KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2022/6454 E., 2023/2910 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Mayıs 2023
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/2 E., 2022/1 K.
- Karar
- Davanın kısmen Kabul
Karar Metni
1.163 kelime·6 dk okuma·10 bölüm
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro sırasında, ... İlçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan 186 ada 20 parsel ... 20.210,80 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydına dayanılarak, davacı ... ve müşterekleri adına hisseli olarak tespit edilmiştir.
2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; tapu kaydına, satın almaya ve fiili taksime dayanarak, taşınmazın bir bölümünün adına tescilini istemiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... ve ... 27.03.2008 tarihli celsedeki beyanlarında; davacının haricen satın aldığını iddia ettiği yerin dava konusu parselin hudutları içerisinde bulunmadığını belirterek, davanın reddini savunmuşlardır.
2. Davalı ... 13.06.2014 tarihli celsedeki beyanında; fen bilirkişi raporundaki evin davacıya ait olduğunu kabul ettiğini, ama davacının hakkının 24/192 oranına yani 2.526,00 metrekareye denk geldiğini, ancak kullanılan alanın krokide gösterildiği gibi 3.539,00 metrekare olduğunu, aradaki farkın davacıya ait olmadığını, ayrıca ...'in dayanak tapu kaydında hissesinin bulunmadığını, hakkı olmadığı bir yeri de davacının babasına devretmesinin mümkün olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 17.12.2014 tarih ve 2007/796 Esas ve2014/294 Karar ... kararı ile, davanın kısmen kabulüne, dava konusu 186 ada 20 parsel ... taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile fen bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen 2.526,35 metrekare yüzölçümündeki bölümün ayrı parsel numarası verilmek suretiyle davacı ... adına, (B) harfiyle gösterilen 17.684,45 metrekare yüzölçümündeki bölümün ise 16/42 hissesinin ..., 8/42 hissesinin ... oğlu ..., 6/42’şer hissesinin ise ..., ... ve ... oğlu ... adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 17.12.2014 tarih ve 2007/796 Esas ve2014/294 Karar ... kararı, davacı vekili ile davalı ... mirasçılarından ..., ..., ..., ... ve ... tarafından temyiz edilmiştir.
2. Temyiz incelemesi neticesinde, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 21.01.2019 tarih ve 2017/5170 Esas, 2019/74 Karar ... ilamıyla; "yargılama sırasında öldüğü anlaşılan tespit maliki ... oğlu ... mirasçılarından ... ile ... mirasçıları adına dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğ edilerek yöntemine uygun şekilde taraf teşkili sağlanması, bundan sonra tarafların iddia ve savunmalarına ilişkin tüm deliller toplanıp değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi" gereğine değinilerek, ilk derece mahkemesi kararı bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozma ilamına Uyularak Verilen Karar
Bozma ilamı uyarınca yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının hissedar olduğu dayanak tapu kaydının tüm parseli bütün halinde kapsamakta olması neticesinde, davacının hissedarı olduğu tapu kaydındaki hissesi oranına karşılık gelen 2.526,35 m2 yüz ölçümünden daha fazla bir alanda hak sahibi olabilmesi yasal olarak mümkün görülmediği,
davacının delil olarak ibraz ettiği 15.05.1967 tarihli satış senediyle tapu kaydındaki hissesine ek olarak halası ...'e ait olduğunu iddia ettiği 500,00 m2 yüz ölçümlü bir alanın da aynı zamanda dava konusu ettiği alanın içerisinde olduğunu iddia etmiş ise de, halası ...'e ait herhangi bir tapu kaydını dosyaya ibraz etmediği gibi, komşu 17 ve 18 nolu parsellerin kadastro tespit tutanaklarında dayanak olarak gösterilmiş olan ...
Köyü 1938 tarih, 929 ve 963 sıra nolu tahrir kayıtlarının incelenmesi neticesinde kayıtların sınırlarında ...'i okumadıkları, bu durumda satış sözleşmesine konu arazinin ...'den kalma arazi olduğu kabul edilse bile satışa konu alanın dava konusu yer olmadığı gerekçesiyle , davanın kısmen kabulüne, dava konusu 186 ada 20 parsel ... taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile fen bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen 2.526,35 metrekare yüzölçümündeki bölümün ayrı parsel numarası verilmek suretiyle davacı ... adına, (B) harfiyle gösterilen 17.684,45 metrekare yüzölçümündeki bölümün ise 16/42 hissesinin ..., 8/42 hissesinin ... oğlu ...,
6/42’şer hissesinin ise ..., ... ve ... oğlu ... adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili olan davacının hissesinin dışında kalan kısmın davalılara ait olup olmadığı hususunun irdelenmediğini, kesin delil niteliğindeki senetle satın alınan kısmın dava konusu yer olduğunun tanık anlatımlarıyla ortaya çıktığını,dava konusu yerin müvekkile ait olması nedeniyle kadastro tespit tarihine kadar hiç kimsenin dava açmadığını ileri sürerel hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının fiilen kullanımında bulunan alanın tamamı üzerinde hak sahibi olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk 6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 ... Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 ... Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 ... Kadastro Kanunu 13 ve 14 üncü maddeleri,
3. Değerlendirme
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 ... Kanun'un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacı vekilinin, 27.10.2014 havale tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide "B" harfiyle gösterilen 17.684,45 metrekare yüzölçümündeki bölüme ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince ; Davacı, dava dilekçesinde, dava konusu parsel üzerindeki evin bulunduğu kısmı senetle satın aldığını, ayrıca dava konusu taşınmaz üzerinde hissesi bulunduğunu belirterek, senetle satın aldığı taşınmaz bölümünün dava konusu parselden ayrılarak ayrı bir parsel numarası altında adına tesciline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında 27.03.2008 tarihli celsede de, dava dilekçesini tekrarla esasen 186 ada 20 parsel ... taşınmazdaki gibi hissesinin bulunduğunu beyan etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davacının hissedar olduğu dayanak tapu kaydının, tüm parseli bütün halinde kapsamakta olması neticesinde, davacının hissedarı olduğu tapu kaydındaki hissesi oranına karşılık gelen 2.526,35 metrekare yüz ölçümünden daha fazla bir alanda hak sahibi olabilmesinin yasal olarak mümkün görülmediği belirtilmiş ise de, 4721 ... Türk Medeni Kanunu’nun ( 4721 ...
Kanun) 688 inci maddesine göre, paylı mülkiyette birden çok kimse, maddi olarak bölünmüş olmayan bir şeyin tamamına belli paylarla malik olup, paydaşlardan her biri kendi payı bakımından malikin hak ve yükümlülüklerine sahip olur.
Buna göre, davacının talebi üzerine 27.10.2014 havale tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide "A" harfiyle gösterilen 2.526,35 metrekare yüzölçümünün ifraz edilerek ayrı parsel numarasıyla davacı adına tesciline karar verilen kısımdan sonra geriye kalan kısımda da davacının paylı mülkiyetinin devam ettiğinin kabulü gerekir.
3. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, 27.10.2014 havale tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide "B" harfiyle gösterilen 17.684,45 metrekare yüzölçümlü kısım yönünden tespit gibi tescile karar verilmesi gerekirken, davacı ... dışındaki tespit malikleri adına payları oranında tescile karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının (V.C.3.1.) no.lu bentte yazılı nedenlerle REDDİNE,
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının (V.C.3.2.) no.lu bentte yazılı nedenlerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/6454, K. 2023/2910, 10 Mayıs 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama