KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2023/1515 E., 2024/5501 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Ekim 2024
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/229 E., 2022/402 K.
- Karar
- Davanın kabulü
Karar Metni
837 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki kullanım kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili, davalı ... mirasçıları ... ve ... vekili ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Kullanım kadastrosu sırasında, ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 566 parsel sayılı 8.206,21 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve ... oğlu ...'nın fiili kullanımında bulunduğu şerhi yazılarak tarla vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir.
Davacı ... ve arkadaşları, taşınmazın kendi fiili kullanımlarında bulunduğu iddiasına dayanarak dava açmışlardır. İlk Derece Mahkemesince, usule ilişkin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, dava konusu 566 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesindeki kullanıcı şerhinin iptaline, davacıların taşınmazda zilyet olduğunun tespiti ile bu hususun taşınmazın beyanlar hanesine yazılmasına karar verilmiş; hüküm, yargılama sırasında vefat eden davalı ... mirasçıları ... ve müşterekleri vekili ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 16.Hukuk Dairesinin 30.11.2020 tarihli 2019/4894 Esas, 2020/5891 Karar sayılı ilamı ile "sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için Mahkemece öncelikle, dava konusu taşınmazın sınırındaki taşınmazlara ait kadastro tutanakları ve tedavüllü tapu kayıtları getirtilerek dosya arasına alınmalı, bu şekilde dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler,
önceki keşifte dinlenen taraf tanıkları ile HMK 31. madde uyarınca taraflardan yeniden tanık göstermeleri istenerek bu yönteme göre tespit edilecek taraf tanıkları ve teknik bilirkişi ile ziraat mühendisi bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşif sırasında dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın niteliği, dava konusu taşınmazın öncesinde ve tespit tarihi itibariyle kim tarafından, ne zamandan beri ve ne şekilde kullanıldığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı,
beyanları arasında mevcut ve doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak yöntemince giderilmeye çalışılmalı, çelişkinin giderilememesi halinde hangi beyana hangi nedenle üstünlük tanındığı gerekçeli kararda tartışılarak açıklanmalı; teknik bilirkişiden, yapılan keşfi izlemeye, yerel bilirkişi ile tanık sözlerini denetlemeye elverişli rapor ve kroki alınmalı;
ziraat mühendisi bilirkişiden, tespit tarihi itibariyle taşınmazın niteliğinin ve kullanım durumunun ne olduğunu açıklayan, taşınmazın fotoğraflarını da içerir, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı ayrıntılı ve gerekçeli rapor düzenlemesi istenilmeli ve bundan sonra iddia ve savunma çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi" gerektiğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda "dava konusu 566 parsel sayılı taşınmazın kullanıcısının davacıların murisi ..., onun ölümünden sonra mirasçıları olan davacılar olduğu, dava dışı 565 parsel sayılı taşınmazın kullanıcısının ise davalıların murisi ..., onun ölümünden sonra mirasçıları olan davalılar olduğunun anlaşıldığı, Kadastro Müdürlüğünce 2012 yılında yapılan tespit kayıtlarında kaymalar olması nedeniyle, 565 nolu parselin dava dışı ..., 566 parselin ise davalıların murisi ... adına tespit olunduğu,
davacıların murisi ... adına ise 567 parselin tespitinin yapıldığı (ancak ... adına hak sahibi ... tarafından parselin gerçek kullanıcısı olan ...'a devrine yönelik muvafakat verildiğinin anlaşıldığı); bu durumda dava konusu 566 parsel nolu taşınmazın gerçek kullanıcısının davacıların murisi ..., onun ölümü ile mirasçıları olan davacılar olması nedeniyle, taşınmazın zilyetliğinin gerçek hak sahibi olan, davacıların murisi ... adına, onun ölümü ile birlikte davacılar adına tespitinin yapılması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmakla; davanın kabulüne, dava konusu, Eskişehir İli ...
İlçesi ... Mahallesi 566 parsel sayılı taşınmazın kullanıcısının davacılar olduğunun tespitine,
Dava konusu taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesinde 'Bu taşınmazın kullanıcısı ... oğlu ...'dır' şeklindeki şerhin silinmesine, Dava konusu taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine 'Bu taşınmazın kullanıcısı ..., ..., ... (TC:...) ve ...'dır ' şeklinde şerhin yazılmasına" karar verilmiş; hükme karşı davacılar vekili, davalı ... mirasçıları ... ve ... vekili ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz yoluna başvurulmuştur.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına,
bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili,
davalı ... mirasçıları ... ve ... vekili ile davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/1515, K. 2024/5501, 1 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama