KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2022/7416 E., 2023/923 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Şubat 2023
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2013/12 E., 2017/1 K.
- Karar
- Davanın reddine
Karar Metni
1.190 kelime·6 dk okuma·10 bölüm
Taraflar arasındaki genel mahkemeden aktarılan kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay 7. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Hazine ile davalı ... mirasçıları tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro sırasında, ... ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan ... Mevkii 363 parsel sayılı 7.000 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, tarla vasfıyla, 29.04.1340 tarihli sıra no 30 cilt no 7 sayfa 199 numaralı tapu kaydına dayalı olarak, malik hanesi açık bırakılmak suretiyle; 501 parsel sayılı 9200 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise, tarla niteliği ile, kayıt miktar fazlası olarak Hazine adına tespit edilmiştir.
2. Davacılar ..., ... ve ... tarafından Mut Asliye Hukuk Mahkemesine sunulan 06.04.1970 havale tarihli dava dilekçesiyle; kök muristen kalan 29.04.1340 tarih ve 30 numaralı tapu kaydına dayalı olarak, davalılar aleyhine müdahalenin önlenmesi davası açılmış ve bu dava, yargılama sırasında dava konusu taşınmazlar hakkında kadastro tutanağı düzenlenmesi nedeniyle kadastro mahkemesine aktarılmıştır.
3. Yargılama sırasında, müdahil ..., tapu kaydına dayalı olarak davaya katılmıştır.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin (Mut Tapulama Hakimliğinin) 08.12.1981 tarihli ve 1976/76 Esas, 1981/151 Karar sayılı kararıyla, davanın 363 parsel yönünden kısmen kabulüne, 501 parsel yönünden ise reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin (Mut Tapulama Hakimliğinin) 08.12.1981 tarihli ve 1976/76 Esas, 1981/151 Karar sayılı kararına karşı, davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Temyiz incelemesi neticesinde, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 24.6.1982 tarihli ve 1982/4408 Esas, 1982/8221 Karar sayılı ilamıyla; "dava konusu 501 parsel sayılı taşınmaz Hazine adına tespit edilmiş olmasına rağmen Hazinenin davada taraf olmadığı, davacıların dayandığı tapu kaydının uygulamasının yetersiz olduğu, mahalli bilirkişiler, mirasçıların taşınmazları sulh anlaşması yaparak paylaştığını ve bir kısım paydaşların paylarını sattığını beyan etmiş iseler de anlaşmaya katılmayan mirasçıların da bulunduğunun anlaşıldığı açıklanarak, Mahkemece öncelikle paylaşma yapılıp yapılmadığının tespit edilerek,
terekenin usulüne uygun olarak tüm mirasçıların katılımıyla paylaşma yapılmamış olması halinde mirasçıların üçüncü kişilere yaptığı satışların geçerli olmayacağı, dolayısıyla taşınmazın tapu malikleri adına tescilinin gerektiği hususlarının dikkate alınması ve sonucuna göre karar verilmesi" gereğine değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
3. Bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama neticesinde, İlk Derece Mahkemesinin 23.05.2012 tarihli ve 1983/190 Esas, 2012/201 Karar sayılı kararı ile, mirasçılar arasında usulüne uygun yapılmış miras paylaşma sözleşmesinin bulunmadığı, dayanak tapu kaydının taşınmazlara ait olmadığı ve davacılar lehine zilyetlikle kazanım koşullarının da oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
4. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacı ... ve diğerleri vekili ile asli müdahil ... vekili'nin temyiz isteminde bulunması üzerine, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 14.03.2013 tarihli ve 1983/190 Esas, 2012/201 Karar sayılı ilamıyla; "bozma ilamına uyulduğu halde, yargılama sırasında vefat eden davacı ...'un ve davacı ... mirasçısı ...'ın mirasçıları davaya dahil edilmeden karar verildiği açıklanarak, taraf teşkili sağlanmaksızın ve hükmüne uyulan bozma ilamının gerekleri yerine getirilmeden karar verilmesinin isabetsizliğine" değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozma ilamına Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamı uyarınca yapılan yargılama sonunda, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla, "20.09.1936 tarihli satım senedi ve Sulh Hukuk Mahkemesinin 04.11.1947 tarihli ve 343/228 sayılı sulh içerikli ilamı incelendiğinde, dava konusu yerlerin 363 ve 501 parsel sayılı taşınmazlar olduğu, dayanılan tapu kaydının 1340 tarihli olup dava konusu taşınmazları kapsamadığı, sınırlarının mahalli bilirkişilerce gösterilemediği, çevre taşınmaz kayıtlarının da tapu kaydında geçen sınırları okumadığı, bu nedenle tapu kaydının dava konusu yeri kapsadığından söz edilemeyeceği, davanın 1970 yılında açıldığı,
ancak dava konusu yerlerin Mut Asliye Hukuk Mahkemesinin 1963/106 Esas ve 1971/503 Karar sayılı ilamı uyarınca, karar içeriğinde geçen Mut Sulh Hukuk Mahkemesine ait 1947/343 Esas ve 04.11.1947 tarihli ilam uyarınca 1947 yılından itibaren nizalı bulunduğu,
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713 üncü maddesinin tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazın davasız ve aralıksız 20 yılı süre ile ve malik sıfatı ile zilyetliğinde bulunduran kişinin o taşınmazın üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebileceği hükmü uyarınca, dava konusu 363 parsel sayılı taşınmazın 20 yıllık zilyetliğinin ispatlanması gerektiği, bu durumda 1927 yılından itibaren dava konusu yere zilyet olduğunun tespitinin gerektiği, bunun ise dava konusu yeri iyi bilen ortalama 75-80 yaşlarındaki bilirkişi beyanları ile ispatlanması mümkün olup, bilirkişi beyanları neticisinde,
dava konusu ... mahallesi Yılan Yuvası mevkiindeki 363 parsel sayılı tarla niteliğindeki taşınmazın 4721 sayılı Kanun'un 713 maddesinde belirtilen davasız, aralıksız 20 yıl boyunca zilyetliğinde bulundurulma koşullarını ...'ın gerçekleştirdiği kanaatine varılarak "Hiç kimse hakkından fazlasını devredemez" ilkesi gereğince, satım sözleşmesinin 363 parsel nolu alanı kapsadığı, miktar fazlası olan 501 nolu parselin Maliye Hazinesi adına tespitinin yapılması gerektiği" gerekçesiyle, davanın reddi ile 363 parselin ... mirasçıları adına 501 parselin ise Hazine adına tespitine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararına karşı, davalılar ..., ..., ... ve ... vekili ile Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu 363 parsel sayılı taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup, özel mülkiyete konu olamayacağını, zilyetlikle iktisabının da mümkün olmadığını, eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmiş olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
2. Bir kısım davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; yapılan tüm keşiflerde, 501 parsele ilişkin olarak mahalli bilirkişilerin, taşınmazın 65-70 yıldır ... ve mirasçıları tarafından kullanıldığını beyan etmeleri karşısında taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemişlerdir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, genel mahkemeden aktarılan kadastro tespitine itiraz davası olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dayanılan tapu kaydının dava konusu taşınmaza ait olup olmadığı ve zilyetlikle kazanım şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14, 17 ve 20 nci maddeleri,
3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına,
bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalılar ..., ..., ... ve ... vekili ile Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
179,90 TL onama harcının temyiz eden davalı ... ve arkadaşlarından alınmasına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/7416, K. 2023/923, 23 Şubat 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama