KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2022/6563 E., 2024/6769 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Kasım 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/874 E., 2022/669 K.
- Karar
- İstinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılmak suretiyle davanın reddine
- İlk derece mahkemesi
- Kemer 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/39 E., 2021/271 K.
Karar Metni
1.121 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin başvurusunun esastan reddine, davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili. Ulupınar köyü Çıralı mahallesinde PIV nolu 2 nci madde parseli içinde 397 parsel dışında bulunan, doğusu 651,75 m²'lik yer ve bu yere bitişik 524,25 m² miktarındaki 137 ada 322 parsel ve Ulupınar deresi, kuzeyi 220 parsel, güneyi Burak Takmer kullanımındaki yer ile batısı yol olan 1824,25-2.000 m² miktarındaki yerin davacıya ait ve davacının kullanımında olduğunu,
bu yerin 24.06.1976 tarihli 13 nolu tutanakta 15.10.1961 tarihinden önce orman vasfını yitirmiş olduğu görülerek 6831 sayılı Kanun'un 1744 sayılı Kanunla değişik 2 nci maddesine göre Kıbrıslı ... ... oğlu ...'ın sunduğu 137 cilt 7 sahife 40 noda kayıtlı 19.07.1950 tarihli tapusuna ve 1947/441 esas 1950/315 karar nolu Antalya Asliye Hukuk Hakimliğince verilen karar gereğince ... adına tarla olarak orman sınırları dışına çırakılmasına oybirliği ile karar verildiği belirtilerek, orman olmadığı kesin olarak karara bağlanan IV nolu 2 nci madde parseli içinde bulunduğunu;
davacının bu taşınmazı ...'ın varisi olan ...'tan satın alarak zilyet olarak kullanmaya başladığını ve halen kullandığını; fenni çalışmaların düzeltilmesi çalışmalarının iptali sonucu dava konusu taşınmazın son duruma göre orman olmayan P IV parselinde bulunduğunu;
davacının yasanın öngördüğü 20 yılı aşkın süredir bu yeri nizasız ve fasılasız olarak kullandığını, ... tarafından davacı ve Hazine hakkında 651,75 m2 miktarındaki 137 ada 407 parsel için açılan Kemer 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ekte sunulan 2012/408 esas 2015/312 karar sayılı ve Yargıtay bozmasından sonra bozmaya uyan mahkemenin 2017/446 esasını alarak devam eden davada bilirkişi raporlarıyla da açık ve kesin olarak bu davanın konusu olan yerin de içinde kaldığı P IV nolu 2 nci madde parselinin orman sınırları dışına çıkarılmış yer olduğunun ve orman olan 397 parsel içinde kalmadığının yani Antalya Kadastro Mahkemesi'nin 1994/1085 esas
2002/16 karar sayılı kararında orman olarak belirtilen yerlerin dışında kaldığının açık ve kesin olarak tespit edildiğini; mahkemece yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesi ile de davacının kullandığı yerin orman değil P IV nolu 2 nci madde parseli içinde ve 2/B vasfında olduğunun kesin olarak tespit edileceğini beyanla, P IV nolu 2/B parseli yani OS 2015-OS 35 poligonu içinde, 397 parsel dışında bulunan dava konusu yerin davacıya ait olduğunun tespiti ile davacı adına tapuya tesciline,
bu mümkün olmadığı takdirde davacının 2/B hak sahibi olduğunun tespiti ile bu tespitin 397 parsele ait tapu kaydının beyanlar hanesine işlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili; davanın süre ve kesin hüküm nedeniyle reddi gerektiğini, dava konusu taşınmazın Kemer Kadastro Mahkemesinin 1994/1085 E. 2002/16 K. sayılı kararıyla orman olarak kesinleştiğini, devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerin özel mülkiyete konu olamayacağını, tapu kaydı, zilyetlik, vergi kaydı ya da zamanaşımı yoluyla kazanılamayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili; dava konusu taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına kayıtlı olduğunu, bitki örtüsünün kaldırılmasının orman toprağının zilyetlikle kazanılabileceği anlamına gelmediğini, kadastro tutanaklarına karşı 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu, dava konusu taşınmazın orman olduğunun Kemer Kadastro Mahkemesinin 1994/968 E. 2000/40 K. sayılı kararında kesin hükme bağlandığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; dava konusu taşınmaz alanının yapılan tespitler sonucunda emek ve para sarf edilerek imar ihyasına 1980'li yılların sonlarında başlanarak 1990’lı yıllarda batısındaki çay yatağının bir bölümünde olan alan dışında diğer alanların üzerinde imar-ihyasının tamamlandığı, çay yatağındaki bu alanın ise 1990’lı yılların sonunda ıslah çalışmaları sonrasında imar-ihyasının tamamlandığı, dava konusu taşınmazın tamamının imar-ihyasının dava tarihine göre en az 23 yıl önce tamamlandığı ve kültür tarımı (dikili tarım) yapılan arazilerden olduğu, dava konusu yerin hukuki açıdan orman sayılmayan yer olduğu,
malik sıfatıyla zilyetlikle kazanıma uygun olabilecek yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile Antalya ili Kemer ilçesi eski Ulupınar köyü Çıralı mevkii P.IV parsel sayılı 2 nci madde parseli içinde kalan 1679,8 m²'nin davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi hükmüne karşı, taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince, çekişmeli taşınmazın 766 sayılı Tapulama Kanunu kapsamında yapılan çalışmalarda tespit harici alanda kaldığı, 3116 Sayılı Orman Kanunu (3116 Sayılı Kanun)
kapsamında yapılmış orman tahdidinde orman sayılan alanlar içerisinde tahdit edildiği, 1980 yılında yapılarak 1981 yılında kesinleşen 1744 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanun'un 2 nci madde çalışmalarında 15.10.1961 tarihinden önce orman özelliklerini ilim ve fen bakımından tam olarak kaybetmesi nedeniyle 6831 sayılı Orman Kanunu (6831 sayılı Kanun) 2 nci maddesi kapsamında orman sınırları dışına çıkarılan P.IV parsel sayılı blok 2 nci madde parseli içinde kaldığı, 3302 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanun'un 2 nci madde çalışmalarında P.IV nolu 2 nci madde parseli içinde kaldığı, 4999 sayılı fenni hataları düzeltme çalışmasında da tamamının P.IV nolu 2 nci madde parseli içinde kaldığı ve dolayısıyla
kesinleşen 2/B uygulama alanında kaldığı belirlendiğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiği; davacı vekilinin hükümde maddi hata yapıldığına yönelik istinaf istemi yönünden yapılan incelemede ise İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulü nedeniyle kararının hüküm bölümünün 6 nolu bendiyle davacı yararına vekalet ücretine hükmedilirken, bendin başında "Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden" ifadesi yerine yanlışlıkla "Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden" yazılarak maddi hata yapıldığı açık olmakla birlikte,
davanın reddine karar verilmesi gerektiği anlaşıldığından davacı taraf yararına vekalet ücreti hakkı doğmayacağından bu isteme yönelik istinaf başvurusunun yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiş ve iş bu karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçelere, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Sayılı Kanun) 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/6563, K. 2024/6769, 21 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama