KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2022/7141 E., 2024/6531 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Kasım 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1542 E., 2022/981 K.
- Karar
- İstinaf başvurusunun esastan reddine
- İlk derece mahkemesi
- Antalya Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/54 E., 2022/158 K.
Karar Metni
577 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince kaldırma kararı sonrası yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle.
Antalya ili Korkuteli ilçesi Varsak Yaylası sınırları içerisinde yer alan 166 ada 170 parsel sayılı taşınmazın, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Geçici 8 inci maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışmalarında gerçek kişi adına tespit gördüğünü, dava dilekçesi ekinde sunulan 20.07.2020 tarihli idari tahkikat tutanağında da belirtildiği gibi taşınmazın davalı tarafından kullanıldığı ve ecrimisil ihbarnamesi düzenlenerek tahsil edildiğini, bu nedenle taşınmazın Hazineye ait olduğunun davalı tarafından da kabul edilmiş sayılacağını,
davalının taşınmazda imar-ihya faaliyetlerinin bulunmadığını ve kazandırıcı zamanaşımı süresinin geçmediğini belirerek 166 ada 170 parsel sayılı taşınmazın davalı adına olan tespitinin iptali ile Hazine adına tespit tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince kaldırma kararına uygun olarak yapılan yargılama sonunda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taşınmazın emek ve masraf ile imar-ihya işlemlerinin tamamlanarak tarıma elverişli hale getirildiği, bu işlemlerden sonra zilyetlik süresinin davalı lehine oluştuğu gerekçesi ile davanın reddine, taşınmazın kadastro tutanağı ve komisyon tutanağındaki gibi davalı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; taşınmazın genel arazi eğiminin % 2-3 olduğu, 1953 ve 1957 yılı hava fotoğraflarında kullanımsız olduğu, 1971 yılında kullanımda olduğu ve zirai bilirkişi raporuna göre 1981 yılından imar ihya edildiği ve keşif tarihine kadar kullanıldığı, 2008 yılı sonrası uydu görüntülerinin de aynı hususu doğruladığı, tanık ve bilirkişilerin beyanlarının da bu duruma uygun olduğu,
davalı lehine zilyetlik şartlarının oluştuğu belirtilerek İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde usulsüzlük bulunmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş. Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Dava, 3402 Sayılı Kanun'un Geçici 8 inci maddesi uyarınca yapılan kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usûl ve Kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/7141, K. 2024/6531, 18 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama