KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2022/3166 E., 2023/2471 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Nisan 2023
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/116 E., 2021/508 K.
- Karar
- Davanın kısmen kabulüne
Karar Metni
1.550 kelime·8 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tapusuz taşınmazın tescili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar dava dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... Mahallesi sınırları içinde yaklaşık 11.000,00 m2'ik yerin tapulama harici bırakıldığını, 50 seneyi aşkın süreden bu yana müvekkillerinin zilyetliğinde olup, malik sıfatıyla müşterek olarak ekilip, biçildiğini ileri sürerek, taşınmazın 1/3'ünün ..., 1/3'ünün, ..., 1/3'ünün de ... ... mirasçıları adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; taşınmazın zilyetlik yoluyla kazanılabilmesi için kadastro tutanağının düzenlenmesinden sonra ihya olgusunun tamamlandığı ve imar planı içerisinde alındığı tarihe kadar 20 yıldan fazla süre tasarruf edilmiş olması gerektiği, ... Köyünde tapulma işlemlerinin 1978 yılında yapıldığı, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünce yapılan 29.07.1980 tarihinde onaylanan 1/50.000 ölçekli metropolitan alan nazım planı içerisinde bulunduğu, 3402 ... Kanun'un (3402 ... Kanun) 17 nci maddesi gereği orman sayılan yerlerin zilyetlik yoluyla kazanılmasının mümkün olmadığını, yine tespit harici bırakılma işleminin kadastral işlem olduğu, 3402 ... Kanun'un 12 nci maddesi gereği 10 yıllık süre içerisinde itiraz edilmediği dikkate alınarak açılan davanın reddini istemiştir.
2 .Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın öncelikle Kadastro Mahkemesinde açılması gerektiğinden görev yönünden reddi gerektiği, 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçirildiği, yine dava konusu yerin özel mülkiyete tabi olamayacak, kamu mallarından olduğunun belirlenmesi halleri de dikkate alınarak açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
3. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; öncelikle husumet yönünden itirazda bulundukları, esasa yönelik ise dava konusu taşınmazın bulunduğu ... Mahallesinin 1/5000 ölçekli nazım imar planı içerisinde bulunduğunu, göl mutlak koruma alanında kaldığı, taşınmazın orman sınırları içerisinde bulunduğundan kadastro müdürlüğünce tescil harici bırakıldığı, söz konusu alının köylülerin ortak kullanım alanlarından olduğunu, 4721 ... Türk Medeni Kanunu (4721 ... Kanun) gereğince yasal şartların gerçekleştiği belirtilmiş ise de 3402 ... Kanun gereğince öngörülen şartların gerçekleşmediği dikkate alınarak açılan davanın reddi ile yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 08.09.2015 tarihli ve 2014/396 Esas, 2015/540 Karar ... kararıyla; davanın kısmen kabül kısmen reddi ile dava konusu ... ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan bilirkişi raporunda (C) harfiyle gösterilen 9773,18 m2'lik taşınmazın davacılar adına eşit şekilde tapuya tesciline, fazlaya ilişkin kısmın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1 İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davalılar tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 16.11.2017 tarihli ve 2016/5152Esas, 2017/9536 Karar ... ilamında özetle; "tescil davasına konu taşınmaz açısından yeterli inceleme yapılmadan karar verildiği,en eski ve dava tarihinden 15-20 yıl öncesine ait hava fotoğraflarının incelenmediği,gerekli yasal ilanların yapılmadığı, taşınmazın hangi tarihte imar planına alındığı ve imar planı içerisine alınma tarihinden geriye doğru 20 yıl kazandırıcı zilyetliğin bulunup bulunmadığı, çevresindeki tapusuz taşınmazların tesciline ilişkin dava açılıp açılmadığı açılmışsa neticesinin ne olduğunun araştırılmadığı anılan eksikliklerin giderilerek yeniden inceleme ve keşif yapılarak sonucuna göre hüküm kurulması" gereğine değinilerek araştırmaya yönelik olarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, 04.12.2019 havale tarihli bilirkişi raporu ve ekindeki kroki de A harfiyle gösterilen 9.773,18 m2 lik taşınmazın 1/3 hissesinin dava ..., 1/3 hissesinin ..., 1/3 hissenin de muris ... ... mirasçıları adına, ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/680 Esas, 2009/639 Karar ... veraset ilamında belirtilen hisseler oranında, tapuya kayıt ve tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde;çekişmeli taşınmazın orman kadastrosunun dışında kalsa da aplikasyonu yapılmadığından arazi kadastrosu sırasında orman içinde kaldığı gerekçesi ile tescil harici bırakıldığını,bu sebeple sürdürülen zilyetliğe değer verilemeyeceğini, hava fotoğraflarının incelemesinin jeodezi fotogrametri mühendisi bilirkişisi eliyle incelenmesi gerektiği, hakdüşürücü sürenin geçtiğini, dava konusu taşınmazın bulunduğu alanların Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünce hazırlanmış 29.07.1980 tarihinde onaylanan 1/50.000 ölçekli ...
Metropoliten Alan Nazım İmar Planı kapsamında kaldığını,ayrıca ...'nın 2009 tasdik tarihli 1/100.000 ölçekli ...
İl Çevre Düzeni Planı kapsamında bulunduğunu,ancak Yerel Mahkemece dava konusu taşınmazın imar planı içerisinde oluşunun dikkate alınmadığını, taşınmazın Terkos Barajı Göl Alanı dışında kalıp kalmadığı noktasında bilirkişi raporları arasında çelişki olduğunu, reddedilen kısım için hazine lehine vekalet ücreti takdirinin gerektiğini belirterek hükmün bozulmasını talep etmiştir
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, arazi kadastrosu sırasında tescil harici bırakılan taşınmaz için davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yolu ile taşınmaz edinme koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 ... Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6831 ... Orman Kanunu'nun (6831 ... Kanun) 1 inci maddesi, 3402 ... Kanun'un 14 ve 17 nci maddeleri
3. Değerlendirme İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmişse de eksik inceleme ile hüküm kurulmuştur. Şöyle ki davacılar dava konusu taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmış olup, davacılardan, ..., ..., ... ve ... murisi ... ... ile davacı ... kardeş olup diğer davacı ... ile aralarındaki akdi veya ırsi bağ dosya kapsamından tespit edilememiştir. UYAP sistemi üzerinden alınan nüfus kayıtlarından anne baba isimlerinin birbirinden farklı olduğu görülmüş olup, keşif sırasında dinlenen mahalli bilirkişi ve tanıklar davacıların tamamının aynı kök murisin mirasçıları olduğundan bahsetmektedirler.
Bozma öncesi yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve tanıklar, dava konusu taşınmazın davacılara babalarından kaldığını, son keşifte dinlenene mahalli bilirkişiler ise dava konusu taşınmazın ... Aydına'a ait olup kız kardeşi olan davacı ... ve çocuklarının da 50 yıldır kullandığını, öncesinde ise ... ...'ın sağ olup onun tarafından kullanıldığını, ... ...'ın da hissedar olduğunu, ...'ın mirasçılarının taşınmazları kullanmadıklarını belirtmişlerdir.
Bu hali ile davacıların kendi başlarına kazanmaya elverişli zilyetliklerinin olup olmadığının anlaşılamadığı, mahalli bilirkişi beyanlarının davacılar lehine zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı konusunda çelişkiler içerdiği ancak mahkemece bu çelişkiler giderilmeden hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
Çekişmeli taşınmaz Terkos Gölüne sınır konumda yer almakta İlk Derece Mahkemesince bozma ilamı öncesinde yapılan keşfe jeolog bilirkişi götürülmüşse de; jeolog ve ziraat bilirkişi tarafından düzenlenen raporda çekişmeli taşınmazın göl sahası içerisinde yer alıp almadığı, taşınmazın gölün suyunun geldiği nokta olan su birim alanının en yüksek sınırının altında kalıp kalmadığı hususlarında bir açıklama yapılmamış olduğundan bozma, lamı sonrası yapılan keşfe ise jeolog bilirkişi götürülmediğinden çekişmeli taşınmazın zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olup olmadığı noktasında yapılan araştırma yetersizdir.
... Valiliği Çevre Şehircilik Müdürlüğü tarafından dosyaya gönderilen 25.02.2015 tarihli yazıda çekişmeli taşınmazın 29.07.1980 tarihinde onaylanan 1/50000 ölçekli ... Metropolitan Nazım İmar planında "orman alanında" kaldığı bildirilmiş olup,mahkece taşınmazın imar planı kapsamına alındığı bu tarihe kadar zilyetlikle kazanma koşullarının olup oluşmadığı değerlendirilmesi gerekirken dava tarihinden geriye doğru zilyetlike kazanma koşullarının değerlendirilmiş olması da kanuna aykırıdır.
O halde İlk Derece Mahkemesince çekişmeli taşınmazı en yakın kadastro parselleri ile gösterir kadastro paftası, imar planının onaylandığı 1980 yılından 15-20 yıl öncesine ait hava fotoğrafları ve memleket haritaları, taşınmazın cevresinde bulunan tapusuz taşınmazlara ilişkin açılan davalar varsa bu dava dosyaları,tapuya kaydedilmişlerse tapu kayıtları dosya içerisine alındıktan sonra önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman bir orman, bir ziraat mühendisi, bir jeoloji mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte,
çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; orijinal-renkli (renkli fotokopi)hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmaz çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli,
hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, taşınmazın zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi niteliğinde olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; jeolog bilirkişiden çekişmeli taşınmazın sınırında bulunan Terkos Gölü sahasında kalıp kalmadığı,
gölün suyunun geldiği su birim alanının en yüksek sınırının altında kalıp kalmadığının değerlendirdildiği rapor düzenlemesi istenmeli, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanarak, bu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; varsa, zilyetlik tanıkları taşınmazlar başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kimden kime intikal ettiği, davacılar arasında bağ olup olmadığı, kaç yıl süreyle ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp;
çekişmeli taşınmazın imar planına kapsamına alındığı 1980 yılına kadar davacılar yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli. 3402 ... Kanun'un 14 üncü maddesi uyarınca, davacılar adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği tapu müdürlüğü ve ilgili kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 ...
Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu (5403 ... Kanun) ile değiştirilen 14/2 nci maddesi hükmü gözetilerek sulu ve ... olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 ... Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 ... Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
1086 ... Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/3166, K. 2023/2471, 25 Nisan 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama