KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2022/2992 E., 2024/6039 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Ekim 2024
- Mahkemesi
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1438 E., 2021/1159 K.
- Karar
- İstinaf başvurusunun esastan reddine
- İlk derece mahkemesi
- Antalya Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/101 E., 2021/349 K.
Karar Metni
1.575 kelime·8 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasındaki 6831 sayılı Orman Kanunu (6831 sayılı Kanun) 3302 sayılı Kanun ile değişik 2/B madde çalışmalarına itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından tashih talebinde bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince 11.01.2022 tarihli tashih ek kararı verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi'nin tashih kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede, 3116 Sayılı Orman Kanunu (3116 Sayılı Kanun) uyarınca 1946 yılında ilan edilen orman tahdidi, 1953 yılında yapılan maki tefrik çalışması, 1968 yılında yapılan arazi kadastrosu, 2018 yılında yapılan 3402 Sayılı Kadastro Kanunu (3402 Sayılı Kanun) Ek-1 Madde Çalışması ve 2020 yılında ilan edilen orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B çalışması bulunmaktadır.
2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; ... Orman Bölge Müdürlüğü 3 nolu Orman Kadastro Komisyonu tarafından 6831 sayılı Orman Kanunu (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi gereğince ... ilçesi ... Mahallesinde orman sınırları dışına çıkarma işlemi tamamlanarak 30.06.2020 tarihinde askı ilanına alındığını, yapılan bu çalışmada müvekkilinin dava dilekçeleri ekinde sunmuş oldukları krokide gösterilen arazinin orman sınırları içinde bırakıldığını ve ancak müvekkilinin taşınmazının yapılaşma içerisinde olduğunu ve zeytin bahçesi olarak kullandığını bu nedenle bu taşınmazın orman sınırları dışına çıkarılmasına karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu edilen ve Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi sınırları içerisinde yer alan mülkiyeti Hazineye ait taşınmazın bulunduğu bölgede ...
Orman Bölge Müdürlüğü tarafından 6831 Sayılı kanunun 3302 Sayılı 31.08.1956 Tarihli ve 6831 Sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (3302 Sayılı Kanun) değişik 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkartma işlemi yapıldığı, davacı vekilince müvekkil İdareye yöneltilen davanın usul ve hukuka aykırı olduğunu, Orman Kadastro Komisyonu tarafından ilgili kanun ve Yönetmeliklere göre tesis edildiği,
itiraza konu işlemin Hazine ile ilgisi bulunmadığını, taşınmazın vasfının orman olduğunu, dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede 1946 yılında yapılan ve kesinleşen orman tahdit çalışmalarında itiraz edilmeksizin kesinleştiğini ve orman sınırları içerisinde kaldığını, dava konusu taşınmazın 6831 Sayılı Kanunun 2/B maddesi gereğince orman dışına çıkarılmasını talep ettiğini, davacının hukuki yararının bulunmadığını, 6831 Sayılı Kanun'un değişik 2/B maddesine göre nitelik kaybı nedeniyle orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazların Hazine adına çıkarılmasının zorunlu olduğunu,
gerçek kişilerin bunu talep etmekte hukuki yararın ve aktif dava ehliyetinin olmadığını ve İlk Derece Mahkemesinin resen yapacağı incelemeler doğrultusunda öncelikle usulü itirazlarının değerlendirilmesi ve kabulüne karar verilmesini, aksi kanaatte olunması halinde davacını iddialarının araştırılmasını ve bu sonuca göre taşınmazın niteliği belirlenerek Hazine adına tespit ve tesciline karar verilmesini savunmuştur.
2. Davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın orman olduğunu, tapuda da orman vasfı ile Hazine adına tescilinin gerektiğini, davacının bu davada aktif dava ehliyeti bulunmadığını, davayı açmakta hukuki yararının da olmadığını, dava konusu ...
Mahallesinde uzun yıllardır orman alanlarının talan edildiğini, tespit edilebilen yerlerde yüzlerce zabıtların tutulduğunu, ağaç ve ağaççıkların katledilerek haksız işgallerin yapıldığı bir yer olduğunu, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan orman alanlarının zilyetlik, vergi kaydı gibi yollarla kazanılmasının mümkün olmayacağını, Devlet ormanlarının anayasanın koruması altında olduğunu, Devlet ormanlarına tapu verilemeyeceğini ve özel mülke konu edilemeyeceğini, cevap haklarının ve gerektiğinde davaya müdahale haklarının saklı tutulmasının ve bu nedenlerle davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile.
02.03.2021 tarihinde keşif icra edildiği, 26.04.2021 havale tarihli bilirkişi heyet raporunda davacının dava konusu ettiği taşınmazın (A) harfi ile gösterildiği ve bu taşınmazın yörede yapılan 3116 sayılı Kanun'a göre tahdit çalışmalarında "Devlet Ormanı" sayılan yerde kaldığı ve davacının dava konusu ettiği ve askı ilan süresi içerisinde yapılan 6831 Sayılı Kanun'un 3302 sayılı kanun ile değişik 2/B madde çalışmalarında dava konusu taşınmazın orman olarak ayrılan alanda kaldığı, yörede yapılan 2/B çalışmalarına konu edilmediğinin anlaşıldığı,
yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere halen tahdit içinde olan bir yerin, hangi nedenle olursa olsun orman sınırları dışına çıkartılması için orman yönetimini zorlayıcı nitelikteki davanın dinlenme olanağının bulunmadığı, davacının bu bağlamda aktif dava ehliyeti ve hukuki yararının da bulunmadığı gerekçesiyle davanın hukuki yarar ve aktif dava ehliyeti bulunmadığından reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı müvekkilinin iş bu davayı açması konusunda, İlk Derece Mahkemesi'nin hukuki yarar yokluğu gerekçesinin somut gerçekleri yansıtmadığını, İdarenin yapmış olduğu orman sınırı dışına çıkarma işlemleri herhangi bir gerekçe gösterilmeden yapılarak,
davacı müvekkili aleyhine işlem tesis edildiğini, bu nedenle Anayasaya aykırı bir şekilde hüküm kurulduğunu, 6831 sayılı Kanun m.2/f.1 (A) bendine göre tarım alanlarına dönüştürülmesinde yarar olduğu tespit edilen yerlerin orman sınırı dışına çıkartılması gerektiğini, söz konusu taşınmazın, müvekkil tarafından yıllardan beri ekilmekte ve tarımsal ürün elde edilmekte olduğunu, bu sebeplerle söz konusu taşınmazın orman sınırları içerisinde bırakılmasının belirtmiş olduğu kanun hükmüne de aykırı olduğunu, bilirkişi inceleme raporunda, dava konusu taşınmazın maki alanı dışında kaldığının tespit edildiğini,
6831 sayılı Kanun m.1 (j) bendine göre maki alanlarının orman sayılamayacağının ifade edildiğini, bu hususun gereği olarak orman sınırı dışına çıkarma işlemlerinin yapılması gerektiğini, söz konusu taşınmazın orman sınırları içerisinde bırakılmasının belirtikleri kanun hükümlerine ve hukuka aykırı olduğunu açıklayarak istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; çekişmeli taşınmazın kesinleşmiş orman sınırları içinde bulunduğu ve 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman sınırı dışına çıkarıldıkları gerekçesiyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkarma yetkisinin orman kadastro komisyonlarında bulunduğu,
öncesi devlet ormanı olan bir yerin 2/B uygulaması ile ancak Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılabileceği, gerçek kişilerin çekişmeli taşınmazların kendi adlarına orman sınırı dışına çıkarılmasını talep edemeyecekleri gibi, maki alanında kalsa bile Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 1993/5 Esas-1996/1 Karar ve 2004/1 Esas-2010/1 Karar sayılı ilamlarına göre halen tahdit içinde olan bir yer için her ne sebeple olursa olsun Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılmasına ilişkin olarak idareyi zorlayıcı şekilde dava açamayacakları,
İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesinde usul ve kanuna aykırı bir husus olmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
2. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından tashih talebinde bulunulmuştur.
3. Bölge Adliye Mahkemesinin 11.01.2022 tarihli tashih ek kararı ile.
Dairenin 22.11.2021 tarihli ve 2021/1438 Esas 2021/1159 karar sayılı kararının gerekçeli karar başlığı ve dosya özetinin, "ilk derece mahkemesince" cümlesi ile başlayan son paragrafa kadar tashih kararında belirtilen şekilde düzeltilmesi ve tashih kararının dairede bulunan karar örnekleri ile taraflara verilmiş suretlerinin altına yazılmasına karar verilmesi suretiyle düzeltilmesi gerektiği gerekçesiyle, davacı vekilinin tashih isteminin kabulüne ve Dairenin 22.11.2021 tarihli ve 2021/1438 Esas 2021/1159 karar sayılı kararının gerekçeli karar başlığı ve içeriğinin tashihe ilişkin ek kararda yazıldığı şekilde düzeltilmesine,
Hukuk Muhakemeleri Kanun'un 304/2 nci maddesi gereğince dairede bulunan karar örnekleri ile taraflara verilmiş suretlerinin altına yazılmasına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen tashih ek kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; orman tahdit komisyonunca hatalı iş ve işlemlerde bulunulduğunu, davacı müvekkilinin kullandığı alanın orman sınırı dışına çıkarılması gerektiğini, 6831 sayılı Orman Kanun'un Ek 16 ncı maddesi Kapsamında Orman Sınırları Dışına Çıkarma İşlemlerine İlişkin Yönetmelik'in 5 inci maddesine göre dava konusu taşınmazın orman sınırı dışına çıkarılmasına yönelik işlemlere başlanabilmesi için 2/B madde uygulamalarının yapılıp kesinleşmesi ve fenni hata içermemesi gerekmesine rağmen, dava konusu taşınmazın 2/B uygulamalarında fenni hata yapıldığını,
bu sebeple davacı müvekkilinin söz konusu davayı açmakta hukuki yararının ve aktif dava ehliyetinin bulunduğunu, idarenin yapmış olduğu orman sınırı dışına çıkarma işlemlerinin herhangi bir gerekçe gösterilmeden yapılarak, davacı müvekkili aleyhine işlem tesis edildiğini, bu nedenle Anayasaya aykırı bir şekilde hüküm kurulduğunu, davacının söz konusu taşınmazı yıllardan beri kullandığını ve tarımsal ürün elde ettiğini, dava konusu taşınmaz üzerinde zilyetliğinin ve söz konusu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğunu,
hukuki yararı ile aktif dava ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi yönünde kurulan hükmün hak arama hürriyetine önemli ölçüde zarar verdiğini, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine aykırı olduğunu, 6831 sayılı Kanun m.2/f.1 (A) bendine göre tarım alanlarına dönüştürülmesinde yarar olduğu tespit edilen yerlerin orman sınırı dışına çıkartılması gerektiğini, söz konusu taşınmazın, müvekkil tarafından yıllardan beri ekilmekte ve tarımsal ürün elde edilmekte olduğunu,
bu sebeplerle söz konusu taşınmazın orman sınırları içerisinde bırakılmasının belirtmiş olduğu kanun hükmüne de aykırı olduğunu açıklayarak kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 6831 sayılı Kanunun 3302 sayılı Kanun ile değişik 2/B madde çalışmalarına itiraz istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 6831 Sayılı Orman Kanunu.
3. Değerlendirme Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/2992, K. 2024/6039, 17 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama