Uygulama kadastrosu sırasında Erzincan Merkez ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan ve tapuda davacı ... oğlu ... (1935 doğumlu) adına kayıtlı bulunan eski 1015 parsel sayılı 2368 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 115 ada 8 parsel numarasıyla ve 2.114,96 metrekare yüzölçümlü olarak; ...oğlu ...
(1940 doğumlu) adına tapuda kayıtlı bulunan eski 1020 parsel sayılı 640 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 115 ada 9 parsel numarasıyla ve 657,61 metrekare yüzölçümlü olarak; tapuda ... adına kayıtlı bulunan eski 892 parsel sayılı 395,00 metrekare yüzöçümündeki taşınmaz 115 ada 6 parsel numarasıyla ve 380,44 m2 yüzölçümlü olarak; tapuda ... adına kayıtlı bulunan eski 484 parsel sayılı 1980,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz 115 ada 7 parsel numarasıyla 2098,93 metrekare yüzölçümlü olarak;
tapuda ... adına kayıtlı bulunan eski 1032 parsel sayılı 650,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz 115 ada 13 parsel numarasıyla ve 632,52 metrekare yüzölçümlü olarak; tapuda ... adına kayıtlı bulunan eski 1031 parsel sayılı 800 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz 115 ada 14 parsel numarasıyla ve 826,64 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.
Davacı ..., uygulama kadastrosu sırasında kendisine ait taşınmazın yüzölçümünün eksildiği ve eksikliğin 115 ada 6-7-9-13 ve 14 parsel sayılı taşınmazlardan kaynaklandığı iddiasına dayanarak dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne ve çekişmeli taşınmazların uygulama tespitinin iptaline, taşınmazlara ait sınırın teknik bilirkişilerin 01.07.2015 tarihini taşıyan 19.06.2015 havale tarihli raporlarında ve ekli krokide gösterildiği şekilde düzeltilmesi suretiyle tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm 12.01.2016 tarihinde Yargıtay denetiminden geçmeksizin kesinleşmiştir.
Davacılar (davalı 115 ada 9 parsel maliki olan) ... mirasçıları ... ve müşterekleri, yargılama sırasında taraf teşkilinin sağlanmadığını ileri sürerek, 115 ada 9 parsel yönünden yargılamanın yenilenmesi talebiyle ayrı bir dava açmışlardır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, " yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunan davalı ... mirasçıları olan talep edenlerin/davacıların isteminin temyiz talebi olarak kabulü ile; ...
Kadastro Mahkemesinin 2014/8 Esas, 2015/12 Karar sayılı kararının temyiz incelemesi için Yargıtay dairesine gönderilmesine; bu sebeple mevcut dosyada karar verilmesine yer olmadığına" karar verilmiş; hükmün temyizi üzerine Dairemizin 11.02.2022 tarihli ve 2021/11317 Esas, 2022/1108 Karar sayılı kararı ile "...
Dava ve temyize konu çekişmeli 115 ada 9 parsel maliki ...oğlu ...’ün (1940 doğumlu) UYAP sisteminden alınan nüfus kayıtlarına göre dava tarihinden önce 09.12.2001 tarihinde öldüğü, ancak mirasçılarının davada taraf olmadığının anlaşıldığı; taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esasına girilerek iddia ve savunmalar doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu yön gözardı edilerek yargılamaya devamla esasa ilişkin hüküm kurulmasının isabetsiz olduğuna değinilerek hükmün sair yönler incelenmeksizin bozulmasına" karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne; 115 ada 6, 7, 8, 9, 13 ve 14 (eski 892, 484, 1015, 1020, 1032 ve 1031) parsel sayılı taşınmazların uygulama tespitinin iptali ile sınırların teknik bilirkişilerin 01.07.2015 tarihini taşıyan 19.06.2015 havale tarihli raporlarında ve ekli krokide gösterildiği şekilde düzeltilmesi suretiyle tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... vekili ile davalılar davalılar ... ve müşterekleri vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; adı geçenin temyiz itirazları 115 ada 13 ve 14 parsel sayılı taşınmazlara ilişkindir. Mahkemece çekişmeli taşınmazlar hakkında 04.09.2015 tarihli ve 2014/8 Esas, 2015/12 Karar sayılı ilk hüküm, davacı ...'e 07.10.2015 tarihinde bizzat tebliğ edilmiş olup bu hükme karşı temyiz talebinde bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafından bozmadan önce 115 ada 13 ve 14 parsel sayılı taşınmazlar yönünden verilen hükmün temyiz edilmemesi nedeniyle hüküm davacı yönünden kesinleşmiş olup, son kararla da davacı aleyhine yeni bir hukuki durum yaratılmamış olması karşısında, temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Davalılar ... ve müşterekleri vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; adı geçenlerin temyiz itirazları, murisleri adına kayıtlı 115 ada 9 parsel ile davacı ... adına kayıtlı 115 ada 8 parsel sayılı taşınmazın müşterek sınırına ilişkindir.
Uygulama kadastrosunun amacı, tapulama, kadastro veya değişiklik işlemlerine ilişkin; sınırlandırma, ölçü, çizim (tersimat) ve hesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermektir. Uygulama kadastrosuna itiraz davaları, kadastro faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yöneliktir.
Uygulama kadastrosu yapılırken öncelikle zeminde bulunan ve tesis kadastrosu tarihinde mevcut olan sabit nokta ve sınırlardan, aynı döneme ya da yöreye ait farklı amaçlarla üretilmiş haritalar ile benzeri verilerden yararlanılarak yapılan teknik çalışmalarla, tesis kadastrosuna ait pafta haritaları ortofoto üzerine işlenmekte; haritanın zemine uygun olmaması halinde farklılıkların nerelerden ve hangi sebeplerden kaynaklandığının tespit edilip varsa hatalar yöntemine uygun şekilde giderilmekte, düzenlenen ada raporu ile yapılan teknik çalışmalar ve gerekçeleri açıklanmakta;
bundan sonra yönetmelikte açıklanan ilkeler çerçevesinde taşınmazların bütün sınırları tek tek değerlendirmeye tabi tutularak ilk tesis kadastrosu sırasındaki gerçek fiili duruma ulaşılmaya çalışılarak, uygulama tutanağı düzenlenmekte ve uygulama kadastrosu haritaları üretilmektedir. İşte, uygulama kadastrosuna itiraz davaları, uygulama kadastrosu faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yönelik davalardır.
Bu nedenle Mahkemelerce, uygulama faaliyetine eş değer ve amaca uygun bir araştırma yapılması zorunludur.
Mahkemece, amacına ve yöntemine uygun bir araştırma yapılabilmesi için öncelikle, denetime veri teşkil etmek üzere, tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları, tesis kadastrosuna ait pafta haritası, varsa bu haritada değişiklik yapan ifraz haritaları, mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, varsa uygulama kadastrosu sırasında yararlanıldığı anlaşılan diğer haritalar, dava konusu taşınmaza ilişkin tesis kadastrosu ve uygulama kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgelerin toplanması gerekmektedir.
Bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, harita ya da jeodezi mühendisi teknik bilirkişinin katılımı ile keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında dava konusu taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı, bitki örtüsü, zeminde mevcut ağaçların yaşı gibi hususlar ile zeminin jeolojik yapısının değerlendirilmesine ihtiyaç duyulan hallerde uzman ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişi de keşif heyetine dahil edilmelidir.
Yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerleri teknik bilirkişiye işaretlettirilmeli, fotoğrafları çekilmeli, taraflar keşif sırasında hazır bulunmakta ise zeminde ortak sınır üzerinde uzlaşıp uzlaşmadıkları tespit edilip gerektiğinde imzaları ile beyanları tevsik edilmeli, uzlaşılan sınırlar ile iddia edilen sınırlar teknik bilirkişi tarafından haritasında işaretlenmeli, keşif sırasında hazır edilmeleri halinde ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişisinden,
taşınmazlar arasında değişmeyen doğal ya da yapay sınırlar bulunup bulunmadığı, sınırlarda mevcut ağaçların yaşları gibi hususlarda bilgi alınmalı, teknik bilirkişiden denetime veri teşkil etmek üzere dosya içine getirtilen bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak uygulama kadastrosunu denetlemesi istenmelidir.
Teknik bilirkişiden, tesis kadastrosunun, paftaların üretim yılı, üretim tekniği, altlığı ve ölçeği gibi hususları da açıklar tarzda hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat hatası, hesap hatası, ölçü hatası ve sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, uygulama kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların niteliğinin ne olduğu ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği,
uygulama kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda ve "ada raporu" ile "uygulama tutanağı ve haritasını" irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor ve haritalar alınmalıdır.
Raporun denetime elverişli olması için teknik bilirkişiden, düzenleyeceği haritalardan iki tanesinde hava fotoğrafı üzerinde, iki tanesinde ise ortofoto (yoksa uydu fotoğrafı) üzerinde ilk tesis kadastrosu paftası ve uygulama kadastrosu paftasını çakıştırması istenmeli; çakıştırmaların birer tanesinin ada bazında değerlendirme yapmaya elverişli geniş ölçekli olması, diğerinin ise dava konusu taşınmaz ve çevresini gösterir şekilde daha dar ölçekli olması istenmelidir.
Teknik bilirkişi haritasında, uygulama kadastrosunda yanlışlık varsa, infazı kabil bir hükme esas olmak üzere doğru sınırların nasıl olması gerektiği de gösterilmelidir.
Açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmeli; değerlendirme yapılırken uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının uygulama kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağı gözönünde bulundurulmalıdır.
Somut olayda; Mahkemece, yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır.
Şöyle ki; çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede tesis kadastrosu çalışmaları 1957 tarihinde yapılmış olup dosya arasında bulunan bilgi ve belgelerden, çekişme konusu davacıya ait eski 1015 ve davalıya ait eski 1020 parsel sayılı taşınmazların; 219 sayılı kadastro parselinin 23.11.1984 tarihinde yapılan ifrazı sonucunda oluşan ifraz parselleri olduğu anlaşılmaktadır.
Somut uyuşmazlığın çözümü için teknik bilirkişi raporunda ifraz haritası ile uygulama kadastrosuna ait haritanın ölçekleri eşitlenmek suretiyle çakıştırılması gerekirken bu tarzda bir çakıştırma işlemi yapılmamış; yine anılan ifraz işlemine ait krokinin incelenmesinde de bu krokide 1015 ve 1020 parsel sayılı taşınmazların müşterek hududunda duvar işareti bulunmadığı üzerinde de durulmamıştır.
Teknik bilirkişi raporuna ek krokide davalı tarafa ait eski 1020 (yeni 115 ada 9), davacı tarafa ait eski 1015 (yeni 115 ada 8) parsel arasındaki sınırın gösterilen duvar olduğunu bildirilmiş ve bu rapor ve krokisi esas alınarak hüküm kurulmuş ise de keşifte bilgisine başvurulan mahalli bilirkişi ve tutanak tanıklarından bu duvara ve ne zaman yapıldığının, taşınmazların ifraz edildiği 1984 tarihinde bu duvarın mevcut olup olmadığının, uyuşmazlığın çözümü bakımından tereddütsüz şekilde belirlenmesi gerektiği halde bu hususta herhangi bir beyan alınmamış, ifraz tarihindeki hava fotoğrafları da değerlendirilmemiştir.
Eksik inceleme ve uygulama ile hüküm kurulamaz.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için mahkemece, öncelikle yukarıda belirtilen belgelerden eksik olanlar ile özellikle ifraz işleminin yapıldığı tarihteki yahut en yakın tarihli hava fotoğrafı ilgili yerlerden getirtilerek dosya ikmal edildikten sonra, harita mühendisi ve jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi sıfatına sahip üç kişilik uzman bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları, mahalli bilirkişiler hazır olduğu halde mahallinde yeniden keşif yapılmalı;
çekişme konusu taşınmazların müşterek sınırında hali hazırda bulunan duvarın hangi tarihte yapıldığı teredütsüz olarak belirlenmeye çalışılmalı, beyanlar arasında çelişki doğması halinde bu çelişki yöntemince giderilmeli, teknik bilirkişi kurulundan tesis kadastrosu, uygulama kadastrosunu ve ifraz krokilerini üst üste çakıştırır tarzda gösterir ve yukarıda açıklanan ilkelere uygun şekilde inceleme ve araştırmayı içeren denetime elverişli rapor alınmalı, düzenlenecek bu raporda belirtilen tarihlerdeki hava fotoğraflarının da değerlendirilmesi istenerek taşınmazların müşterek sınırında sabit sayılabilecek bir yapı,
duvar olup olmadığı üzerinde durulmalı ve bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, bu hususlar gözetilmeksizin eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi kabule göre de; temyiz edilmeyerek uygulama kadastrosu kesinleşen 115 ada 6-7-13 ve 14 parsel sayılı taşınmazlar hakkında yeniden karar verilmesi dahi isabetsiz olup davalılar vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
Peşin harçların istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
12.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.