bölümünün 4 tarafının 102/1 orman parseli ile çevrili, orman içi açıklık niteliğinde olduğu,
hal böyle iken bu tür yerlerin zilyetlik yolu ile kazanılamayacağı ve özel mülk olarak tescil edilemeyeceğinden, mahkemece değinilen yönler gözetilerek davacıların davasının reddi gerekirken, dava konusu taşınmazın özel mülke dönüşmesini sağlayacak biçimde davanın taşınmazın (B) harfi ile gösterilen kısmı yönünden kısmen kabulü yolunda hüküm kurulmasının usul ve kanuna aykırı olduğuna" değinilerek bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "bozma öncesi 2013/1 Esas sayılı dosyada yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporuna ve kadastro paftasındaki konumuna göre dava konusu 102 ada 1 orman parselinin (B) harfi ile gösterilen bölümünün 4 tarafının 102/1 orman parseli ile çevrili, orman içi açıklık niteliğinde olduğu, orman içi açıklık niteliğindeki yerlerin zilyetlik yolu ile kazanılamayacağı ve özel mülk olarak tescil edilemeyeceği" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2021/4650, K. 2024/1106, 22 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama