İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /8. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 8. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2021/7708 K.2022/10160

Taraflar arasında Çorum Kadastro Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı davacı Hazine vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar…

Esas2021/7708Karar2022/10160Tarih13 Aralık 2022Okuma6 dk · 1.297 kelime

KÜNYE

8. Hukuk Dairesi 2021/7708 E., 2022/10160 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
13 Aralık 2022
Mahkemesi
Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
Dava türü
Kadastro Tespitine İtiraz
İlk derece mahkemesi
Çorum Kadastro Mahkemesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.297 kelime·6 dk okuma·1 bölüm

Taraflar arasında Çorum Kadastro Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı davacı Hazine vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olup, bu kez davacı Hazine vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR

Kadastro sırasında, ...., ili ..., ilçesi ....., Köyü çalışma alanında bulunan 112 ada 1 parsel sayılı 6.597,63 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak, tarla vasfıyla, davalılar ..., ... ve ... adına tespit edilmiştir.

Davacı Hazine vekili, taşınmazın evveliyatının orman olduğunu, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan kamu malı niteliğindeki yerlerden olması nedeniyle davalılar lehine zilyetlik yoluyla taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşmediğini öne sürerek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır.

Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın reddine, dava konusu 112 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş, hükme karşı davacı Hazine vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Mahkemece, taşınmazın üç tarafı orman parseli ile çevrilmiş ise de üzerinde aktif bir orman varlığının bulunmadığı, öncesi itibariyle açık alanda kalıp orman sayılan yerlerden olmadığı, keşifte dinlenen bir kısım mahalli bilirkişi ve tespit bilirkişileri tarafından, taşınmazın öncesinin dere yatağı olup son 3 - 4 ila 10 yıl içinde tarım arazisi haline getirildiğinin beyan edildiği, ancak, asli belge niteliğindeki hava fotoğrafları ile belirlenen durum karşısında mahalli bilirkişi ve tespit bilirkişi beyanlarına itibar edilemeyeceği, taşınmazın doğu sınırında ileri yaşta dikme kavak ve söğüt ağaçlarının bulunduğu,

doğu sınırında kuru dere yatağı olmakla birlikte 19.02.2019 tarihli jeolog bilirkişi raporunda taşınmazın dere yatağı olmadığının, derenin aktif etki alanında bulunmadığının belirtilmesi karşısında davalılar lehine zilyetlik yoluyla iktisap koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme karar vermeye yeterli bulunmamaktadır.

Şöyle ki; mahallinde 12.09.2018 tarihinde yapılan keşifte, komşu köy halkından dinlenen 3 mahalli bilirkişisi benzer beyanlarda bulunarak, taşınmazın kadim tarım arazisi olduğunu, davalıların babasının zilyetliğinde iken yaklaşık 25 - 30 yıl önce ölümüyle davalılara kaldığını, buğday ekip biçmek suretiyle tarla olarak kullanıldığını beyan etmişler;

ancak, aynı köy halkından dinlenen mahalli bilirkişiler ile tespit bilirkişileri ise, taşınmazın bulunduğu yerin 1980' li yıllarda dere yatağı olduğunu, o yıllarda taşınmazı kullananların dere yatağına taş dökerek derenin yatağını değiştirdiklerini, son 3 - 4 yıldan beri de sürüp genişleterek tarla haline getirdiklerini ve batı hududundaki Hazine parseli ile birlikte tarla olarak kullandıklarını, taşınmazın 10 yıl öncesine kadar çayırlık dere yatağı olduğunu, buralarda 10 yıl öncesine kadar hayvan güttüklerini, son 10 yıl içinde tarla haline getirildiğini,

taşınmazın batı kısmının ise 20 yılı aşkın bir zamandır tarla olarak kullanıldığını bildirmişlerdir.

Keşif sonrası dosyaya sunulan orman bilirkişisi ve jeodezi mühendisi bilirkişisi tarafından hazırlanan müşterek raporda.

1956 tarihli hava fotoğrafında, taşınmazın batı ve kuzey sınırı dışındaki sınırlarının belirgin olmadığı, çok net belirlenememekle birlikte çevresindeki tarımsal amaçlı kullanılan parsellerle benzer yansıma özelliğini gösterdiği, 1990 tarihli hava fotoğrafında, kuzey sınırı dışında diğer sınırlarının doğal ve kısmen belirgin olduğu, çevresindeki tarımsal amaçlı kullanılan parsellerle benzer yansıma özelliği gösterdiği, üzerinde sürüm izi vb. iz olmamakla birlikte tarımsal amaçlı kullanıldığının tespit edildiği, 2005 tarihli hava fotoğrafında ise, doğu sınırı dışındaki sınırlarının belirgin olmadığı,

çevresindeki tarım arazileriyle benzer yansıma özelliğini gösterdiği, üzerinde sürüm izi vb. iz olmamakla birlikte tarım arazisi olarak kullanıldığının tespit edildiği açıklanmış; ziraat bilirkişisi raporunda ise, doğu sınırının kavak ve söğüt ağaçlarıyla sınırlandığı, keşif günü itibariyle taşınmazın üzerinde buğday anızının bulunduğu, tarım arazisi vasfında olduğu, ancak taşınmazın topoğrafik yapısı itibariyle sel ve ... riskinin bulunduğu belirtilmiştir.

Mahkemece, 19.11.2019 tarihinde, refakate jeolog bilirkişisi ve fen bilirkişisi alınmak suretiyle taşınmaz başında yeniden keşif yapılmış, bu keşif sonucunda hazırlanan jeolog bilirkişisi raporunda, taşınmazın doğusunda kuru dere bulunduğu, etrafında yer alan tarım arazileriyle aynı toprak yapısında olduğu, dere yatağından elde edilme bir alan olmadığı, yapısı ve konumu itibariyle aşırı yağışlara bağlı sel suları altında kalmayacağı ve sel sularından etkilenmeyeceği bildirilmiştir.

Öncelikle belirtmek gerekir ki; mahkemenin de kabulünde olduğu üzere taşınmazın evveliyatının orman olmadığı hususunda ihtilaf bulunmamaktadır.

Ne var ki, hava fotoğrafları ile taşınmazın kadastro paftasının çakıştırılması ile elde edilen haritalar incelendiğinde, taşınmazın batı bölümünün içinde kuzey güney doğrultusunda ağaçların bulunduğu ve bir hat oluşturduğu, taşınmazın kadastro sonucu oluşan parsel sınırının ise bu ağaçlardan çok daha sonra geldiği anlaşıldığı halde, ziraat bilirkişisi raporunda taşınmazın doğu sınırının kavak ve söğüt ağaçlarıyla sınırlandığı bildirilmiştir.

Diğer bir anlatımla; zeminde davalılar tarafından fiilen zilyet ve tasarruf edildiği bildirilen taşınmaz sınırının kavak ve söğüt ağaçlarının belirlediği hat mı olduğu, yoksa bu ağaçlardan çok daha sonra gelen kadastro sınırının mı olduğu hususunda çelişki mevcut olup Mahkemece, bu çelişki ortadan kaldırılmamış; özellikle bu ağaçlardan sonra doğuda kalan taşınmaz bölümünün, ilk keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tespit bilirkişilerinin derenin doldurulması suretiyle davalıların taşınmazlarına kattıklarını bildirdikleri yer olup olmadığı açıklığa kavuşturulmamış;

yerel bilirkişi ve tespit bilirkişilerinden, beyanlarında 8 - 10 yıl kadar öncesinde çayırlık olarak köylünün kullandığını belirttikleri doğu bölümünün zeminde neresi olduğu sorulup bu yeri göstermeleri istenilmemiş ve fen bilirkişi raporunda söz konusu bu bölümün pafta üzerinde nereye tekabül ettiği belirtilmediğinden, daha sonra yapılan keşifte de jeolog bilirkişisi tarafından düzenlenen ve genel beyanlar içeren rapora itibar edilmiştir.

Bundan ayrı olarak; yerel bilirkişi ve tespit bilirkişileri tarafından, taşınmazın bulunduğu yerin 1980 li yıllarda dere yatağı olduğu, o yıllarda taşınmazı kullananların dere yatağına taş dökerek derenin yatağını değiştirdikleri, doğu kısmını son 3 - 4 yıldan beri de sürüp genişleterek tarla haline getirdikleri bildirilmiş olmasına rağmen, jeodezi bilirkişisi ve orman bilirkişisi tarafından düzenlenen raporda,

taşınmazın doğusuna doğru kalan bu ağaç hattından sonra gelen bölümünün kuru dere yatağı mı olduğu yoksa tarımsal amaçlı kullanılan bir yer mi olduğu açıklanmamış ve ayrıca tespit tarihinden geriye doğru temin edilebilecek 2000’li yıllara ait olanından başlamak üzere değişik yıllara ait uydu fotoğrafları ile kadastro paftası ile çakıştırılmak suretiyle, taşınmazın tamamında mı yoksa bir bölümü üzerinde mi zilyetliğin mevcut olduğu, bir kısmının ve özellikle doğu bölümünde yer alan alanlar üzerindeki zilyetlik ve tasarrufun 20 yıla ulaşıp ulaşmadığı kesin olarak belirlenmemiştir.

Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.

Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece, önceki keşiflere katılarak dosyaya rapor sunan bilirkişiler dışında başkaca fen, harita, ziraat ve jeolog bilirkişilerinin katılımıyla mahallinde, önceki keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tespit bilirkişilerinin de hazır bulundurulması suretiyle yeniden keşif yapılarak,

kendilerinden önceki keşifte, taşınmazın 1980'li yıllarda dere yatağı olduğunu ve o yıllarda dere yatağına taş dökülerek derenin yatağının değiştirilmesi suretiyle taşınmaza katıldığını, 10 yıl öncesine kadar çayırlık dere yatağı olup son 10 yıl içinde tarla haline getirildiğini söyledikleri bölümlerin zeminde gösterilmesi ve gösterilen bu bölümlerin fen bilirkişi tarafından düzenlenecek raporda yüzölçümleriyle birlikte belirtilmesi istenilmeli;

harita mühendisi, ziraat mühendisi ve jeolog bilirkişinden, temin edilebilen 2000’li yıllardan başlamak üzere tespit tarihi olan 2015 yılan kadar değişik tarihlere ait 3 ayrı uydu fotoğrafı ile fen bilirkişisi tarafından yerel bilirkişi ve tanık beyanlarına göre düzenlenecek raporun çakıştırılması suretiyle, bu uydu fotoğraflarına göre taşınmazın tamamının ya da bir bölümünün ekonomik amaca uygun olarak zilyet ve tasarruf edilen yer olup olmadığı, dere yatağından doldurma suretiyle taşınmaz kazanılıp kazanılmadığı,

öncesinde çayırlık olarak köy halkı tarafından kullanılırken sonradan sürülmek suretiyle dava konusu taşınmaza katılan bir bölüm bulunup bulunmadığı hususlarında, ayrıntılı, bilimsel verilere dayalı ve önceki raporlarla arasında çelişki olması halinde bu çelişkiyi gideren müşterek rapor alınmalı ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.

Mahkemece, bu hususlar gözden kaçırılarak, eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesinin 03.11.2020 tarih ve 2020/1174 Esas, 2020/1288 Karar sayılı istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi hükmünün 6100 sayılı HMK'nın 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, ilamın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2021/7708, K. 2022/10160, 13 Aralık 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/7708
Karar No
2022/10160
Tarih
13 Aralık 2022

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2021/7709 K.2022/10048
  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2021/7710 K.2022/10062
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2021/7715 K.2022/7278
  • Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2021/7715 K.2022/14783
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2021/7718 K.2022/9285
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2021/7720 K.2022/8446

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.