KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2023/1886 E., 2024/5599 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Ekim 2024
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1629 E., 2023/527 K.
- Karar
- İstinaf başvurusunun esastan reddine
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/189 E., 2021/154 K.
Karar Metni
729 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekilince duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin davanın niteliği yönü ile reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Dava dilekçesinde, ... ... Efendi Vakfı'nın vakfiyesi gereği tevliyet ücretinin davacılar ... ve ...'e ödenmesi gerektiğinin hüküm altına alınması istenmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davanın, ... ... Efendi (... ... Efendi) Vakfına tevliyet nedeniyle vakfiyede belirtilen tevliyet ücretinin ödenmesine ilişkin olarak açıldığı, davacıların tevliyete ehil vakıf evladı olup olmadıklarının tespitinin gerektiği, davacılar ve üst soylarının azatlı köle evladı olduklarının kesin olarak tespit edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar vermiştir.
Davacılar vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; daha önce görülen davalar neticesi davacıların babası ...'un azadlı köle evlatları olmadıkları ve Vakfa tevliyet nedeniyle vakfiyede belirtilen intifa hakkına (Vakfiyede belirtilen tevliyet ücretinin ödenmesine) hak kazanamadıkları anlaşıldığı gerekçesi ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Davacılar vekili Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı verdiği temyiz dilekçesinde; dava ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen sebepler tekrar edilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Dava, mazbut vakıfta vakfiye gereği tevliyet ücretinin davacılara ödenmesi gerektiğinin hüküm altına alınması istemine ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, davacılar vekilinin aşağıdaki paragrafın dışındaki temyiz itirazları yerinde değildir.
2. 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 3.maddesinde, mülhak vakıf mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin yürürlük tarihinden önce kurulan, yönetimi vakfedenlerin soyundan gelenlere şart edilen ve bu kişiler tarafından; mazbut vakıf ise bu Kanun uyarınca Genel Müdürlükçe yönetilecek ve temsil edilecek vakıflar ile mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin yürürlük tarihinden önce kurulan ve 2762 sayılı Vakıflar Kanunu gereğince Vakıflar Genel Müdürlüğünce yönetilen vakıflar olarak tanımlandıktan sonra,
aynı Kanunun 6 ncı ve 7 nci maddelerinde ise mazbut vakıfların Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yönetilip temsil edileceği, Kanun'un (5737 sayılı Vakıflar Kanunu) yürürlüğe girmesinden önce mazbut vakıflar arasına alınan vakıflarla, bu Kanuna göre mazbut vakıflar arasına alınan vakıflara bir daha yönetici seçimi ve ataması yapılamayacağı hükme bağlanmıştır.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden dava konusu ... ... Efendi (... ... Efendi) Vakfı'na ait 22 Şaban 1170 H./12 Mayıs 1757 M. tarihli vakfiyesinde; "... Vakf-ı mezkürun mütevellisi yevmi altı akçe vazifeye mutasarrıf ola..." şeklindeki ifadeye göre vazifesi karşılığı mütevelliye günlük altı akçe verilmesinin şart kılındığı, Vakfın son iki mütevellisi davacıların babaanneleri ... ile babaları ... olup son mütevellinin 30.01.1994 tarihinde vefat etmesinden sonra Vakıf 24.02.1999 tarih ve 154 sayılı Vakıflar Meclisi kararı ile mazbut vakıflar arasına alınmıştır.
Yukarıda yapılan açıklamalar ve dosya kapsamına göre Vakıflar Kanunu 7 nci madde gereği mazbut vakıflar arasına alınan vakıflara bir daha yönetici seçimi ve ataması yapılamayacağı düzenlemesi karşısında mazbutaya alma kararı ortadan kaldırılmadığı müddetçe 7 nci maddenin amir hükmüne göre riayet etmek gerektiği, tevliyet ücretinin de görev karşılığı mütevelliye şart kılındığı,
mazbut vakıflar arasına alınan dava konusu vakfın yönetiminin de kanun gereği Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yerine getirilmesi karşısında tevliyet görevi yerine getirmeyen davacıların davalarının iş bu gerekçesi ile reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru değil ise de; bu husus yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden ve hükmün redde ilişkin bölümü sonucu itibari ile doğru görüldüğünden, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince gerekçesi düzeltilerek onanması gerekir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/1886, K. 2024/5599, 3 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama