KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2022/7235 E., 2024/6026 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Ekim 2024
- Mahkemesi
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/228 E., 2022/2259 K.
- Karar
- İstinaf başvurusunun esastan reddine
- İlk derece mahkemesi
- Osmaniye 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/207 E., 2021/758 K.
Karar Metni
459 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının davacı vekili ve davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu Osmaniye ili Toprakkale ilçesi Kışla Mahallesinde bulunan 329 ada 219 parsel sayılı taşınmazın yaklaşık 22 dönümlük kısmının tescil harici alan olduğu zamandan beridir malik sıfatı ile müvekkilinin zilyetliğinde olmasına karşın bölgede yapılan kadastro çalışmaları neticesinde hatalı olarak davalı Hazine adına orman vasfı ile tescil edildiğini, müvekkilinin 30 seneyi aşkın süredir masraf ve emek sarf ederek taşınmazı imar ve ihya ettiğini, tarıma elverişli hale getirdiğini ileri sürerek dava konusu taşınmaz bölümünün tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın 10 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığından, hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, "çekişmeli taşınmazın kadastro tespit tutanağının 18.02.2003 tarihinde kesinleştiği, Kadastro Kanunun 12/3 üncü maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra davacının kadastrodan önceki zilyetlik iddiasına dayalı olarak tapu iptali ve tescil talebinde bulunamayacağı" gerekçesi ile davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı Hazine vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, "dava tarihi itibariyle 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğunun anlaşılmasına göre davanın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 12/3 üncü maddesi uyarınca hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı" gerekçesiylee istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, bu kez davacı vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/7235, K. 2024/6026, 17 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama