KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2022/6389 E., 2024/6068 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Ekim 2024
- Mahkemesi
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1197 E., 2022/901 K.
- Karar
- Davanın reddine
- İlk derece mahkemesi
- Çine 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/179 E., 2020/129 K.
Karar Metni
594 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı dava dilekçesinde özetle; ... ilçesi ... köyünde bulunan 203 ada 585 parselin kuzeyinde; doğusu yol, batısı 203 ada 584 parselle çevrili yaklaşık 5500 m2 miktarındaki gayrimenkulün kendisine ait olduğu halde orman olarak tescil edildiğini, dava konusu taşınmazı 30 yıl önce amcası ...'tan satın aldığını, ...'e de babası ...'tan intikal ettiğini, taşınmazın nizasız fasılasız 200 yıla yakın zamandır özel mülkiyet olarak kullanıldığını, orman ile ilgisinin bulunmadığını belirterek taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu yerin orman tahdit sınırları içerisinde kaldığını, orman sayılan yerlerden olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu yerin orman tahdit sınırları içerisinde kaldığını, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713 üncü maddesinde aranan 20 yıllık nizasız fasılasız zilyetlik şartlarının oluşmadığını, davacı adına senetsizden yer tescili bulunup bulunmadığının araştırılmasını talep ettiklerini, taşınmazda imar ihya yapılmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Belediyesi vekili ve dahili davalı ... Belediyesi vekili tahkikat aşamasındaki beyanlarında, davanın reddini savunmuşlardır.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "dava konusu taşınmazın 1974 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu neticesinde orman tahdit sınırları içerisinde bırakıldığı, yine 2006 yılında yapılıp 29/01/2007 tarihinde kesinleşen genel arazi kadastro çalışmaları ile davaya konu yer kesinleşen orman sınırları içerisinde kaldığından orman vasfı ile Hazine adına işlem gördüğü, davacı zilyetliğe dayalı tescil talebinde bulunmuş ise de ormanların zilyetlik yolu ile kazanılmasının mümkün olmadığı, taşınmazın orman tahdit sınırları içinde olduğu" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş;
hükmün, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, davalı Hazine ve Orman idaresi lehine ret sebeplerinin ortak olması nedeniyle tek maktu vekalet ücretine, davalı ...
Belediyesi lehine ayrıca maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken tüm davalıları kapsar şekilde davanın esastan reddine karar verilmesinde tüm davalılar için ayrı ayrı maktu vekalet ücretine hükmedilmesinde isabet bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına; davanın davalı Hazine ve davalı ...
İdaresi yönünden hak düşürücü süre nedeniyle reddine, davalı ... yönünden pasif husumet yokluğundan reddine, aleyhine yöntemince açılmış dava bulunmayan ... Büyükşehir Belediyesi yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ve iş bu karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/6389, K. 2024/6068, 21 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama