KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2022/6152 E., 2024/6247 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Kasım 2024
- Mahkemesi
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2020/211 E., 2022/939 K.
- Karar
- İstinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına esas hakkında hüküm kurularak davanın reddine
- İlk derece mahkemesi
- Yayladağı Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/334 E., 2019/210 K.
Karar Metni
601 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tescil harici bırakılan taşınmazın zilyetlik nedeniyle tesciline ilişkin yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına esas hakkında hüküm kurularak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı dahili davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu ... ilçesi ... köyünde, 03.02.1987 tarihinde 6831 sayılı Kanunu'na göre yapılmış orman kadastrosu ile aynı Kanun'un 3302 sayılı Kanun'la değişik 2/B maddesi çalışması yapılmış ve 30.03.1988 tarihinde ilan edilmiş ve 30.09.1988 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... ilçesi ... Mahallesi ... mevkisi 1121 parselin bitişiğinde bulunan 2116,772 m2, 9545,731 m2 ve 6137,890 m2 alana sahip üç taşınmazın tescil harici bırakıldığını, davaya konu taşınmazları 25 yılı aşkın süre önce davacının babası tarafından davacıya verildiği, davacının taşınmazları imar ve ihya ettiğini, o tarihten bu yana davasız ve aralıksız bir şekilde malik sıfatıyla zilyet olarak kullandığını beyanla 2116,772 m2, 9545,731 m2 ve 6137,890 m2 alana sahip üç taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince.
"İçtihatlara uygun şekilde bilirkişi raporu tesis edildiği, dava konusu yerin kesinleşen orman sınırları içerisinde kaldığı, toprağının orman toprağı niteliğinde olduğu, çevresi ile birlikte orman bütünlüğü oluşturduğu, imar ve ihya ile iktisabının mümkün olmadığı, toprak muhafaza karakteri taşıdığı, 3116 sayılı Kanun ile ilişkili olduğu, 4785 ve 5658 sayılı Kanun'lar ile ilişkisinin olmadığı, üzerinde orman kalıntısı ve orman bitki örtüsüne sahip olması nedeniyle 3302 ve 3373 sayılı Orman Kanun'larının 1 inci maddesine göre söz konusu taşınmazın evveliyatının orman sayılan yerlerden olduğu,
Kadastro Kanun'u 18/2 gereği orman sayılan yerler tapuya kayıtlı olsun olmasın kazandırıcı zamanaşımı yolu ile iktisap edilemeyeceğinden" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bu karar davacı vekilince istinaf edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince.
"Dosya kapsamına ve uzman orman bilirkişi tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada, çekişmeli taşınmazın tamamının 3116 sayılı Kanun uyarınca yapılan orman tahdidinde orman tahdit hattı içinde kaldığı, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastro çalışmalarının 1988 yılında yapılarak kesinleştiği anlaşılmıştır.
Kesinleşen orman sınırları içerisinde kalan taşınmazın özel şahıslarca mülk edinilmesi mümkün bulunmadığından davanın reddine ilişkin kararda herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Öte yandan davalılar vekilleri lehine tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken her bir vekil için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı bulunduğundan buna yönelik davacı vekili istinafı yerinde görülerek" kararın kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir. Davalı ...
İdaresi vekili vekalet ücreti yönünden temyiz talebinde bulunmuştur.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... İdaresi vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/6152, K. 2024/6247, 4 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama