3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında, Aydın ili Karpuzlu ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında ve tapuda davacı ... adına kayıtlı bulunan eski 2530 parsel sayılı 2.960,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 114 ada 105 parsel numarasıyla ve 2.447,87 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.
İtirazı kadastro komisyonunca reddedilen davacı ... vekili dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sırasında Hazineye ait taşınmazın yüzölçümünün eksildiğini ileri sürerek, dava açmıştır.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın öncelikle husumet yokluğundan, aksi durumda esastan reddine karar verilmesini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "dava konusu taşınmazın güncelleme kadastrosunda belirlenen sınırı ile tesis kadastrosunda tespit edilen sınırının birbiriyle uyumlu olduğu, bu uyumun 1954 tarihli hava fotoğrafları, harita ve ortofotolar tarafından doğrulanıp belgelendiği, yüzölçümünde meydana gelen azalmanın yanılma sınırı dışında kaldığı, sebebinin tesis kadastrosu sırasında ve daha sonra yapılan ayrılmalarda haritasının yeterince hassasiyetle çizilmemesi ve yüzölçümünün bu hassas olmayan çizimlere göre planimetre yöntemi ile hatalı hesaplanmasından kaynaklandığı,
güncelleme kadastrosuyla bu hatanın giderildiği, güncelleme kadastrosunda hata bulunmadığı" gerekçesiyle davanın reddine, çekişmeli taşınmazın güncelleme kadastrosundaki tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hükmün, davacı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen bilimsel ve teknik veriler içeren, denetime elverişli bilirkişi raporu ile, güncelleme (uygulama) kadastrosu pafta sınırı ile tesis kadastrosu pafta sınırlarının birbiri ile uyumlu olduğunun, bu uyumun eski tarihli hava fotoğrafları, haritalar ve ortofotolar ile doğrulandığının;
dava konusu yeni 114 ada 105 (eski 2530) parseldeki alan azalışının, anılan parselin ifrazen geldisi olan eski 1914 sayılı kadastro parselinin alanının planimetre aleti ile hatalı hesaplanmasından.
1914 parselden 1961 yılında ifrazen oluşan 2231 parsel sayılı taşınmaz ile bu parselin 1995 yılında ifrazından oluşan dava konusu eski 2530 parsel sayılı taşınmazın da tesis kadastrosundan gelen alan hesap hataları düzeltilmeden, ifraz işlemlerinin yapılarak tapuya tescil edilmelerinden, ayrıca tesis kadastrosunda kullanılan ölçü tekniği ile teknolojisinin ve alan hesaplama yönteminin teknik yönden yetersiz oluşundan kaynaklandığının, güncelleme (uygulama) kadastrosundaki sınır tipi değerlendirmelerinin mevzuat hükümlerine uygun olduğunun, bu hali ile güncelleme (uygulama) kadastrosunda hata olmadığının tespit edilmesi karşısında,
davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı" belirtilerek, istinaf başvurusu esastan reddedilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı davacı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve Kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.