KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2022/6593 E., 2024/6121 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Ekim 2024
- Mahkemesi
- Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/2370 E., 2022/1090 K.
- Karar
- İstinaf başvurusunun esastan reddine
- İlk derece mahkemesi
- Balıkesir Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/12 E., 2021/29 K.
Karar Metni
1.005 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Balıkesir Kadastro Mahkemesinin sayısallaştırma işlemine yönelik davanın reddine, mülkiyete yönelik tescil talebinin tefriki ile ayrı bir esasa kaydına, Balıkesir Kadastro Müdürlüğü yönünden pasif husumet nedeniyle reddine ilişkin kararına karşı davacı Orman İdaresi vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuş, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olup, bu kez davacı Orman İdaresi vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu ... Mahallesinde 6831 sayılı Orman Kanunu (6831 sayılı Kanun) uyarınca 02.09.1999 tarihinde işe başlanılarak sonuçları 12.02.2001 tarihinde ilan edilen orman kadastrosu ve 2/B uygulaması bulunduğu, çekişmeli Balıkesir ili ... ilçesi ... Mahallesi, eski 57 yeni 106 ada 443 parsel sayılı taşınmaz yörede 1983 yılında yapılan arazi kadastro çalışmaları sırasında mera vasfı ile orta malı olarak tespit ve özel siciline kayıt edildiği anlaşılmıştır.
Davacı Orman İdaresi vekili dava dilekçesinde, Balıkesir ili ... ilçesi ... Mahallesinde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Ek 1 nci maddesi hükümlerine göre sayısallaştırma çalışması yapıldığını, davaya konu eski 57 yeni 106 ada 443 ...
Devlet Ormanı sınırları içerisinde kaldığı halde yapılan sayısallaştırma çalışmalarında mezkûr parselin orman vasfı ile tescil edilmediğini, davaya konu Devlet Ormanı içerisinde parselin orman olarak tescil edilmesi gerekirken mera olarak tescil edildiğini, taşınmazın toprak yapısı, eğim ve bitki örtüsü itibariyle orman vasfında olup kesinleşmiş orman kadastro sınırları içerisinde kaldığını, söz konusu taşınmazın hem kesinleşen orman kadastrosuna göre hem de fiili durumu itibariyle orman olup, ormanların kamu malı niteliğinde olduğunu, bu niteliğin değişmesinin mümkün olmadığını,
bu itibarla sayısallaştırma çalışmalarının usulüne uygun yapılmadığından ve hatalı olduğundan sayısallaştırma çalışmalarına itirazlarının kabul edilerek çalışmaların iptali ile sayısallaştırmanın kesinleşmiş orman kadastro sınırları ile uyumlu hale getirilerek dava konusu mera olarak özel sicile kaydedilmişse de kaydın silinmesi ve iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tescilini istemiş, davalılar vekilleri davanın reddini savunmuşlardır.
Dava, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Ek 1nci maddesi gereği yapılan sayısallaştırma kadastrosuna itiraz istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; dava konusu taşınmazın da bulunduğu Balıkesir ili ... ilçesi ... Mahallesinde 1983 yılında 766 sayılı Tapulama Kanununa göre yapılmış ilk tesis kadastrosunda dava konusu yerin mera vasfı ile Hazine adına tespiti yapıldığı, 1983 yılında yapılan tapulama çalışmalarında 57 parsel olarak tapulama tutanağının düzenlendiği,
tutanağın 20.01.1984 tarihinde kesinleşerek tapu sicilinin oluştuğu, bilahare yerin 6831 sayılı Kanununa göre 1999 yılında yapılan orman kadastrosu çalışmaları ile bölgede orman sınırlarının tespit edildiği ve kesinleştiği, dinlenen mahalli bilirkişi beyanlarında, bu yerin ormanla bir ilgisinin bulunmadığını beyan ettikleri, fen, harita, inşaat ve orman mühendisi tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda, orman bilirkişi tespitine göre orman sayılan yerlerden olduğu,
fen ve harita bilirkişi tespitine göre ise dava konusu yerin 02.01.1984 tarihinde kesinleşen tapulama tutanağı ile tapuya tescil edildiğini, ilk tesis kadastrosu ölçü ve sınırlardırmaları fotogrametrik ve takeometrik yöntem ile yüzölçümü hesaplarının planimetre ile grafik yöntemle hesaplandığı, yerin 1/5000 ölçekli paftasında tersim edildiği, ilk tesis kadastro parselleri ile sayısallaştırma sonucu oluşan parsellerin ölçekleri eşitlenerek paftasında çakıştırıldığı, tapu yüzölçümleri ile sayısallaştırma yüzölçümleri arasındaki farkın hesaplama tekniği ve teknoloji farklılığından kaynaklandığı,
düzeltme raporunda yanılma sınırını aşan yüzölçümü hesaplama hatasının tespit edilerek alan düzeltmesinin yapıldığı, Kadastro Müdürlüğü tarafından yapılan 3402 sayılı Kanun'un Ek 1 nci maddesi kapsamında yapılan kadastro haritalarının sayısallaştırması işlemlerinin kanun ve yönetmeliklere uygun olduğunun belirtildiği, bu durum muvacehesinde yapılan sayısallaştırma çalışmalarının ölçü, tersimat ve hesaplamadan kaynaklanan teknik hataların düzeltilmesi işlemlerini kapsayacağı, yapılan sayısallaştırma çalışmasında yüzölçümü hesaplama hatasının düzeltildiği,
parselin tapu kayıtlı yüzölçümü 150.250,00 metrekare iken yeni yüzölçümünün 149.460,97 metrekare olarak tespit edilerek yeni 106 ada 443 parsel numarası aldığı, yapılan sayısallaştırma işleminde bir hata olmadığı, kadastro çalışmasının mevzuata uygun yapıldığı, orman bilirkişi tespitinde yerin orman sayılan yerlerden olduğu belirtilmiş ise de dava konusu yerin 1988 tarihli tapu kaydına dayanılarak kesinleşen 1984 tarihli ilk tesis kadastrosuyla tapuda tescilli olduğu,
orman sınırlarının tespitine ilişkin orman kadastrosu çalışmalarının ise tesis kadastrosundan sonra 1999 yılında gerçekleştiği, kesinleşen tutanak uyarınca sicil oluşan taşınmazlara ilişkin uyuşmazlıkların Kadastro Mahkemelerinin görev ve yetki kapsamı dışında kaldığı,
uyuşmazlık konusu yere ilişkin vasıf tayini ve mülkiyet tartışmasının sayısallaştırmaya itiraz davasında görülemeyeceği hususu da gözetilerek davacının mülkiyete yönelik iddiası yönünden davanın tefrikine, sayısallaştırmaya itiraza yönelik davanın askı ilan süresi içinde ikame edildiği bununla birlikte davalının hak düşürücü süreye ilişkin itirazının ise mülkiyet iddiasıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiği kanaati ile davacının kadastro sayısallaştırma işlemine yönelik talebi yönünden davanın reddine,
dava konusu 106 ada 443 parsel nolu taşınmazın kadastro tespiti gibi 149.460,97 metrekare yüzölçümü ile tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; kararın davacı Orman İdaresi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu taşınmazın 3402 sayılı Kanun'un Ek 1nci maddesi gereğince yapılan sayısallaştırma çalışmalarında sayısallaştırma sınırlarının tapulama evraklarına uygun olarak belirlendiği, yine bilirkişi raporunda herhangi bir tersimat, ölçü, sınırlandırma ve hesaplama hatasına rastlanılmadığının bildirildiği,
bilirkişi raporuna ekli sayısallaştırma çalışması sonucu oluşan pafta çakıştırmasına ilişkin krokiden de tesis kadastro paftası ile sayısallaştırma sonucu oluşan pafta durumunun orman sınırları yönüyle aynı olduğunun anlaşıldığı, kaldı ki sayısallaştırma çalışmasında özel sicilinde kayıtlı taşınmazın yüz ölçümünün azalmasına,
bu durumda sayısallaştırma çalışmasının doğru olarak yapıldığı ve sayısallaştırmaya yönelik itirazların yerinde olmadığı gibi mülkiyet ihtilafı yönünden ise mahkemece görevsizlik kararı verilmesine göre davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Orman İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Orman İdaresi vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/6593, K. 2024/6121, 21 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama