KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2022/6161 E., 2023/4421 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Eylül 2023
- Mahkemesi
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1116 E., 2022/1330 K.
- Karar
- İstinaf başvurusunun kabulü ile davanın reddine
- İlk derece mahkemesi
- Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/198 E., 2022/98 K.
Karar Metni
708 kelime·4 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile kararın kaldırılarak davanın davacının dava açmada hukuki yararı olmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Uygulama kadastrosu sırasında, Konya ili ... ilçesi ... Mahallesi ... İki çay arası Mevkii çalışma alanında, eski 51 parsel numaralı, 1.300,00 m² yüzölçümlü taşınmaz, yeni 27598 ada 11 parsel numaralı ve 1.482,87 m² yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.
2 Davacı vekili dava dilekçesinde; Konya ili ... ilçesi ... Mahallesi ... İki çay arası Mevkiinde yer alan 51 parsel sayılı taşınmazın davacıya ait olduğunu; sahada yapılan uygulama kadastrosu neticesinde kendisine ait yerlerin davalı tarafından kullanıldığını belirterek, uygulama kadastrosunda yapılan hatanın düzeltilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesi; davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava konusu taşınmazın kadastro tutanağın kesinleştiği tarih ile dava tarihi arasında 10 yıldan fazla sürenin geçtiği, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 12/3 üncü maddesi uyarınca, kadastro tespitinin kesinleşmesinden itibaren 10 yıl geçtikten sonra artık "kadastrodan önceki nedenlere" dayanılarak dava açılamacağı, hak düşürücü sürenin hakim tarafından re'sen dikkate alınması gereken dava şartlarından olduğu, 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle. 2010 yılında ...
Kadastro Müdürlüğü tarafından taşınmazın bulunduğu bölgede 3402 sayılı Kanun'un 22/a maddesi uygulaması yapılarak müvekkilin babası tarafından 1950-52 yıllarında yapılıp mülkiyeti müvekkile ait olan ve bu güne kadar müvekkil tarafından kullanılan kısımların davalıların murisi ... adına tescil edildiğini, taşınmazın bulunduğu bölge için Tapu ve Kadastro Müdürlüğü tarafından alınmış bir onay olmadığını ve çalışmalara başlamadan önce çalışma alanında, bölge merkezinde ve bölgenin bağlı olduğu il merkezinde duyuru yapılmadığını,
İlk Derece Mahkemesinden keşif talebinde bulunulduğu ancak İlk Derece Mahkemesinin talebi değerlendirmeden karar verdiğini, keşif yapıldığı zaman söz konusu hususlar tespit edileceğinden keşif talebinin kabul edilmemesi sonucu eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "çekişmeli taşınmazın bulunduğu bölgede 22-a çalışmalarından sonra 3194 sayılı İmar Kanunu'nun (3194 sayılı Kanun) 18 inci maddesine göre uygulama yapılıp kesinleştiği, dolayısıyla davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığından davanın reddine karar verileceği yerde yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesinin doğru olmadığı" belirtilerek, davacı vekilinin istinaf isteminin kamu düzenine ilişkin nedenlerle kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.2 nci maddesi gereğince hükmün kaldırılarak davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve re'sen belirlenecek nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, uygulama kadastrosu sırasında davacıya ait taşınmazın yüzölçümünde azalma olup olmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi.
3. Değerlendirme Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekili temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 189,15 TL'nin temyiz edenden alınmasına,
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/6161, K. 2023/4421, 18 Eylül 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama