KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2022/4073 E., 2024/5563 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Ekim 2024
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/80 E., 2022/131 K.
- Karar
- Davanın kabulüne
Karar Metni
564 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkeme kararı davalı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
3402 Sayılı Kadastro Kanunu (3402 Sayılı Kanun) geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışmaları sonucunda, Hatay ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 108 ada 46 parsel sayılı 1.482,39 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, zeytinlik vasfı ile davalı ... adına tespit ve tescil edilmiştir.
Davacı Hazine vekili, çekişmeli taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, davalının taşınmazı kullanması nedeniyle hakkında ecrimisil tahakkuk ettirildiğini, davalının asli zilyetliğinin bulunmadığını ileri sürerek, dava konusu 108 ada 46 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ve Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Kadastro Mahkemesince dava tarihi itibarı ile kadastro tutanağının kesinleştiği gerekçesi ile mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş, anılan kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmesi üzerine dosya görevli Hatay Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "çekişmeli 108 ada 46 parsel sayılı taşınmaz üzerinde, davalı yararına, zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu" gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar, davacı Hazine vekilinin temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 2018/428 Esas, 2020/4404 Karar sayılı kararıyla bozulmuş olup, hükmüne uyulan bozma ilamında özetle;
" davalıya, malik sıfatıyla ecrimisil tahakkuk ettirildiği ve bu nedenle davalının taşınmazda asli zilyetliğinin bulunmadığı yönündeki iddia araştırılmaksızın hüküm verilmiş olması nedeniyle, yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmak için yeterli bulunmadığı, hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için, dava konusu 108 ada 46 parsel sayılı taşınmazla ilgili, davacı Hazine tarafından davalıya ecrimisil tahakkuk ettirilip ettirilmediği ve davalı tarafça ecrimisil ödenip ödenmediği araştırılarak,
buna ilişkin tüm kayıt ve belgeler dosya arasına getirtilerek davalının asli ya da fer'i zilyet olup olmadığı değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre karar verilmesi" gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; " davalının zilyedi bulunduğu taşınmaz nedeniyle ... tarafından kendisine gönderilen ecrimisil ihbarnamesine herhangi bir itirazda bulunmadığı, talep edilen ecrimisili ödediği, hal böyleyken davacının taşınmaz üzerindeki zilyetliğinin asli zilyetlik niteliğinde olmadığı" gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına,
bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalının temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/4073, K. 2024/5563, 2 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama