KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2022/5709 E., 2024/5825 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Ekim 2024
- Mahkemesi
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/606 E., 2022/505 K.
- Karar
- İstinaf başvurusunun esastan reddine
- İlk derece mahkemesi
- Milas Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/143 E., 2020/68 K.
Karar Metni
914 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ve davalı ... tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin ve davalı ...'ün başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Kadastro sırasında, Muğla ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 217 ada 3 parsel sayılı 3.087,83 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, tarla vasfıyla davalılar adına tespit edilmiştir.
Davacı vekili; Muğla ili ... ilçesi ... Mahallesi 217 ada 3 parsel sayılı taşınmazın davalılar adına tespit edildiğini, ancak 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14 üncü maddesindeki şartların sağlanmadığını, parsel üzerinde herhangi bir tarımsal faaliyette bulunulmadığını, küçük bir kısmının açık olduğunu ve kullanıldığını, büyük kısmının ise çam ağaçları ile kaplı olduğunu belirterek, davalılar adına yapılan kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın Hazine adına tespit ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davaya cevap vermemiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "dava konusu 217 ada 3 parselin kuzeyinin 217 ada 14 parsel ve orman, doğusunun 217 ada 2 parsel, batısının yol ve orman ile çevrili olduğu, taşınmazın orman sayılmayan yer olduğu, ayrıca orman içi açıklık niteliğinde olmadığı, taşınmazın (B) ve (C) harfi ile gösterilen kısmının % 5, (A) ve (D) harfi ile gösterilen kısmının düz olduğu, (A) bölümünde anız kalıntısı olduğu, (C) ve (D) bölümlerinde ise kesilmiş 3 adet kızılçam dipçikleri ve çalı kökleri olduğu, kesim işinin keşif tarihinden 10-15 gün önce olduğu ve bu kısmın kırmızı kahverengi akdeniz orman toprağı olduğu,
1953 tarihli hava fotoğrafında dahi (A) bölümünün açıklık olduğu, bu durumun 1972 tarihli hava fotoğraflarında da devam ettiği, bu nedenle imar ve ihyasının 50-60 sene önce tamamlandığı, (B), (C) ve (D) bölümlerinin çamlık ve makilik olduğu, mahalli ve tespit bilirkişilerinin de belirttiği gibi davalılara dava konusu taşınmazın babaları muris ...'dan kaldığı, murisin tespit tarihinden sonra 22.11.2007 tarihinde vefat etmesi nedeniyle eklemeli zilyetliğin söz konusu olmadığı ve müteveffanın malik sıfatıyla zilyet olarak davasız, aralıksız taşınmazı kullandığı,
(B), (C) ve (D) bölümleri yönünden ise Kadastro Kanunu 14 ve 17 nci maddelerinde aranan şartların gerçekleşmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabul kısmen reddine, dava konusu Muğla ili ... ilçesi ... mahallesi 217 ada 3 parsel sayılı taşınmaza ait kadastro tespitinin iptali ile hükme esas alınan 19.10.2020 tarihli bilirkişi raporu ve ekli krokide davalı taşınmazın (B) harfi ile gösterilen 688,45 m2, (C) harfi ile gösterilen 1066,85 m2, (D) harfi ile gösterilen 291,61 m2 toplam 2046,91 m2 kısmının son parsel numarası verilerek makilik, çamlık niteliği ile ... adına tapuya kayıt ve tesciline;
aynı krokide taşınmazın (A) harfi ile gösterilen 1040,92 m2 kısmın tarla niteliği ve aynı parsel numarası ile T.C. ... ... adına 5/20 hisse, T.C. ... ... adına 5/20 hisse, T.C. ... ... adına 2/20 hisse, T.C. ... ... adına 2/20 hisse, T.C. ... ... adına 2/20 hisse, T.C. ... ... adına 2/20 hisse, T.C. ... ... adına 2/20 hisse olarak tapuya kayıt ve tesciline" karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi hükmüne karşı, davacı vekili ve davalı ... tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince, mahkemece yapılan keşif sonunda düzenlenen denetime elverişli, bilimsel ve teknik veriler içeren harita mühendisi, harita teknikeri, ziraat mühendisi ve orman mühendisi bilirkişilerden oluşan teknik bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen müşterek bilirkişi raporuna, keşif sırasında dinlenen mahalli bilirkişi, tespit bilirkişileri ve tanık anlatımlarına göre, davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile dava konusu 217 ada 3 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptaline,
bilirkişi raporu ve eki krokide (B), (C) ve (D) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümlerinin ayrı ayrı makilik ve çamlık niteliği ile davacı Hazine adına.
(A) harfi ile gösterilen kısmının tarla niteliği ile davalılar adına miras payları oranında müştereken tespit ve tesciline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesi ile davacı vekilinin ve davalı ...'ün istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Davalı ... vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde; Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Hemen belirtilmelidir ki, aleyhine karar verildiği halde istinaf yoluna başvurmayan taraf yönünden İlk Derece Mahkemesi kararının kesinleştiği, 6100 sayılı Kanun'un 366 ncı maddesi atfıyla 352 nci maddesinin 1-b bendi uyarınca temyiz itirazının dinlenemeyeceği açıktır. Somut olayda, İlk Derece Mahkemesince aleyhine karar verilen davalı ...'ın usulüne uygun tebliğe rağmen istinaf yoluna başvurmadığı anlaşılmaktadır. O halde, İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmeyen davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/5709, K. 2024/5825, 10 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama