Davacı ... ve müşterekleri vekili 29.07.2010 havale tarihli dilekçesiyle; ... ili ....., ilçesi ....., Beldesinde 400 parsel numarası verilen yaklaşık 4.899,33 m2 yüzölçümündeki taşınmazın tapulama harici bırakıldığını, tapulama çalışmaları öncesinde 03.01.1970 tarih ve 31 sıra numaralı tapu kaydı ile davacıların murisi ... adına kayıtlı olduğunu, taşınmazın Kasım 1933 tarihli ve 106 sıra nolu tapu kaydı ile revizyon gördüğünü ve belirtilen tapu kaydı ile muris ... tarafından satın alındığını ve halen davacıların zilyet ve tasarrufunda bulunduğunu ileri sürerek,
taşınmazın verâset ilâmındaki hisseleri oranında davacılar adına tapuya tesciline karar verilmesi istemiyle dava açmış ve yargılama sırasında davacı ... ve müşterekleri vekili 02.11.2010 havale tarihli dilekçesinde ve birinci duruşmadaki beyanında, tescili istenilen yerin 400 parsel sayılı taşınmazın bitişiği ve doğusunda kalan parsel numarası verilmeyen yer olduğunu bildirmiş; müdahil ...ve müşterekleri ise, dayanak tapu kaydında davacılarla birlikte hisse sahibi olduklarını ileri sürerek davaya katılmışlardır.
Mahkemece verilen, davanın kabulüne, hükme esas alınan bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 12.104,72 m2 taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı ve katılanlar adına tapuya tesciline ilişki ilk hüküm, davalı Hazine ve Orman İdaresi vekillerinin temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 25.02.2014 tarih ve 2013/7608-2459 sayılı ilamıyla; “dava tescil davası olduğu halde Binkılıç Belediyesinin davalı olarak gösterilmediği ve usûlüne uygun taraf teşkilinin sağlanmadığı,
davacılar ve müdahiller tapu kaydına dayandıkları halde davacıların tapusunun tüm geldi ve gitti kayıtları da getirtilip keşif mahallinde uygulanmadığı, ayrıca dava konusu yerin tam olarak belirlenmediği açıklanarak, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesinin ve kabule göre de, kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki oluşturacak şekilde hüküm kurulmasının isabetsizliğine;” belirtilerek karar bozulmuştur.
Bozma sonrası yapılan yargılama sırasında, davalı Hazine vekili 08.10.2015 tarihli dilekçesiyle, 28.09.2015 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) ve (C) harfi ile gösterilen alanların tarla, (B) harfi ile gösterilen alanın ise harman yeri vasfıyla Hazine adına tescili talebinde bulunmuştur.
Mahkemece bozma ilamı doğrultusunda yürütülen yargılama neticesinde verilen, davanın reddine, dava konusu ... ili ....., ilçesi ....., Mahallesinde kain fen bilirkişisinin 28.09.2015 tarihli raporunda (A) ve (C) harfleri ile gösterilen kısımların Hazine adına tesciline, (B) harfi ile gösterilen harman yerinin Kadastro Kanununun 16/B maddesi gereğince orta malı olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına ilişkin önceki hüküm, davacılar ve asli müdahiller vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 04.03.2019 tarih ve 2018/6307-1351 sayılı ilamıyla.
“Bozma gereklerinin yerine getirilmediği, davacı yanca dava konusu yapılan yerin neresi olduğu hususunun netleştirilmediği, dayanak tapu kayıtlarının kapsamında kalan yerler ile davacı ve asli müdahiller tarafından dava konusu edilen taşınmazların hangileri olduğu net bir şekilde tespit edilmediği, kullanım durumunun belirlenmediği, müdahalenin ancak başta dava edilen bölüme yönelik olabileceğinin gözönünde bulundurulmadığı, bilirkişi raporlarında değerlendirmelerin eksiklikler içerdiği açıklanarak, eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesinin isabetsizliğine” değinilerek bozulmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, dava konusu taşınmazın, yargılama devam ederken kadastro çalışmalarına tabi tutulduğu gerekçesiyle 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 27. maddesi gereğince mahkemenin görevsizliğine, dava dilekçesinin görevsizlik nedeniyle reddine, dosyanın görevli ve yetkili ... Kadastro Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş; hüküm, davacılar ve asli müdahiller vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve ilâmda belirlenip dayanılan gerektirici sebeplere ve dava konusu taşınmaz hakkında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun Geçici 8.maddesi uyarınca kadastro çalışması yapılıp, tutanak düzenlenmesine göre yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile Usul ve Kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, HUMK’un 440/III/3. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 80.70 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna, 24.10.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.