KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2022/4244 E., 2022/8583 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 31 Ekim 2022
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Tapusuz Taşınmazın Tescili
Karar Metni
1.152 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün taraf vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
...., İli ....., İlçesi ....., Köyü Açmalar Mevkiinde 766 sayılı Tapulama Kanunu'na göre yapılan genel arazi kadastrosu 1969 yılında, 6831 sayılı Kanun gereğince yapılan orman kadastrosu 13.07.1990 tarihinde ilân edilerek kesinleşmiştir.
Davacı vekili, 01.07.2011 tarihli dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği ... Köyü Açmalar Mevkiinde kain yaklaşık 15.000,00 m2 alanlı tapusuz taşınmazın imar ve ihya yolu ile zeytinlik haline getirildiğini, taşınmazın müvekkiline ceddinden intikal ettiğini, intikalen ve taksimen nizasız fasılasız ve malik sıfatıyla 35 yılı aşkın bir zamandan beri zilyet ve tasarrufunda bulunduğunu ileri sürerek, dava konusu taşınmazın müvekkili adına tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Hazine, davacının davasının reddini ve taşınmazın Hazine adına tapuya tescilini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulü ile, bilirkişilerin 10.07.2012 tarihli raporlarına ekli krokide (A) ve (B) harfleri ile gösterilen toplamda 12.398,42 m2 yüzölçümlü tarla vasfındaki taşınmazın davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Hüküm, davalılar Hazine ve Orman İdaresi tarafından temyiz edilmekle Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 10.04.2014 tarih ve 2014/1631-4355 sayılı ilamı ile bozulmuştur.
Bozma ilamında özetle "dava konusu taşınmazın orman sahasında kaldığı gerekçesiyle genel arazi kadastrosu çalışmaları sırasında tespit dışı bırakıldığı, tesciline karar verilen (A) ve (B) harfleri ile gösterilen bölümlerin otoyol için tahsis edilen alanda kaldığı, yine (A) harfi ile gösterilen bölüm üzerinde TEDAŞ’a ait pilon yerinin bulunduğu halde ... ve TEDAŞ’ın davaya dahil edilip delillerinin toplanmadığı, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde otoyol inşaatı için yapılan kamulaştırma işlemlerinden bahsedilmesine ragmen taşınmazın kamulaştırma işlemine tâbî tutulup tutulmadığının yöntemince araştırılmadığı,
hükme esas alınan orman bilirkişi raporunda çekişmeli taşınmazın (A) ve (B) harfli bölümlerinin orman sayılmayan yerlerden olduğu, (A) harfi ile gösterilen taşınmazın kuzey bölümünde yeşil renkli çalılık rumuzlu kısmın eğiminin %10 olduğu ve toprak muhafaza karakteri taşımadığı belirtilmiş ise de eğimin eğim ölçer (klizimetre) ve memleket haritasındaki münhaniler yardımıyla teknik olarak ölçülüp kesin olarak belirlenmediği, hu haliyle raporun taşınmazın orman olup olmadığını ve hukukî durumunu belirlemeye yeterli ve kanaat verici olmadığı belirtilerek,
dosyada taraf teşkili sağlandıktan sonra taşınmazın orman olup olmadığının kesin olarak belirlenmesi ile orman olmadığının saptanması halinde davacının kullanım ve zilyetlik durumunun zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenerek, zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tesbit tarihine kadar davacılar yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesi.
3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, davacı yanında, (murisler) yönünden de tapu ve ilgili kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı Kanunun 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükümleri dikkate alınarak sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak ilamda anlatılan bilimsel yöntemlerle kesin olarak belirlenmesi, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği" hususlarına değinilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak devam olunan yargılamada taraf teşkili sağlanmış; yargılama sonunda, davanın kısmen kabulü ile, fen bilirkişisinin 13.07.2015 tarihli raporuna ekli krokide (A) harfi ile turuncu renkle boyalı olarak gösterilen 4.228,91 m2 zeytinlik vasfındaki, (B1) harfi ile sarı renkle boyalı olarak gösterilen 1.335,78 m2 zeytinlik vasfındaki Bursa İli Orhangazi İlçesi ... Mahallesinde bulunan taşınmazların ve (D) harfi ile gösterilen Bursa İli ...
İlçesi Cihatlı Mahallesinde bulunan 129,39 m2 yüzölçümlü zeytinlik vasfındaki taşınmazın tapuda davacı ... adına, bulundukları adanın son parsel numarasından sonra oluşturulacak parsel numaraları altında kayıt ve tesciline, (A) harfi ile turuncu renkle boyalı olarak gösterilen 4.228,91 m2 taşınmazın tapu kaydına 'Karayolları kamulaştırma sahasında kalmaktadır' şerhinin düşülmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Hükme karşı, davacı vekili ile davalılar Hazine ve Orman İdaresi ile dahili davalılar TEDAŞ, ..., ... ve ... vekilleri ayrı ayrı temyize gelmiştir.
Yargıtayın bozma kararlarına karşı direnme hakkı mahkemeye verilmiş olup, mahkemece bozmaya uyulduktan sonra gereklerinin yerine getirilmesi ve bozma ilamında yazılı hususları karşılayacak raporlar düzenlemesi zorunlu olduğundan; hakim uyduğu bozma ilamının gereklerinin yerine getirilip getirilmediğini denetlemek ve kendisinin bu hususlara aykırı değerlendirme yapılması halinde bilirkişiden bozma esaslarına uygun rapor düzenlemelerini istemekle görevlidir.
Somut olayda, Mahkemece önceki tarihli bozma ilamına uyulduğu halde gerekleri yerine getirilmediği gibi, eksik araştırma ve inceleme ile işin esası hakkında karar verilmiştir. Şöyle ki;
1-Mahkemece uyulan bozma ilamında, 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, davacı ve murisleri adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediğinin araştırılması istendiği halde, Mahkemece yalnızca davacı yönünden kurumlara araştırma yazıları yazılmış; ayrıca müzekkere yanıtları dosyada bulunmadığından gerekçeli kararda yer alan ".. .davacının daha önce senetsizden taşınmaz edinmediği anlaşılmıştır." şeklindeki tespitinin denetimi de mümkün olmamıştır.
2-Yine uyulan bozma ilamında, somut olayda zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığının tespiti için zilyetlik tanıklarının taşınmaz başında dinlenmesi gerektiği belirtildiği halde Mahkemece beyanlarının duruşmada alınması bozmayı gerektirmiştir.
3-Mahkemece uyulan bozma ilamında dava konusu taşınmazın eğiminin klizemetre ve münhaniler yardımıyla teknik olarak ölçülüp kesin olarak belirlenmesi gerektiği vurgulanmış, ancak fen bilirkişisince düzenlenen 21.09.2015 tarihli raporda, ekli krokide (A) olarak gösterilen yerin kuzeyinin eğiminin klizemetre ile ölçülememekle birlikte yaklaşık %10 olduğu belirtilmiş, ziraat ve orman bilirkişileri tarafından hazırlanan 14.07.2015 tarihli kök raporda, klizemetre ve münhanilere göre %12, 04.10.2015 tarihli ek raporda ise %10 olarak bildirilmiştir. Mahkemece raporlar arasındaki çelişkinin sebebi araştırılmamış, bozma gereği bu yönüyle de yerine getirilmemiştir.
4-Mahkemece bozma sonrası aldırılan bilirkişi raporları hüküm kurmaya elverişli değildir. Ziraat ve orman bilirkişileri tarafından hazırlanan 14.07.2015 tarihli müşterek raporda, dava konusu taşınmazın 1943, 1970 ve 1997 tarihli hava fotoğraflarına göre durumu hakkında kanaat bildirilmiş ise de, rapor ekinde hava fotoğraflarının uygulaması bulunmamaktadır.
Aynı raporda taşınmazın ekli krokide (A) harfi ile gösterilen alanın kuzeyindeki 790,00 m2'lik kısmın 1958 tarihli memleket haritasında yeşil alanda, 1976 memleket haritasında açık alanda kaldığı bildirilmiş.
Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozma öncesi ikmalen aldırılan 27.01.2014 tarihli heyet raporuna ekli krokilerde ise aynı yer 1958 ve 1976 memleket haritalarına göre yeşil alanda gösterilmiş, Mahkemece raporlar arasındaki çelişki giderilmeden işin esası hakkında karar verilmiştir. Buna göre, denetime elverişli olmayan ve dosya kapsamında oluşan çelişkileri gidermeyen raporlara dayalı hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
5-Mahkemece fen bilirkişisinin 13.07.2015 tarihli raporuna ekli krokide (B2) olarak gösterilen kısmın eğiminin %12'den fazla olması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de, söz konusu yerin 6831 sayılı Kanun'un 1/J maddesi kapsamında orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan çalılık niteliğinde orman sayılan yerlerden olup olmadığı kesin olarak belirlenmeden davanın reddi doğru olmamıştır.
Sonuç olarak, Mahkemece, uyulan ilk bozma ilamı ile Dairemiz bozma ilamında değinilen hususlar dikkate alınarak işlem yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de, davanın kısmen kabulüne karar verildiğine göre, davalılar yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/4244, K. 2022/8583, 31 Ekim 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama