KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2022/8265 E., 2024/6748 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Kasım 2024
- Mahkemesi
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1615 E., 2022/1081 K.
- Karar
- İstinaf başvurusunun esastan reddine
- İlk derece mahkemesi
- Manisa Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/34 E., 2021/26 K.
Karar Metni
522 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının, davacı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8 inci maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında; Manisa ili Saruhanlı ilçesi Heybeli Mahallesi çalışma alanında bulunan 136 ada 38 parsel sayılı 4.558,97 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı adına zeytinli tarla vasfı ile tespit edilmiştir.
Davacı ... vekili dava dilekçesinde; Heybeli Mahallesi çalışma alanında bulunan 136 ada 38 parsel sayılı taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, zilyetlikle iktisap koşullarının davalı yararına gerçekleşmediğini ileri sürerek davalı adına yapılan hatalı tespitin iptali ile taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "davaya konu taşınmazın köyün yerleşim alanına yakın zeytinlik olarak kullanıldığı, alınan bilirkişi raporu, mahallinde dinlenen bilirkişilerin zilyetlik noktasındaki beyanları ile hava fotoğrafları kül olarak irdelendiğinde, çekişmeli taşınmazın üzerinde çok eski yıllardan beri tarım yapıldığı, davalı ... öncesinde eşi ile eşinin murisleri tarafından yoğun emek ve para sarf edilerek, tarıma elverişli hale getirilip en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla çekişmesiz ve kesintisiz olarak kullanıldığı ve taşınmazın zilyetlikle iktisaba elverişli yerlerden olduğu" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hükme karşı, davacı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "incelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman bilirkişi kurulu tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunun bildirildiği, ziraat bilirkişi raporu, dinlenilen mahalli bilirkişi ve tespit bilirkişi beyanları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; çekişmeli taşınmazın tarım arazisi niteliğinde nizasız, fasılasız, malik sıfatıyla davalı ... öncesinde eşi ve eşinin murisleri tarafından kullanıldığı,
davalı yararına 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği" gerekçesi ile davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, bu kez davacı ... vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/8265, K. 2024/6748, 21 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama