KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2023/175 E., 2025/5128 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Temmuz 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2015/401 E., 2021/507 K.
Karar Metni
1.225 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... ve arkadaşları vekili ile davalı ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Kadastro sırasında dava konusu eski 80 parsel tapuda Mart 1952 tarihli tapu kaydına istinaden davalıların bayii adına tespit edilmiş, tapuda 10.05.1989 tarihinde yapılan ifraz işlemi sonucu ... köyü 171 parsel sayılı 6167 m² yüzölçümlü taşınmaz davalılar adına tespit edilmiştir. Daha sonra 3402 sayılı Kanunun 22. maddesinin İkinci fıkrasının (a) bendi hükmüne göre yapılan kadastro çalışmalarında 27843 ada 49 parsel sayısı, 6186,84 m² yüzölçümü ve yeni haritası ile malik hanesi “tapu kütüğünde olduğu gibi” şeklinde tesbit edilmiş; 3402 sayılı Kanunun 11. maddesine göre 09.06.2010 ilâ 08.07.2010 tarihleri arasında ilân edilmiştir.
Davacı ... İdaresi dava dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın 3116 sayılı kesinleşmiş orman tahdit sınırları içerisinde kaldığından bahisle söz konusu tespitin iptali ile taşınmazın kesinleşmiş orman tahdit sınırları içerisinde kalan kısmının orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
...
Kadastro Mahkemesince yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 13.05.2013 tarihli 2012/14160 Esas - 2013/5423 Karar sayılı ilamı ile; "davacı ... yönetimi vekiline dava dilekçesi açıklattırılıp, davanın sadece 22/2-a bendi uyarınca yapılan kadastro paftalarının yenilenmesi çalışmasına itiraza mı yoksa mülkiyete mi ilişkin olduğu veya her iki istemi de birlikte mi içerdiği hususları belirlenmesi" gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiş, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucu; ...
Kadastro Mahkemesince davacı ... İdaresinin 3402 sayılı Kanun 22/a maddesine göre yapılan kadastro çalışmalarına itiraz davası elde tutularak, tapu iptali ve tescile ilişkin mülkiyet iddiasına yönelik davada görevsizlik kararı verilmiş, dosya görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; dava konusu taşınmazın orman vasfında olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi 27843 ada 49 parsel sayılı taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına orman vasfı ile tesciline karar verilmiştir.
Davalılar ... ve arkadaşları vekili ile davalılar ... ve arkadaşları vekili tarafından sunulan temyiz dilekçelerinde özetle; taşınmazın orman olmadığını, 1952 yılında 5643 sayılı kanun uygulaması ile orman sınırları dışına aktarılan maki tefrik sahası içerisinde kaldığını ve kadastro sırasında Mart ayı 1952 tarihinde 336 sayılı tapu kaydı uygulanarak tapuya tescil edildiğinden bahisle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmişlerdir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 3116 sayılı Kanuna göre 1946 yılında yapılıp kesinleşen Orman Kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1744 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanun'un 2. madde uygulaması 22.11.1974 tarihinde, aplikasyon ve 2896 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanun'un (2/B) madde uygulaması 30.09.1985 tarihinde ve 3302 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanun'un (2/B) madde uygulaması 13.04.1992 tarihinde ilân edilmiş ve kesinleşmiştir. Yörede, Genel Arazi Kadastro çalışması 1963 ilâ 1978 tarihleri arasında yapılmış, sonuçları 17.11.1978 ilâ 19.12.1978 tarihleri arasında ilân edilerek kesinleşmiştir.
Dava, kesinleşmiş orman tahdit sınırları içerisinde bulunan bölümüne yönelik tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazın 3116 sayılı Kanuna göre 1946 yılında yapılan Orman Kadastro çalışmalarında orman sınırları içerisinde kaldığı gerekçesiyle yazılı olduğu şekilde karar verilmiş ise de delillerin değerlendirilmesinde hataya düşülmüş ve dosya kapsamına uygun olmayan şekilde karar verilmiştir.
Mahkemece keşif sonucu aldırılan 19.04.2018 tarihli ziraat ve orman bilirkişi kurul raporunda taşınmazın 1952 yılında yapılan maki tefrik çalışmalarında maki tefrik sahası içerisinde bırakıldığı, taşınmazın ifrazen ayrılmadan önce 80 parsel olarak Mart 1952 tarih 366 nolu tapu kaydına istinaden Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu gereğince tapuya bağlandığı hususu bildirilmiştir. Şöyle ki.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 22.03.1996 tarihli ve 1993/5 Esas, 1996/1 Karar sayılı içtihadında, 3116 sayılı Kanun'un 5653 sayılı Orman Kanunu'nun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna Bazı Maddelerin Eklenmesine Dair Kanun'la (5653 sayılı Kanun) değişik 1/e maddesine göre çıkarılan “Makilik ve Orman Sahalarının Birleştiği Yerlerde Orman Sınırlarının Tespitine Ait Yönetmelik” ile bu Yönetmelik uyarınca kurulan maki komisyonlarının yasal olduğu ve yaptıkları işlemlerin de geçerli olduğu kabul edilmiş ve söz konusu komisyonlar tarafından makilik alan olarak belirlenen taşınmazlar hakkında özel kanunlar
gereğince oluşturulan tapular da yasal prosedüre uygun ve geçerli olduğundan bu tapulara değer verileceği hüküm altına alınmıştır.
Yine, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 30.04.2010 tarihli ve 2004/1 Esas, 2010/1 Karar sayılı içtihadında da, maki komisyonlarınca 5653 sayılı Kanun'a göre yapılarak kesinleşen ve özel kanunlar gereğince tapu kaydı oluşan taşınmazlar hakkında 1993/5 Esas ve 1996/1 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararının uygulanmasına devam olunacağı ifade edilmiştir.
Eldeki davada; dava konusu 27843 ada 49 parsel sayılı taşınmaz, arazi kadastrosu sırasında Mart 1952 tarihli ve 366 sıra numaralı tapu kaydı esas alınarak tespit edilmiş ise de, İlk Derece Mahkemesince dayanak tapu kaydı dosya içerisine alınmamış ve bu tapu kaydının ne şekilde oluştuğu belirlenmemiştir.
Ayrıca. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1952 yılında maki tefriki yapıldığı ve dava konusu taşınmazın makiye tefrik edilen alanda kaldığı bildirilmiş ise de, dosya kapsamında maki tefrik çalışmalarına ilişkin bilgi ve belgeler istenmemiş, rapor ilgili maki tefrik haritaları incelenmek sureti ile belirlenmemiştir.
Yukarıda belirtilen Yargıtay İçtihadı birleştirme kararı gereğince, dava konusu taşınmaz, makiye tefrik edilerek 4753 sayılı ve 5618 sayılı Kanunlar uyarınca tevzi edilen alanda kalmakta ise, uyuşmazlığın anılan İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca çözülmesi gerekeceğinden, taşınmazın makiye tefrik edilen alanda kalıp kalmadığının, tapu kaydının 4753 sayılı ve 5618 sayılı Kanunlar uyarınca tevzi edilen yerlerden olup olmadığı ve dava konusu taşınmazı kapsayıp kapsamadığı net olarak belirlenmesi gerekmektedir.
Hal böyle olunca.
İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazın kadastro tutanağı ve tespitine esas tapu kaydı ilk tesisinden itibaren tüm tedavüllerini gösterir şekilde istenmeli, komşu parsellere ilişkin dava dosyalarında verilen kararlar, yörede yapılan maki tefrik çalışması ve toprak tevziine ait haritalar ve eki belgeler eksiksiz olarak getirtilerek dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yeniden oluşturulacak üç kişilik orman yüksek mühendisi bilirkişi kurulu ile bir harita mühendisi ya da fen memurunun katılımıyla yeniden keşif yapılarak,
3116 sayılı Kanuna göre yapılan orman tahditine dair tutanak ve harita ile maki tefrik tutanakları ile dayanağı haritalar yerine uygulanıp, makiye ayrılan sahanın sınırları kesin biçimde belirlenmeli, dava konusu taşınmazın bu belirlemeye göre, orman tahdit haritası ve maki tefrik haritasının kapsamında kalıp kalmadığı saptanmalı; kesinleşen orman tahdit haritaları ile 1952 yılında düzenlenen maki tefrik haritası ve kadastro paftası ölçekleri eşitlenerek birbiri üzerine aplike edilmeli, çekişmeli parsele revizyon gören tapu kaydının dayanağı toprak tevzi haritası dahi yerine uygulanıp taşınmazın konumu gösterilmeli;
her uygulama ayrı ayrı renklerle işaretlenerek keşfi izleme olanağı sağlanmalı; böylesine yapılacak bir uygulama sonunda çekişmeli taşınmazların tamamının yada bir kısmının 1946 yılında yapılan tahdit içinde kalıp kalmadığı ve tahdit içinde olduğu halde 1952 tarihinde yapılan maki tefrik haritası kapsamında kalmayan kısımların bulunup bulunmadığı, yine maki tefrik haritası içinde kalıp da toprak tevzi tapusunun dayanağı tevzi haritası içinde kalmayan bölümlerinin bulunup bulunmadığı kesin olarak belirlenmeli ve bundan sonra, tapulu bir mülkün sonradan ormanlaşmasının taşınmazı kamu malı haline getirmeyeceği gözetilerek,
oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/175, K. 2025/5128, 1 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama