KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2022/1521 E., 2024/6578 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Kasım 2024
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/261 E., 2021/333 K.
- Dava tarihi
- 13.10.2014
- Karar
- Davanın kabulüne
Karar Metni
1.796 kelime·9 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili dava dilekçesinde; ... ilçesi ... köyü hudutları dahilinde bulunan ve evvelce tapu ile müvekkillerinin murisi ... ...'a ait olan dava konusu 106 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti sırasında orman vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edildiğini, taşınmazın 2507 m²'lik kısmının ...
Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 27.12.1968 gün ve 1968/367 E., 1968/262 K. sayılı kararı ile istimlak edildiğini ve taşınmazın zilyedi olarak müvekkilerinin murisi ... ...'ın tespit edildiğini, 25000 m²'den ibaret hudutları şarken... ve ... vereseleri, garben değirmen ırmağı, cenuben kuru ırmak ve ... ve ... vereseleri, şimalen şose (karayolu) ile çevrili taşınmaza daha evvel 12.04.1944 tarih, 7 sıra numaralı tapu kaydı ile 6/24 hisse oranında ve yine 12.04.1944 tarih, 9 sıra numaralı tapu kaydı ile 6/24 hisse oranında müvekkillerinin murisi ... ...'ın malik olduğunu belirterek,
dava konusu 106 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tapusunun iptali ile müvekkillerinin murisi ... ...'ın verasetindeki hisseleri oranında tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; iddia, savunma, tapu kayıtları, kadastro krokileri, keşif tutanağı ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının dayanağı olan tapu kaydındaki sınırların 106 ada 1 parsel sayılı taşınmazın (A) harfi ile gösterilen 20.424,43 m2'lik kısmını kapsadığı, keşif esnasında dinlenen tanıklar, mahalli bilirkişi beyanları ve düzenlenen teknik bilirkişi raporları doğrultusunda dava konusu taşınmazın orman kapsamı dışında kaldığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, dava konusu Rize ili ... ilçesi ... köyü ...
Mevkii 106 ada 1 parsel sayılı 1619779.83 m2'lik taşınmazın tapusunun iptali ile, Fen bilirkişileri ... ve ...'ın 16.06.2015 havale tarihli raporlarındaki (A) harfi ile gösterilen 20424.43m2'lik kısmının 410 adanın son parsel numarasını takip eden parsel numarası ile fındık bahçesi vasfında davacılar adına muris ... ...'a ait Hopa Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/152 Esas 2009/140 Karar sayılı veraset ilamındaki paylar oranında tapuya kayıt ve tesciline, 447 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 579898.28 m2 olarak tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
Hüküm, davalı Hazine ve Orman idaresi vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince; mahkemece dava konusu 106 ada 1 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişilerinin 16.06.2015 havale tarihli raporlarındaki (A) harfi ile gösterilen kısım yönünden tapusunun iptaline karar verilmesi gerekirken 106 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tapusunun tamamının iptaline karar verilmesi ve devamında 106 ada 1 parsel sayılı taşınmazın geri kalan kısmı yönünden tescil hükmü kurulmak istenirken sehven dava dosyası ile ilgisi olmayan 447 ada 1 parsel sayılı taşınmaz yönünden tescil hükmü kurulmasının hatalı olduğu,
yine taleple bağlılık ilkesi uyarınca, somut olayda davacılar tarafından dava dilekçesi ile dava konusu edilen 106 ada 1 parsel sayılı taşınmaz sınırları içerisinde kalan kısmın ... ...'a ait veraset ilamındaki miras hisseleri oranında tescilinin talep edildiği, mahkeme yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporları neticesinde 12.04.1944 tarih, Cilt:15, Sayfa:37, S.No:9 ile Sayfa:35, S.No:7'de kayıtlı tapu kayıtlarının dava konusu taşınmaza uyduğu tespit edilerek bu gerekçe ile davacılar adına tesciline karar verildiği, ancak dayanılan tapu kaydının hisseli olduğu ve tapunun tamamının ... ...'a ait olmadığının göz ardı edildiği,
davacıların talebinin ... ...'a ait olan hissenin adlarına tescil istemine ilişkin olduğuna göre mahkemece eski tapu kayıtlarına göre muris ... ...'ın payının tespiti ile bu pay üzerinden karar verilmesi, ... ...'ın payı dışında kalan kısım yönünden ise bir talep olmadığından geri kalan hisse oranının ise Hazine adına tesciline karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu gerekçeleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Yargıtay ilamına karşı davacılar vekili ve davalı Hazine vekili tarafından karar düzeltme yoluna başvurulmuş, Yargıtay (Kapatılan)16. Hukuk Dairesince karar düzeltme talebinin reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporları neticesinde 12.04.1944 tarih, Cilt:15, Sayfa:37, S.No:9 ile Sayfa:35, S.No:7'de kayıtlı tapu kayıtlarının dava konusu taşınmaza uyduğunun tespit edildiği, dayanak eski tapu kaydının 6/24 hissesinin davacılar murisi ... ...'a ait olduğu, dava dilekçesi içeriğinden davacıların talebinin de ... ...'a ait olan hissenin adlarına tescil istemine ilişkin olduğu, ... ...'ın payı dışında kalan kısım yönünden ise bir talep olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, dava konusu Rize ili ... ilçesi ... köyü ...
Mevkii, 106 ada 1 parsel sayılı taşınmaza ait tapu kaydının fen bilirkişileri ... ve ...'ın 16.06.2015 havale tarihli raporlarındaki (A) harfi ile gösterilen 20424.43 m2'lik kısmının iptali ile; bu alanın 410 adanın son parsel numarasını takip eden parsel numarası ile 3/4 hissenin Hazine adına, 1/4 hissesinin muris ... ...'a ait Hopa Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2009/152 Esas, 2009/140 Karar sayılı veraset ilamındaki payları oranında davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
Davacılar vekili; tapu kayıtları ile dava konusu taşınmazın tespit edilebilen tek malikinin müvekkillerinin murisi ... ... olduğunu, bu nedenle 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713/2 maddesinin uygulanması gerektiğini, bu hususun dava konusu taşınmazın kamulaştırılmasına ilişkin açılan davada da belirlenerek taşınmaz zilyedinin ... ... olduğunun tespit edildiğini, taşınmazın Yerel Mahkeme ve Yargıtay ilamında da kabul edildiği üzere orman vasfında olmadığını,
bu durumda 4721 sayılı Kanun'un 713/2 maddesi uyarınca müvekkillerinin murisi adına tespit ve tescili gereken taşınmazın dayanak tapu kaydındaki hisse oranında mirasçılar adına tesciline karar verilmesinin usul ve kanuna uygun olmadığını, bu haliyle Hazine adına tescil kararının herhangi bir hukuki gerekçeye dayanmadığını, davanın kabulüne karar verilmesi nedeniyle davalıların yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulması gerektiğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararını temyiz etmiştir.
Davalı ... İdaresi vekili; Yerel Mahkeme kararının gerekçesiz olduğunu, iştirak halinde mülkiyette ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğunu, bu nedenle yalnızca ... ... mirasçılarının üçüncü kişi konumundaki Hazine'ye tek başlarına dava açma olanağı bulunmadığını, usulüne uygun şekilde orman araştırması yapılmadığını, eksik ve çelişkili raporlar doğrultusunda hüküm kurulduğunu, orman içi açıklık ve boşluklar ile orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan funda ve makilik alanların kanun gereği orman sayıldığını, bu tür yerlerin zilyetlik yoluyla kazanılamayacağını ve özel mülk olarak tescil edilemeyeceğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararını temyiz etmiştir.
Davalı Hazine vekili; dava konusu taşınmazın orman vasfında olduğunu, ancak yargılama esnasında usulünce araştırma yapılmadığını, yerleşik Yargıtay içtihatları dikkate alınarak orman niteliğinin araştırılması gerektiğini, dava konusu taşınmazın orman bütünlüğü içinde kaldığını, tapu ve zilyetlik yoluyla ormandan toprak kazanılmasını sağlayan ilgili hükümlerin Anayasa Mahkemesi kararları ile iptal edildiğini, dava konusu taşınmazın özel mülkiyete konu edilemeyeceğini, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararını temyiz etmiştir.
Dava konusu Rize ili ... ilçesi ... köyü'nde bulunan 106 ada 1 parsel sayılı taşınmaz orman vasfıyla Hazine adına tapuda kayıtlı olup, dava dilekçesindeki açıklamalara göre dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılıp mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına,
bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında, davalılar vekillerinin tüm, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. a-İlk Derece Mahkemesince, çekişmeli 106 ada 1 parsel sayılı taşınmaza ait tapu kaydının fen bilirkişileri ... ve ...'ın 16.06.2015 havale tarihli raporlarındaki (A) harfi ile gösterilen 20424.43m2'lik kısmının iptali ile; bu alanın 410 adanın son parsel numarasını takip eden parsel numarası ile 3/4 hissenin Hazine adına, 1/4 hissesinin muris ... ...'a ait Hopa Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2009/152 Esas, 2009/140 Karar sayılı veraset ilamındaki payları oranında davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş ise de, infazda tereddüt hasıl olacak şekilde bu taşınmaz bölümünün hangi vasıf ile tescil edileceğinin hüküm yerinde gösterilmemiş olması isabetsiz olup, bozmayı gerektirir.
b-Davacı vekilinin yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden temyiz itirazlarının incelenmesinde; karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13 üncü maddesinde.
(1) Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.
(2) Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez. (3) Maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez. (4) Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur." düzenlemesi yer almaktadır.
6100 sayılı HMK’nun "Yargılama Giderlerinden Sorumluluk’ başlığını taşıyan 326. maddesinde ise; “(1) Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir. 2) Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır. (3) Aleyhine hüküm verilenler birden fazla ise mahkeme yargılama giderlerini, bunlar arasında paylaştırabileceği gibi, müteselsilen sorumlu tutulmalarına da karar verebilir.” düzenlemesini ihtiva etmektedir.
Hal böyle olunca, gerçek kişilerin açtığı tapu iptali ve tescil davasında davanın kabulüne karar verilmiş olması nedeniyle, davacı payına isabet eden taşınmazın değeri üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacılar lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, 3402 sayılı Kanun'un 36/A maddesi ile Geçici 11 inci maddesi gerekçe gösterilerek davacılar lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi, yine yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir.
Ne var ki; yukarıda 2.a ve 2.b bendinde gösterilen yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/1521, K. 2024/6578, 18 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama