KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2023/1106 E., 2025/5605 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/525 E., 2022/646 K.
Karar Metni
1.604 kelime·8 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalılar Hazine vekili, Orman İdaresi vekili ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Dava konusu taşınmazın bulunduğu, ... ili ... ilçesi ...
Beldesinde dava tarihinden önce 3116 sayılı Orman Kanunu'na (3116 sayılı Kanun ) göre 1948 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, daha sonra 6831 sayılı Orman Kanunu'na (6831 sayılı Kanun) göre 1978 yılında yapılarak kesinleşen aplikasyon ve 1744 sayılı 6831 sayılı Kanun'un Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanun'a 3 Ek Madde ile Bir Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun'un (1744 sayılı Kanun) değişik 2. madde uygulaması ile 1987 yılında 3302 sayılı 31.8.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'la (3302 sayılı Kanun) değişik 2/B uygulaması vardır.
Genel arazi kadastrosu çalışması ise 17.06.1957 tarihinde yapılmış ve sonuçları 18.11.1963 tarihinde ilân edilerek kesinleşmiştir. Dava konusu taşınmaz, bu çalışmada çalılık olarak tespit harici bırakılmıştır.
Davacı ... vekili dava dilekçesinde özetle; sınırlarını bildirdiği 3000 m² civarındaki taşınmaz hakkında irsen intikal, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile Temmuz 1327 tarihli ve 38 cilt ve Nisan 1926 tarihli ve 18 sıra numaralı tapu kayıtlarına dayanarak, dava konusu taşınmazın davacının adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili birleşen 2016/185 Esas sayılı dosyaya sunduğu dava dilekçesinde özetle; tahmini olarak 3000 m² olarak talep ettikleri alanın 15.991,50 m² olduğunu beyan ederek, dava konusu taşınmazın davacının adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddi ile taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince 22.01.2014 tarihli ve 20132013/6 Esas, 2014/32 Karar sayılı kararı ile; davanın reddine, 15.02.013 tarihli fen bilirkişisi raporunda (A) harfi ile gösterilen 15.323,54 m² ve (B) harfi ile gösterilen 1911.58 m²lik taşınmazların ayrı parsel numaraları ile zeytinlik vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 06.05.2015 tarihli ve 2011/12862 Esas, 2011/11636 Karar sayılı ilamıyla; "dava konusu (B) harfi ile gösterilen 1911.58 m²lik taşınmaz kısmı yönünden temyiz itirazlarının reddi ile usûl ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına, (A) kısmı yönünden ise;
davacının dava dilekçesinde tapu kaydına dayanarak kullandığı yaklaşık 3000 m² yerin adına tescilini talep ettiği, yargılama sırasında davacı vekili müvekkilinin kullandığını iddia ettiği yaklaşık 20 dönüm civarındaki taşınmazın müvekkili adına tescilini istediği.., taşınmazın (A) harfi ile gösterilen bölümün bir kısmında 60-70 yaşlarında zeytin ağaçları bulunduğu, bu kısmın imar ve ihyasının tamamlandığı, orman tahdidi dışında olup, dinlenen mahalli bilirkişi beyanlarından da davacıya babasından kaldığı, davacı yararına zilyetlikle edinme koşullarının oluştuğu anlaşıldığından,
İlk Derece Mahkemesince davacının dava dilekçesindeki talebi de nazara alınarak, dava konusu taşınmazın (A) bölümü üzerinde bir fen ve zirai bilirkişi eşliğinde yapılacak olan keşifte, en yaşlı zeytin ağaçlarının bulunduğu 3000 m²'ik kısmın tespit edilip, taşınmazdan ifraz edilerek, bu kısım yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddi yolunda hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırı olduğu” gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince onama-bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, dava konusu taşınmazlardan 15.02.2013 tarihli fen bilirkişisi raporunda (B) harfi ile gösterilen 1911,58 m²lik taşınmazla ilgili karar Yargıtay denetiminden geçerek onandığı için bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, birleşen 2016/185 Esas sayılı dosyasındaki taleplerin kısmen kabulüne, dava konusu taşınmazlardan 01.08.2016 tarihli fen bilirkişisi raporunda ve ekli krokisinde (A) harfi ile gösterilen 15.323,54 m²lik taşınmaza ayrı bir parsel numarası verilerek davacı adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılar Orman İdaresi vekili ile Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 20.Hukuk Dairesinin 2017/7815 Esas ve 2020/763 Karar sayılı ilamıyla;" taşınmazın en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarındaki durumu ile dava tarihinden 20 yıl öncesine ait hava fotoğraflarındaki durumu incelenmediği, eksik araştırma ve incelemeye dayalı hüküm kurulamayacağı, İlk Derece Mahkemesince, 01.08.2016 tarihli fen bilirkişisi raporunda ve ekli krokisinde (A) harfi ile gösterilen 15.323,54 m²lik taşınmaza yönelik olarak; eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ile 1985-1990 yıllarına ait hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilerek,
dava dosyası üç orman mühendisi, bir ... mühendisi ve bir fen elemanına verilerek, komşu ve yakın komşu parselleri de gösterecek şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, dava konusu taşınmazın çevre parsellerle birlikte memleket haritaları ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmesi, hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, taşınmazın orman olup olmadığının belirlendiği, taşınmaz üzerindeki bitki örtüsünü oluşturan unsurların tek tek sayı olarak tarif edildiği,
ağaçların cinsi, ortalama yaşı, kapalılık oranı, dağılım oranı, hakim ağaç türü, kullanım şekli ve niteliğinin detaylı olarak incelendiği müşterek imzalı, krokili ek rapor alınması ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi, orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşulları araştırılması, ayrıca imar uygulaması yapılıp yapılmadığı, hangi tarihte yapılıp kesinleştiği, dava konusu taşınmazın imar planı kapsamına alınıp alınmadıkları yönünde de araştırma yapılması,
dava konusu taşınmazın sınırları içinde bulunduğu büyükşehir belediye başkanlığı dahil edilmeden ve kanunun aradığı şartlara ilişkin araştırma yapılmadan davaya devamla hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırı" olduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "... Büyükşehir Belediyesi davaya dahil edilmiş, bilirkişi raporlarında (A) harfi ile gösterilen 15.323,54 m²lik kısmın zeytin ağaçlarının bulunduğu, %40 lık eğime sahip olduğu, 19 88... yıllarında yapılan orman kadastrosunda kadastro harici bırakıldığı, zeytin ağaçlarının 60-70 yaşlarında olduğu, 50 yıldır üzerinde çalışıldığı, 1989 yılından davanın açıldığı tarih itibariyle yaklaşık 20 yıl olduğu,
hava fotoğrafı incelemesinde de imar ve ihyanın gerçekleştiği, davacı tarafından 21.12.2015 tarihinde yapılan ıslah ile talep edilen miktarın 15.991,50 m² olduğu anlaşıldığından yüzölçümü yönünden kısmen kabulüne karar vermek gerektiği" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, dava konusu taşınmazlardan 15.02.2013 tarihli fen bilirkişisi raporunda (B) harfi ile gösterilen 1.911,58 m²lik taşınmazla ilgili karar Yargıtay denetiminden geçerek onandığı için bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, asıl dosya ve birleşen 2016/185 Esas sayılı dosyasındaki taleplerin kısmen kabulüne,
dava konusu taşınmazlardan 24.11.2021 tarihli fen bilirkişisi raporunda ve ekli krokisinde (A) harfi ile gösterilen ... ili ... ilçesi ... Mahallesinde 15.323,54 m²lik taşınmaza ayrı bir parsel numarası verilerek davacı adına zeytinlik vasfıyla tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılar Hazine vekili, Orman İdaresi vekili ve ... Büyükşehir Belediyesi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince taşınmazın orman sayılan alanlardan olmadığı ve zilyetlikle edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır.
Şöyle ki. 22.03.2022 tarihli orman mühendisi tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda, 1943-1955 tarihli hava fotoğraflarında kısmen açıklık kısmen koyu renkte ve ağaçlık alan olduğu, 1958 memleket haritasında yeşil renkte ve çalılık rumuzlu ağaçlık alan olduğu, imar ihyanın 1970 yılında başlayıp 1980 yılında tamamlandığı, taşınmazın etrafında 2/B niteliği ile orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazlar bulunduğu hususları belirtilmiş ise de;
bilirkişilerce bu ağaçların cinsi, sayısı ve buna bağlı olarak kapalılık oluşturup oluşturmadığı ayrıntılı olarak açıklanmamış, netliğe kavuşturulmamış ve genel geçer ifadelerle dava konusu yerin orman sayılmayan yer olduğu belirtilmiştir. Ayrıca bilirkişi raporunun ekinde yer alan hava fotoğrafları siyah beyaz ve net olmadığından denetlenememiştir. Dava konusu taşınmazın evveliyatı hakkında tereddüt oluşmuştur.
Öte yandan; davacı yararına zilyetlikle kazanım koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesi açısından, imar uygulaması yapılıp yapılmadığı yönünde de araştırma yapılmamıştır.
O halde İlk Derece Mahkemesince, dava dosyası 22.03.2022 tarihli bilirkişi raporunu sunan ... ve orman bilirkişilerine verilerek taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli.
3116, 47 85... sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (... veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle dava konusu taşınmaz,
çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını,
eski belgelerde görülen ağaçların orman ağacı olup olmadığı, eğer zeytin ağacı ise bunların dikme mi aşılama mı olduğunu belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır.
Ayrıca dava konusu taşınmazlardan 01.08.2016 tarihli fen bilirkişisi raporunda ve ekli krokisinde (A) harfi ile gösterilen 15.323,54 m²lik taşınmaza dair; imar uygulaması yapılıp yapılmadığı, hangi tarihte yapılıp kesinleştiği, dava konusu taşınmazın imar planı kapsamına alınıp alınmadıkları yönünde de araştırma yapılmalıdır. Bilindiği üzere imar-ihyaya muhtaç olan bir yer imar planları kapsamına alınmış ise o tarihten sonra imar-ihya yoluyla edinilmesi mümkün bulunmamaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Yargıtay Gayrimenkul Dairelerinin kararlılık kazanmış uygulamalarına göre; imar ve ihyanın tamamlandığı tarihten, imar planları kapsamına alındığı tarihe kadar 20 yıllık kazanma süresi dolmuş ise bu tür yerlerin zilyetlik yoluyla edinilmesi olanak dahilindedir. İlk Derece Mahkemesince bu hususlar gözetilmeksizin eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/1106, K. 2025/5605, 15 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama