KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2022/5353 E., 2024/5777 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Ekim 2024
- Mahkemesi
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2020/257 E., 2022/1700 K.
- Karar
- İstinaf başvurusunun esastan reddine
- İlk derece mahkemesi
- Adana 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/740 E., 2019/785 K.
Karar Metni
587 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki kesinleşen orman tahdidine dayalı tapu iptal ve tescile yönelik açılan davada yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekilinin kararı istinaf etmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Adana ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan ve tapu kütüğünde 4702 ada 6 parsel sayılı taşınmazın davalı adına tapuya kaydının bulunduğunu, dava konusu taşınmazın bir kısmının kesinleşmiş orman sınırı kapsamında kaldığını, orman sınırlarının Anayasa ile güvence altına alınmış olduklarını, özel mülkiyete konu olamayacaklarını, bu nedenlerle davanın kabulü ile, dava konusu taşınmazın orman sayılan kısmının tapu kayıt malikleri adına olan tapularının iptali ile Orman vasfı ile Maliye Hazinesi adına tapuya kayıt ve tesciline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince; "Davanın kabulüne, Adana ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan 4702 ada 6 parsel sayılı taşınmazın 07/01/2019 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 772,62 m² lik kısmının ana taşınmazdan ifraz edilerek aynı parselin son parsel numarasını takip eden parsel numarası ile Orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline" karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Adana Bölge Adliye Mahkemesince.
"Mahallinde keşif icra edilerek düzenlenen fen ve orman bilirkişisi heyet raporuna göre, dava konusu taşınmazın (A) harfi ile gösterilen 772,62 m² lik kısmının 2001 yılında yapılıp kesinleşen orman ve 2/B kadastro çalışmaları ile belirlenen orman sınırları içinde kaldığı, %12-15 eğime sahip olduğu, orman bütünlüğünü bozduğu, su ve toprak rejimine zarar verdiği, orman toprağı vasfını taşıdığı, koordinat değerlerini içerir raporun hükme elverişli nitelikte olduğu anlaşılmıştır.
Kesinleşen orman sınırları içerisinde kalan taşınmazın özel şahıslarca mülk edinilmesi mümkün bulunmadığından davanın kabulü ile dava konusu taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptal olunup orman vasfı ile Maliye Hazinesi adına tapuya kayıt ve tesciline dair verilen kararda herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından istinaf başvurusunun esastan reddine" karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından; kararın yeterince inceleme ve araştırma yapılmaksızın verildiğinden, usul ve kanuna aykırı olduğu iddiasıyla, bozulması talebiyle temyiz edilmiştir.
Tüm dosya bilgi ve belgeleri incelendiğinde; davanın; taşınmazın bir kısmının kesinleşmiş orman sınırında kaldığı iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olduğu ve fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 772,62 m² lik kısmının yörede 2001 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro çalışmaları ile belirlenen orman sınırları içinde kaldığı anlaşılmıştır.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/5353, K. 2024/5777, 9 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama