KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2022/1037 E., 2024/6041 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Ekim 2024
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2020/1275 E., 2021/1410 K.
- Karar
- Davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulüne
- İlk derece mahkemesi
- Doğanhisar Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/32 E., 2020/73 K.
Karar Metni
1.787 kelime·9 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile mahkeme kararının kaldırılıp vekalet ücreti yönünden hükmün düzeltilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 6831 sayılı Orman Kanun'un (6831 sayılı Kanun) 3302 sayılı 31.08.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla (3302 sayılı Kanun) değişik hükümleri uyarınca 05.04.1988 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B uygulaması, 2006 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu (3402 sayılı Kanun) hükümleri uyarınca yapılıp kesinleşen genel arazi kadastrosu bulunmaktadır.
2. Davacı vekili dava dilekçesinde; ... ilçesi ...
Kasabası 106 ada 136 parsel nolu orman parseli içinde halkın kuzeydeki taşınmazlarına ulaşmak amacı ile ezelden beri kullanagelmekte olduğu zeminde fiilen bulunan yolun olduğunu, bu yolun bilinen tarih itibariyle 100 yılı aşkın kullanılageldiğini, ancak 2006 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında 136 parselin orman parselinin içinde orman olarak tescil edildiğini, müvekkilinin de bu yoldan geçerek ulaştığı taşınmazının olduğunu, müvekkilinin taşınmazının 106 ada 96 parsel nolu taşınmaz olduğunu, yine bu bölgede vatandaşlara ait taşınmazların mevcut olduğunu,
müvekkilinin kendi taşınmazının yola sınırı olmaması nedeni ile komşu parseller aleyhine geçit hakkı talebi ile dava açtığını, Doğanhisar Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/40 Esas sayılı dosyasında yapılan keşfe uygun alternatifin dava konusu ettikleri orman parseli içerisindeki yola çıkacağının tespit edildiğini, ancak aynı raporda bu yolun paftasında olmadığı ve orman parseli içerisinde kaldığının anlaşıldığını, ...
Orman İşletme Şefliğinin cevabı yazısında, yazı ekinde sunulan orman paftasında işaretlenmesini talep ettikleri yolun yol olduğunun, kimin ne zaman yaptığının bilinmediğini, eski tarihi ve servis yolu olarak kullanılmakta olduğunun belirtilerek halen yol olarak kullanıldığını, ancak yazı cevabının sonunda kullanılmasının sakıncalıdır denildiğini, yapılacak yargılama sonunda dava konusu ettikleri yolun orman paftasında kalan tapusunun iptali ile paftasında yol olarak işaretlenmek suretiyle tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesinde; hukuken ve fiilen orman niteliğinde bulunan yolun zilyetlik ve zamanaşımı yoluyla, satış yoluyla veya mirasen intikal neticesi mülk edinilmesinin imkansız olduğunu açıklayarak, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1. Doğanhisar Asliye Hukuk Mahkemesinin 09.01.2014 tarihli ve 2013/52 Esas, 2014/1 Karar Sayılı ilamı ile.
Orman İşletme Şefliğinin 17.09.2013 tarihli cevabi yazısı üzerineİlk Derece Mahkemesinin 1988-1989 yıllarına ait esas defterleri incelenerek davacı ... tarafından 23.08.1989 tarihinde 1988/240 esas sayılı dava dosyasında dava konusu parsele ilişkin kadastro tespitinin iptali için dava açılmış olduğunun tespit edildiği, 1988/240 - 1989/159 Esas, Karar sayılı dava dosyasında 14.09.1989 tarihinde dava konusu orman parseline ilişkin açılan davanın reddine karar verildiği, dosya içerisinde herhangi bir tebligat ve kesinleştirme işleminin yapılmamış olduğunun anlaşıldığı,
dava konusu edilen orman parselinin kadastro tutanaklarının dava tarihi itibariyle kesinleşmemiş iken Mahkemenin görevli olmadığı, davanın Kadastro Mahkemesinde görülüp yürütülmesi gereken bir dava olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın görev yönünden reddine, kararı kesinleştiğinde ve kesinleşme tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde başvuru halinde dava dosyasının görevli Mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
2. Akşehir Kadastro Mahkemesinin 13.04.2018 tarihli ve 2014/18 Esas, 2018/6 Karar sayılı ilamı ile; dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede 21 nolu orman kadastro komisyonu tarafından 6831 sayılı Kanun hükümlerine göre orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması çalışması yapıldığı ve sonuçların 05.04.1988 yılında askı ilana çıkarıldığı, dava konusu yerin orman olarak sınırlandırılan alanda kaldığı, arazi kadastrosunun ise 2006 yılında yapıldığı,
arazi kadastrosu neticesinde dava konusu yerin içinde bulunduğu 106 ada 136 parsel sayılı taşınmaz hakkında tutanak düzenlenmeksizin bulunduğu adanın son parsel numarası verilmek suretiyle orman niteliğiyle tapuya tescil edildiği ancak ... tarafından askı ilan süresi içinde açılmış olan dava nedeniyle ilgili yer ile ilgili gerek arazi kadastrosu gerekse dava tarihi itibarıyla orman kadastrosunun kesinleşmemiş olduğunun anlaşıldığı,
orman kadastrosunun kesinleşmemiş olduğu gözönüne alınarak eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasının incelenmesinin önem kazanmakta olduğunu, bu hususta mahkemece yapılan araştırma ve bilirkişi incelemesi sonucuna göre dava konusu taşınmazın 1959 yılı hava fotoğrafı, bu fotoğraflardan üretilmiş 1963 tarihli memleket haritası ve amenajman planında orman kapsamında kaldığının anlaşıldığı, orman içinde ve kapsamında kalan yollar da orman niteliğinde olduğundan dava konusu taşınmazın paftasında yol olarak gösterilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
3. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
4. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 20.02.2020 tarihli ve 2018/1458 Esas, 2020/254 Karar sayılı ilamı ile. 2006 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında ... İlçesi ...- ...
Mahallesi 106 ada 136 parsel sayılı 952.578,86 m2 yüzölçümündeki taşınmazın 3402 sayılı Kanun’un 22/son maddesi uyarınca kadastro tespit tutanağı düzenlenmeksizin idari yoldan 08.06.2006 tarihinde orman niteliği ile Hazine adına tescil edildiği, davacının 24.04.2013 tarihli dilekçe ile.
106 ada 136 parselin bir bölümünün kadim yol olduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptal edilip yol olarak haritasında gösterilmesi istemiyle Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açtığı, Doğanhisar Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/52 Esas, 2014/1 Karar sayılı ilamla davanın görev yönünden reddine karar verildiği, temyiz edilmeksizin 12.03.2014 tarihinde kesinleşmekle yargılamaya Kadastro Mahkemesinde devam edilerek davanın esastan reddine karar verildiği,
ancak Doğanhisar Asliye Hukuk Mahkemesinin 14.09.1989 tarihli ve 1988/240 Esas ve 1989/159 Karar sayılı dava dosyasında dava edilen taşınmaz ile eldeki istinaf incelemesine konu davada davaya konu taşınmazın aynı olmadıkları gibi anılan davanın orman kadastrosunun askı ilan tarihinden sonra 23.08.1989 tarihinde açıldığının anlaşıldığı, orman kadastrosunun ve arazi kadastrosunun askı ilan tarihinden sonra açılan davalara, yine kadastro tespit tutanağı düzenlenmeyen idari yoldan tescil edilen taşınmazlara ilişkin açılan davalara bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğu,
yörede yapılan orman kadastrosu ve 2/B uygulamasının 05.04.1988 tarihinde ilan edildiğinden ilan tarihinde yürürlükte bulunan 6831 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinde belirtilen 6 aylık Kadastro Mahkemesine dava açma süresinin 05.10.1988 tarihinde dolmuş olduğu, yine genel arazi kadastrosunun 2006 yılında yapılıp 09.05.2006 - 07.06.2006 tarihleri arasında ilan edildiğinden 30 günlük askı ilan süresi içinde Kadastro Mahkemesinde dava açma süresinin 08.06.2006 tarihinde dolduğu, kaldı ki çekişmeli 106 ada 136 parsel sayılı taşınmaz 05.04.1988 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman sınırları içinde kaldığı,
2006 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında kadastro tespit tutanağı düzenlenmeden 3402 sayılı Kanun'un 22/son maddesi uyarınca 106 ada 136 parsel numarasıyla orman niteliği ile Hazine adına tescil edildiğinden davaya bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğundan görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esası hakkında yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun diğer hususlar incelenmeksizin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 355,
353/1-a.3 maddeleri uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2 inci maddesi 3402 sayılı Kanun'un 4, 12, 25, 26, 27, Ek-4, Ek-5 inci maddeleri ve 6831 sayılı Kanun'un 11 inci maddesi gereğince, davaya bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemesine ait olması nedeniyle, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca davanın usulden reddine, Mahkemenin Görevsizliğine karar verilmiştir.
5. Doğanhisar Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.06.2020 tarihli ve 2020/32 Esas, 2020/73 Karar sayılı ilamı ile.
6831 sayılı Kanuna göre orman servis yollarının orman sayılmayan yerler arasında olmadığı, orman içinde ve kapsamında kalan yollar da orman niteliğinde olduğundan dava konusu taşınmazın paftasında yol olarak gösterilmesi orman arazisinin korunması bakımından sakınca doğuracağı ve orman örtüsüne tahribat vereceği, orman servis yollarının amacının bir orman topluluğunun entansif olarak işletilmesi için ekim, dikim, bakım, kesim, hastalık ve zararlılarla mücadele, yangınlardan korunma veya yangınları söndürme gibi çeşitli ormancılık hizmetlerinin zamanında,
yöntem ve tekniğine uygun olarak yapılabilmesi ve ormanların çok yönlü fonksiyonel faydalarının hizmete sunulması için meydana getirildiği, orman bitki örtüsünün bakımı ve acil durumlarda idarece öncelikli olarak kullanılması gerektiği için servis yolarının düzenlendiği göz önüne alındığında orman servis yolunun taşınmazın paftasında yol olarak görünmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava konusu yerin kadim yol olduğu ve zeminde halen kullanılmakta olduğunu, davanın kabulü açısından gereken koşulların oluştuğunu, mahkemece istinaf talepleri kabul edilmeyecek ve hükmün onanması düşünülecek ise; hükmün hatalı olan 4. Maddesinin kaldırılarak yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini açıklayarak istinaf isteminde bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; uzman orman bilirkişi tarafından kesinleşen orman tahdidine, eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarına dayalı olarak yöntemine uygun şekilde yapılan inceleme ve uygulama sonucu çekişmeli taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 3302 sayılı Kanun’la değişik hükümleri uyarınca 05.04.1988 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman tahdidi içinde kaldığı, eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarında da orman olarak gözüktüğü, orman bütünlüğü içinde yer aldığının tespit edildiği,
çekişmeli yerin orman niteliği ile Hazine adına tapuda kayıtlı 106 ada 136 parsel içinde kaldığından tapu maliki Hazinenin davada pasif taraf sıfatının bulunduğu, Hazine vekilinin Kadastro Mahkemesindeki duruşmalarda kendisini vekil ile temsil ettirdiği gözetilerek davanın reddi ve ret sebebi ortak olduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3/2 maddesi uyarınca Orman İdaresi ve Hazine lehine takdir edilen 3.400,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak Hazine ve Orman İdaresine ödenmesine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı,
ancak hükümde infazda duraksama yaratacak şekilde vekalet ücretinin Orman Yönetimi ve Hazine yönünden ayrı ayrı mı yoksa eşit olarak mı takdir edildiğinin belirtilmemesinin doğru olmadığı, bu hatanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 355 ve 353/(1)-b.2 maddesi gereğince yeniden yargılama yapmaya gerek olmadan düzeltilmesinin mümkün olduğu, yeniden esas hakkında karar vermenin öncelikli koşulunun İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılması olduğundan davacının istinaf başvuru talebinin kısmen kabulüyle mahkeme kararının kaldırılıp vekalet ücreti yönünden düzeltilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun). 6831 sayılı Orman Kanunu.
3. Değerlendirme Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 368,30 TL'nin temyiz edenden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/1037, K. 2024/6041, 17 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama